
Sedm bílých plášťů
Yonetmen: Zdeněk Kubeček
Vizyon Tarihi: 10 Ağustos 1990
Oyuncu Kadrosu

Petr Haničinec
Jaroslav Vacek

Hana Maciuchová
MUDr. Šebková

Gabriela Vránová
Jáklová

Zlata Adamovská
Milada Prokešová

Miroslava Pleštilová
Jana Číhalová

Lukáš Vaculík
Slávek Hruška

Zdena Hadrbolcová
Hrušková

Ladislav Mrkvička
Šimera

Dagmar Havlová Veškrnová
Ema Suchá

Luba Skořepová
Anna Burešová
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak

1950'li yılların sonuna doğru genç ve kaygısız olmak, mavi suların ortasında güneşin ısıttığı İtalya'da Tom Ripley'in (Matt Damon) şiddetle arzuladığı, ancak Dickie Greenleaf'in (Jude Law) yaşadığı bir hayat tarzı...Dickie'nin varlıklı armatör babası Tom'dan playboy oğlunu evine Amerika'ya geri getirmesini istediğinde, Dickie ve kendisi gibi yabancı kız arkadaşı Margi Sherwood (Gwyneth Paltrow), Ripley'in onların hayat tarzını ele geçirmek için yapabileceklerinden ve karşı karşıya kalacakları tehlikenin boyutlarından asla şüphelenmezler.
Yetenekli Bay Ripley

Litvanya’da Sovyet yetimhanesinde kalan on altı yaşındaki Hannibal Lecter yetimhanedeki arkadaşlarıyla anlaşamamaktadır. Geceleri kız kardeşiyle ilgili korkunç kabuslar gören Hannibal sonunda yetimhaneden kaçar ve amcasının yaşadığı Paris’e gider.Fakat Hannibal, Lecter Şatosu’na geldiğinde amcasının ölmüş olduğunu keşfeder. Amcasının dul eşi Murasaki Shibuku ona evini açar ve bu gizemli kadın onu, yemek, müzik ve resim hakkında eğitir. Fakat Hannibal bir türlü onu kovalayan geçmişinden ve gördüğü korkunç kabuslardan kurtulamamaktadır. Tıp eğitimi almaya başlayan Hannibal kabuslarında gördüğü savaş suçlularını aramaya karar verir. Tek bir amacı vardır. Açlıktan ölmemek için gözleri önünde küçük kız kardeşini yiyen adamlardan intikam almak.
Hannibal Doğuyor

Film detaylari icin tiklayin...
Party Monster

Jean Baptiste Grenouille, 18.yy da Paris’te dünyaya gelmiş olup, son derece değişik bir karakterdir. Her türlü kokuya karşı sıra dışı bir algısı vardır. Duyarlılığı çok yüksektir. Öte yandan diğer duyuları aksine gelişmemiştir. Arzu ettiği kokulara sahip olmak uğrunda her şeyi yapmaya hazırdır. Buna insan öldürmek de dahil. Bir gün kendine ait bir ten kokusunun olmadığını fark eder. Bu durumda tek çare vardır. Ona insan kokusu gerekir. Yeni baştan yaratacağı bir insan kokusu. Bunu elde etmek için de insanlara gereksinimi vardır. Patrick Süskind’in aynı adlı romanından uyarlanan film, koku ile var olabilen Jean Baptiste’in trajedisini anlatmaktadır.
Koku: Bir Katilin Hikayesi

Monty Brogan, uyuşturucu aleminin kralı olmuş, fakat çekirge misali uzun süre yakalanmadan yaşamayı başarsa da sonunda yakayı ele vermiştir. 7 yıllık hapishane serüveninin başlamasına tam olarak 24 saat kalmıştır.Özgürlüğünün son gününü yakın arkadaşları ve kız arkadaşıyla geçirmeye karar verir. Saatler ilerledikçe, beklemediği olaylar kozasını Brogan için örmeye başlar.Spike Lee yönetmen koltuğunda oturduğu filmini oldukça ufak bir bütçeyle çekmiş. Buna rağmen Edward Nortan, Philip Seymour Hoffman, Barry Pepper gibi isimlerden oluşan oldukça sıkı bir oyuncu kadrosunu barındırıyor. Yönetmenin 11 Eylül olaylarının hemen arkasından motor dediği film, tüm Amerika’da, özellikle de New York’da yaşanan toplumsal değişimler ve hortlayan ayrılıkçı politikaları hedefine alıyor.
25. Saat

Film detaylari icin tiklayin...
The Big Sleep

Charlie, barlarda piyano çalarak hayatını kazanmaya çalışan bir piyanisttir. En büyük sorunlarından biri mafyayla başı derde giren kardeşi Chico'dur. Kardeşini bu belalı adamlardan kurtarmak için ona yardım eden Charlie, bu sefer de kendisini büyük bir belaya bulaştırır. Kardeşine yardım etmesinden dolayı, bu sefer de mafyanın kendi peşine düşmesi ile sıkı bir mücadelenin içine girer. Bu mücadelede ona en çok desek veren de piyano çaldığı barda çalışan Lena'dır. Lena'nın Charlie'ye duyduğu büyük aşk, tüm tehlikelerine rağmen sevdiği adamın yanında olmasını sağlar. İkilinin gittikçe artan yakınlaşması ile Charlie'nin geçmişi hakkındaki bazı gerçekler de ortaya çıkacaktır. Charlie, acaba gerçekten Charlie değil midir?
Piyanisti Vurun

Film detaylari icin tiklayin...
Pikajuna pohjoiseen

Patrick Bateman, aileden zengin bir adamdır. Gençliği ve yakışıklı olması, kendisine hem işinde hem de sosyal hayatında avantajlar sağlamaktadır. Oldukça sıradan bir hayata kapılıp gidiyormuş gibi görünen Bateman'ın hayatının karanlık tarafın ise oldukça derinliklidir. Bateman, insanları sebepsiz yere öldürmekten hoşlanan ve öldürdüğü insanların vücutlarından hatıra olarak aldığı parçaları evinde saklayan bir akıl hastasıdır. Bunu kendisi dışında kimse bilmemektedir.
Amerikan Sapığı

Klasik hikaye, çalıştırıldığı yerden kaçan yetim çocuğun, Londra sokaklarında bir yankesici ile tanışmasını ve yankesiciliği öğrenmesini anlatıyor.