

Il fantasma dell'Opera
Yonetmen: Dario Argento
Vizyon Tarihi: 20 Kasım 1998
Oyuncu Kadrosu

Julian Sands
The Phantom

Asia Argento
Christine Daaé

Andrea Di Stefano
Baron Raoul De Chagny

Nadia Rinaldi
Carlotta Altieri

Coralina Cataldi-Tassoni
Honorine

Bubik István
Ignace, the rat-catcher

Lucia Guzzardi
Madame Giry

Aldo Massasso
Pourdieu

Zoltan Barabas
Poligny

Gianni Franco
Montluc
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak

Gizemli ölümlerin meydana geldiği bir sırada, izleyenlerin 7 gün sonra öldüğü esrarlı bir video kasetin varlığı kulaktan kulağa dolaşmaktadır.Böyle söylentilere kulak asmayan bir kadın gazeteci olayları araştırmaya karar verince, kendini tehlikeli ve ölümcül bir oyunun ortasında bulur.Kaseti izleyen gazetecinin gerçekten yedi gün ömrü mü kalmıştır, yoksa tüm bunlar bir şehir efsanesinden mi ibarettir? Zamana karşı amansız bir yarış başlamıştır.
Halka

Film detaylari icin tiklayin...
THE SOUND OF DEATH

Filmde Irma adında bir sokak yosması hem boşvermiş hem de sokaktaki satıcısından çeken bir kadındır. Sokaktaki kadınlar çalışırken satıcıları para kazanmakta ve meşhur barda harcamaktadır. Bir gün Fahişelerin çalıştığı sokağa atanan Fransız polis memuru Nestor, sokakta süren ticareti fark edip, baskın yapar. Polisle kadın tüccarları arasındaki anlaşmaya sekte vurunca da işinden olur...Sokağa düşen Nestor, İrma'ya aşık olmuştur. Onun diğer erkeklerle görüşmesini kıskanmakta ve bir çözüm aramaktadır...
Sokak Kızı İrma

Sinemada gösterildiği yıllarda , tartışmalı biçimde, tamamen yanlış anlaşılmalarla dolu ve utanç verici biçimde eleştirilen, ama uzun yıllar sonra şimdi ,sadece Rossellini'nin en iyi filmlerinden biri olarak anılmakla kalmayıp, aynı zamanda modern sinemanın temel elementlerinden biri olarak hak ettiği yeri bulmuştur. Küçük bir ipucu verelim : Bir evlilik, İtalya'ya yapılan bir seyahat esnasında kötüye gider, biz de izleriz.
İtalya'ya Yolculuk

1. Dünya Savaşı sona ermekteyken, Mathilde isimli genç bir Fransız kadının en büyük savaşı başlamak üzeredir. Mathilde, nişanlısı Manech’in savaş mahkemesinde hüküm giyerek Fransa-Almanya ordularının arasında kalan tarafsız bölgeye gönderilen beş adamdan biri olduğunu ve bunun neredeyse ölüm demek olduğunu duymuştur. Manech’ini sonsuza dek kaybettiğini kabullenmek istemeyen Mathilde, sevgilisinin yazgısını öğrenmek için olağanüstü bir yolculuğa koyulur. Her dönemeçte Manech’in bu son günleri, bu son anları nasıl geçirdiğine dair farklı yorumlar duyar. Yine de asla yılmaz... İnatla sürdürdüğü neşeli tavırları ve umudunun güçlendirdiği şaşmaz inançla, soruşturmasını sonuna kadar götürürken kendisine yardım edenleri ikna, etmeyenleri de gözardı eder. Beş talihsiz asker ve aldıkları vahşet dolu ceza hakkındaki gerçeğe yaklaşırken, savaşın dehşetine ve hayatlarını etkilediği insanlarda bıraktığı izlere de yakından tanık olur...
Kayıp Nişanlı

Jean-Luc Godard'ın başyapıtı Pierrot le Fou (Çılgın Pierrot), yönetmenin uzun ve parlak kariyerinde önemli bir kilometre taşıdır. Karışık bir dönüm noktası olan film, Godard'ın Breathless (Nefes Nefese, 1960) ve Vivre Sa Vie (Hayatını Yaşamak, 1962) gibi eserlerinin deneysel yaşam gücü ve Week End (Hafta Sonu, 1967) ve Wind from the East (1969) gibi son derece politik, alaycı ve acı bir biçimde komik filmleri arasında kalır. Pierrot le Fou, her ikisinin öğelerini de barındırır ve sırf bu nedenle izleyici için zengin bir deneyim fırsatı sunar. Ancak filmin sahip olduğu bir başka koz da gerçek güzellik duygusu. Eleştirmenler, Godard'ın polemik yaratan üslubuna karşın zarif bir biçimde güzel filmler de yaptığını unutmaya meyilli ama Pierrot le Fou, hiç kuşkusuz Contempt'le (1963) birlikte, bu açıdan değerlendirilmeli.
Çılgın Pierrot

Film detaylari icin tiklayin...
Inoperable

Büyükbaba, yatağın ucunda torununa, babadan oğula geçen bir masalı anlatmaktadır. O anlatmaya devam ettikçe masal canlanmaya başlar. Prens Humperdinck, güzel prenses Buttercup ile evlenmek istemektedir. Ancak prensesin bu kötü kalpli prenste gönlü yoktur. Bunun üzerine Buttercup kaçırılır. Onu kurtacak kişi çocukluğunda prensese aşık, şimdi ise aranan bir korsan olan Westley'dir. Westley prensesin izinden giderken kötü kalpli şövalyeler, devler ve süper güçlere sahip yaratıklarla savaşmak zorunda kalacaktır.
Düğün Çiçeği

Jason Bourne’in tek isteği ortadan kaybolmaktır. Ancak kaybolmayı başaramadığı gibi kendisini yaratanlar tarafından ele geçirilir. Hafızasını ve sevdiği tek insanı kaybetmiş olan Jason Bourne, iyi eğitimli yeni kuşak katillerin yoğun ateşi altındadır. Artık sadece tek bir hedefi vardır: Başlangıca dönmek ve kendisinin kim olduğunu bulmak.
Son Ültimatom

Film detaylari icin tiklayin...