

Stardust Memories
Yonetmen: Woody Allen
Vizyon Tarihi: 26 Eylül 1980
Konu
Woody Allen filmografisi içinde mütevazi, ama iyi bir yer tutan küçük ve oldukça sempatik bir film. Siyah-beyaz film, Allen'ın bir sanatçı olarak her zaman varolan yaratma komplekslerini en çok dışavuran film olarak biliniyor. Fellini'nin unutulmaz filmi "Sekiz Buçuk"a bir gönderme niteliğindeki filmde ünlü bir sinema yönetmeni olan Sandy, Stardust Oteli'nde düzenlenen bir festivale katılır. Bunalımın eşiğindeki sanatçı burada da hayranlarının ve eleştirmenlerin tacizinden bir türlü kurtulamaz. Üstüne üstlük içinde gitgide artan korku ve komplekslerle karşılaşarak zor günler geçirmektedir. Sandy, festival süresince hayatını ve yaptığı işleri bir kez daha gözden geçirecektir.
Oyuncu Kadrosu

Woody Allen
Sandy Bates

Charlotte Rampling
Dorrie

Jessica Harper
Daisy

Marie-Christine Barrault
Isobel

Tony Roberts
Tony

Daniel Stern
Actor

Amy Wright
Shelley

Helen Hanft
Vivian Orkin

John Rothman
Jack Abel

Eli Mintz
Old Man
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak

Film detaylari icin tiklayin...
Cantinflas

Dante ile Randal yeni bir görev üstlenirler. Bu görevleri icabı Jay ile Silent Bob lakaplı ikilinin, şehirlerarası yol kenarındaki bir süper market önünde uyuşturucu satmalarını önlemektir. Ancak bu sırada kendilerine çok benzeyen iki kişinin başından geçen maceraların çekileceği bir film yapılmak üzere olduğunu duyarlar. bu filmde oynamak üzere aranan tanınmamış aktörler olabilmek için hemen onlarla birlikte yola çıkarlar ve elde edecekleri büyük para ile ne kadar rahat yaşayacaklarını ve artık kimsenin onları itip kakamayacağı bir hayatları olacağının hayallerini kurmaya başlarlar. Ancak önlerindeki uzun yolculuk boyunca onları bir sürü sürpriz beklemektedir.
Sessiz ve Derinden

Film detaylari icin tiklayin...
Heckler

İkinci sahnede Charlie kırlardadır. Orada rastladığı bir genç kıza (Edna) keman çalar. Edna aslında zengin bir ailenin kızıdır; fakat çingenelerce kaçırılmıştır ve köle gibi kullanılmaktadır. Kızı çok seven ve durumuna üzülen Charlie, çeşitli numaralarla onu çingene kampından kaçırır. Birlikte kırlarda bir arabanın içinde yaşamaya başlarlar. Bir gün ilham arayan genç bir ressam onların olduğu yere gelir ve Edna'yı çok beğenip onun bir portresini yapar. Edna da bu nazik adamdan hoşlanır. Bu ressamın sergisine gelen Edna'nın annesi resimdekinin yıllardır aradığı kızı olduğunu fark edince ressamın yardımıyla hemen onu bulur. Yaptığı iyilikler için Charlie'ye para vermek ister ama Charlie almaz. Edna, ailesi ve ressam tarafından götürülür ve yalnız kalan Charlie kahrolur. Fakat film mutlu sonla bitecek, aslında âşık olduğu kişinin ressam değil de Charlie olduğunu fark eden Edna geri gelip Charlie'yi de alıp götürecektir
Avare

Paul Javal isimli bir senarist Fritz Langin yeni filmi için bir senaryo yazması için işe alınır. Maddi sıkıntılar nedeniyle hayatını düzene oturtmakta zorlanan Paul, genç ve güzel karısı Camilee'i çok sevmektedir. Homeros'un Odysseia eserinden uyarlanacak olan filmin senaryosu için aldığı sipariş bir süre sonra Paul'ün hayatını allak bullak eder ve karısı ile olan mutluluğu da bozulmaya başlar. Üstelik bunda en büyük sorumluluk da filmin yapımcısındadır. Filmde Alman sinemasının büyük ismi Fritz Lang kendisini canlandırmaktadır. Camille Javal, ismi ise Bardotun gerçek adıdır. Godard'ın seyircilerle en fazla yakınlık kuran filmlerinden biri de denilebilir. Filmdeki senarist, bir zaman sonra kendi yazdığı filmin başkahramanına dönüşürken Godard sinema dili üzerine yine özgün fikirler vermektedir.
Nefret

Yönetmen Monroe Lizbon üzerine siyah-beyaz bir sessiz film çekmeyi dener, ancak başarısız olur; arkadaşı olan ses mühendisi Phillip Winter’den yardım ister. Ancak Phillip yardımda geç kalır; geldiğinde başlanıp yarım kalmış bir filmle karşılaşır. Monroe ortadan kaybolmuştur.
Lizbon Hikâyesi

1933 yılında film yapımcısı Carl Denham, başrol oyuncusu güzel Ann Darrow'un da bulunduğu bir ekiple, egzotik Kafatası Adası'na gelir. Burada Ann'in güzelliğinden etkilenip ona aşık olan King Kong adlı dev bir goril ile karşılaşırlar.
King Kong

Sessiz sinema doneminin unutulmaz yapitlari arasinda yer alan ve kurgu ile belgesel anlayisin icice gectigi film, 1920’lerin Berlin’inde yasayan kendisini canlandiran, oyunculuk deneyimi olmayan bes genc Berlinli’nin bir Pazar gununu anlatiyor. Bir hikâye anlatmaktan ziyade o tatil gununun rahatligini pelikul uzerinde belgelemektir amaci. Kamera filmin buyuk bolumunde sokaklarda, gercek mekânlardadir. Bu baglamda hem Siirsel Gercekcilik’in hem de Italyan Yeni Gercekciligi’nin oncusu sayilir. Nazi Partisi’nin iktidara gelmesinden sadece birkac yil oncesinin Almanyasi’ni ve bambaska bir ruh halini gostermesi bir yana, yaraticilarinin tumunun III. Reich doneminde Hollywood’a kacip, orada une kavusmasiyla da ayrica sinema tarihinde onemli bir yere sahiptir…
Bir Pazar Günü

Guido Anselmi son filminin hazırlıkları ile uğraşan bir yönetmendir. Herkes onun eski işlerine bakmakta ve ondan büyük bir iş beklemektedir. Çevresindekilerden bir huzur bulamayan Guido yeni filmi için parlak bir fikir de bulamamaktadır. Tüm bunlar yetmezmiş gibi hayatındaki kadınlar da ona rahat vermez. Guido giderek boğulduğunu hissetmektedir.
Sekiz Buçuk

Film detaylari icin tiklayin...