

Asit Evi
The Acid House
“Bugün her şey çok kötü... Ama yarın... Daha da kötü olacak!”
Yonetmen: Paul McGuigan
Vizyon Tarihi: 31 Aralık 1998
Konu
Üç kısa hikayeden oluşan "ASİT EVİ " kişilerin kalplerine ve akıllarına girip, insan yapısının en karanlık ve en derin köşelerine erişmektedir. BAHŞEDİLMİŞ YILDIZLIK: Boab Coyle çok şanslı biriydi. Ailesinin yanında yaşıyordu. Çok sevdiği Granton Star futbol klübünde oynuyordu ve çok güzel bir kız arkadaşı vardı. Ama bir şans eseri Tanrı ile yaptığı görüşme bunu sonsuza dek değişitirecekti. ZAYIF YÖN: İşte Johnny, çok zayıf bir yönü var. Etrafındakiler onu çok kolay etkileyebilmektedir. Böyle bir kişinin psikopat komşusu Alec karşısında ne yapabileceğini bir düşünün. Öyle bir komşu ki onun elindeki her şeyi, hatta karısını bile elinden almış olsun. ASİT EVİ: Coco Bryce hap alıp uçmaya çok heveslidir. Ama bir gece aldığı haplar biraz fazla kaçınca beyninde bir elektriklenme olur ve beyni, Rory ile Jenny'nin doğan bebeğinin beynine geçer. Şimdi aklı başından geçmiş bir yetişkin ile sarhoş ve küfürbaz bir bebeği nasıl idare edersiniz?
Oyuncu Kadrosu

Ewen Bremner
Coco Bryce

Kevin McKidd
Johnny

Stephen McCole
Boab

Jemma Redgrave
Jenny

Martin Clunes
Rory

Maurice Roëves
God
Arlene Cockburn
Kirsty

Michelle Gomez
Catriona
Gary McCormack
Larry

Jenny McCrindle
Evelyn
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak

Hapisten yeni çıkan neo-nazi Adam, topluma hizmet etmek üzere papaz Ivan'ın yanına gönderilir. Ivan ona kilisenin önündeki elma ağacının meyveleriyle bir elmalı kek pişirme görevi verir. Bu arada elmalar kuşların, solucanların ve şimşeklerin saldırısına uğrar. Ivan, Şeytan tarafından sınandıklarına inanır. Adam ise Tanrı tarafından sınandıklarını düşünmektedir, çünkü belki de kötülük diye bir şey yoktur * güldürken yaralayan bir film
Adem'in Elmaları

Oldukça yetenekli olmasına karşın işine karşı hiçbir ruh beslemeyen bir fotoğrafçı, amaçsız bir şekilde bir çok insanın ya da modelin fotoğrafını çekmektedir. Bir gün parktaki bir çiftin fotoğrafını çeker. Eve dönüp karanlık odada fotoğrafı büyütünce hiç farketmediği bir durum dikkatini çekiverir. Fotoğraf karesi, işlenen bir suçun en çarpıcı kanıtı olmuştur * Bir şeyin gerçek olup olmadığını nesnel kanıtlarla değil, gerçekliğini savunan kişinin inancıyla ölçülebileceğini anlatan film, muhakkak izlenmesi gereken başarılı bir yapım. Usta yönetmen Michelangelo Antonioni'nin başyapıtlarından biri sayılan Blowup, zenginlik ve şöhretin insanın yalnızlığına ve ruhunun ihtiyaçlarına çözüm sağlayamayacak değerler olduğunu anlatan önemli bir yapım olarak sinema tarihinde yerini alıyor * Öncelikle bu filmi bütünlemesine anlamak için Julio Cortazar'ın aynı isimdeki öyküsünü okumalısınız
Cinayeti Gördüm

Genç araba hırsızı Jesse, Las Vegas'tan çaldığı bir arabayla L.A.'ye doğru yol alırken bir polisi vurur. Bu olay sonucunda Meksika'ya kaçmaya çalışan Jesse birkaç günden beri tanıştığı ve aşık olduğu Fransız bir öğrenci olan Monica'yı da yanında götürmeyi ister. Kaçış devam ederken polis onlara yaklaşmaktadır ve sonunda gazetede Jesse'in suçunu gören Monica, Jesse'i polise ihbar eder...
Nefes Nefese

60'ların başından 70'lerin ortalarına dek süren çalkantılı süreçte geçen RÜYA KIZLAR, umut vaat eden "The Dreamettes" adlı müzik grubunu kuran Effie (Jennifer Hudson), Deena (Beyoncé Knowles) ve Lorrell (Anika Noni Rose) adlarındaki üç kızın yükseliş hikayesini anlatıyor. Hırslı menajer Curtis Taylor, Jr. (Jamie Foxx), bir yetenek yarışmasında keşfettiği kızlara, hayatlarının teklifini yaparak; onlara as sanatçı James "Thunder" Early (Eddie Murphy)'nin yardımcı sanatçıları olmalarını teklif eder. Curtis zamanla kızların görünüşlerinin ve seslerinin kontrolünü ele alır ve halkın büyük ilgisini uyandıran kızların sonunda kamuoyunda, kendi dışa vurumlarının ifadesi olan "The Dreams-Rüyalar" ismi ile anılmasını sağlar.
Rüya Kızlar

Alejandro González Inarritu'nun Babel'inde, Fas'ta turistik geziye çıkan Amerikalı evli çiftin başına gelen trajik bir olay, dünyanın farklı ülkelerindeki dört ailenin yaşamında olaylar zincirini harekete geçirir. Koşullar açısından birbirine bağlı olan ama kıtalar, kültür ve dil açısından birbirinden ayrışan karakterlerin her biri, gerçek huzur ve teselliyi sadece aile kavramının sağlayabileceğini keşfeder.
Babil

1950'li yılların sonuna doğru genç ve kaygısız olmak, mavi suların ortasında güneşin ısıttığı İtalya'da Tom Ripley'in (Matt Damon) şiddetle arzuladığı, ancak Dickie Greenleaf'in (Jude Law) yaşadığı bir hayat tarzı...Dickie'nin varlıklı armatör babası Tom'dan playboy oğlunu evine Amerika'ya geri getirmesini istediğinde, Dickie ve kendisi gibi yabancı kız arkadaşı Margi Sherwood (Gwyneth Paltrow), Ripley'in onların hayat tarzını ele geçirmek için yapabileceklerinden ve karşı karşıya kalacakları tehlikenin boyutlarından asla şüphelenmezler.
Yetenekli Bay Ripley

61 yıl önce Amerikan işgal kuvvetlerin karşı Iwo Jima Adası'nı savunan Japon askerlerinin ve başlarındaki generalin hiç anlatılmamış öyküsüyle karşımıza çıkıyor. Iwo Jima'daki askerler arasında; yeni doğan kızını görmekten başka bir isteği olmayan fırıncı Saigo; becerisi ve onuruyla dünyaca tanınan Olimpiyat şampiyonu binici Baron Nishi; idealizmi henüz savaş sınavından geçmemiş eski bir askeri polis olan genç Shimizu ve teslim olmaktansa intiharı yeğleyebilecek katı bir asker olan Teğmen Ito vardı. Savunmaya önderlik eden isim ise, Amerika'ya yaptığı yolculuklarla savaşın umutsuz doğasını anlamış ama aynı zamanda Pasifik'in ötesinden gelen devasa Amerikan filosunu yenmek için gereken stratejiyi kavramış olan Tuğgeneral Tadamichi Kuribayashi idi...
Iwo Jima'dan Mektuplar

Film detaylari icin tiklayin...
Party Monster

Film detaylari icin tiklayin...
L'Homme qui aimait les femmes

Jean Baptiste Grenouille, 18.yy da Paris’te dünyaya gelmiş olup, son derece değişik bir karakterdir. Her türlü kokuya karşı sıra dışı bir algısı vardır. Duyarlılığı çok yüksektir. Öte yandan diğer duyuları aksine gelişmemiştir. Arzu ettiği kokulara sahip olmak uğrunda her şeyi yapmaya hazırdır. Buna insan öldürmek de dahil. Bir gün kendine ait bir ten kokusunun olmadığını fark eder. Bu durumda tek çare vardır. Ona insan kokusu gerekir. Yeni baştan yaratacağı bir insan kokusu. Bunu elde etmek için de insanlara gereksinimi vardır. Patrick Süskind’in aynı adlı romanından uyarlanan film, koku ile var olabilen Jean Baptiste’in trajedisini anlatmaktadır.