
What Could Have Been
Yonetmen: Shea Wageman
Vizyon Tarihi: 10 Temmuz 2017
Oyuncu Kadrosu
Frank Topol
Richard

Matthew Harrison
William
Joely Collins
Catherine

Conner Dwelly
Marie
Paul Fowles
Shop Owner

Marcus Hondro
Marcus
Connor Christopher Levins
Sammy

Kelly McGillis
Margaret
Shannon Powell
Jackie

Parmiss Sehat
Girl in line
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak

Gerçeğin, güzelliğin, özgürlüğün ve aşkın kutlamasının yapıldığı 1900'lü yılların göz alıcı, parlak fakat kötü şöhretli gece kulübünün adıdır Moulin Rouge... Satine, bu gece kulübünün parıldayan elması, en güzel yıldızı ve şehrin en tanınmış fahişesidir. Ama gece kulübünü finanse edecek zengin bir adamın takıntısı olmakla, gerçekten aşık olduğu beş parasız bir şair arasında seçim yapmak zorunda kalacaktır.
Kırmızı Değirmen

Günümüz Londra'sında birbirine yabancı iki çiftten birindeki adamın, diğer çiftteki kadınla tanışmasıyla tesadüfler arka arkaya gelmeye başlar. Birbirlerine duydukları anlık hislerse aldatmaları beraberinde getirir.İngiliz bir gazeteci olan Dan, mesleğini çok ciddiye alan ve kariyer yapmak isteyen biridir. Ancak, onun görevi gazetedeki ölüm ilanları yazmaktır. Dan, genç bir striptizci olan Alice'ten etkilenir. Ancak, fotoğrafçı Anna'yla tanışınca, duygularına ve ihtirasına hakim olamaz.
Daha Yaklaş

Uyarlanması en zor yazarlardan biri olarak bilinen Franz Kafka bu filmde Soderbergh'in usta yorumuyla unutulmaz bir film karakteri olarak çıkıyor karşımıza. Olaylar 1919 yılında Prag'da geçiyor. Jeremy Irons'un kusursuz canlandırdığı Kafka gündüzleri büyük bir sigorta şirketinin kasvetli ofisinde çalışmaktadır, geceleri de hamamböceğine dönüşen bir adam hakkında hikâyeler yazmaktadır. Bir gün Kafka'nın yakın arkadaşı öldürülür ve şüpheler üzerinde toplanır. Çekingen ve ürkek biri gibi duran Kafka harekete geçer ve arkadaşının sevgilisi Gabriela'ya ulaşarak olayı araştırmaya başlar. Bu noktada film memur ajanların ve anarşistlerin kıyasıya kapıştığı, işkence şatolarının yükseldiği, ürkütücü 'kafkaesk' bir dünyaya kapı açar.
Kafka

Film detaylari icin tiklayin...
The View from Pompey's Head

BBC yapımı bu televizyon filminde, İngiliz edebiyatının en önemli eserlerinden kabul edilen ve bir zamanlara damga vuran Uğultulu Tepeler (Emily Brontë), Jane Eyre (Charlotte Brontë), Şatodaki Kadın (Anne Brontë) romanları hem televizyon hem de beyazperdeye aktarılan (Şatodaki Kadın hariç) Brontë kız kardeşlerin bu sefer de büyük bir adanmışlık ile geçen inanılmaz yaşam hikâyeleri beyazperdeye aktarılıyor. Kardeşlerin ilham verici yaşam hikayeleri 1800’lü yılların İngiltere’sinin kadınlara yönelik baskıcı ve tekdüze hayat düzenine karşı bir başkaldırı ve kendini gerçekleştirme mücadelesi çerçevesi içerisinde inceleniyor.
Görünmeden Yürümek: Brontë Kardeşler

Bir zamanlar iyi şeyler yazan fakat sonra kişiliğiyle birlikte ilhamını da kaybeden roman yazarı Ted Cole ( Jeff Bridges ), artık dağınık görünüşlü, çapkın ve alkolik bir adama dönüşmüştür. Ted, alkollüyken yakalanarak ehliyetini kaptırmıştır ve bu arada da, bir ayrılık denemesi için sahil evinde kaldığı zaman, onu istediği yere götürecek bir şoföre ihtiyacı vardır. Ted'in asıl amacı ise çok sonra ortaya çıkar. Adam, karısıyla genç delikanlıyı sık sık evde yalnız bırakır. Eddie, kısa sürede Marion'a aşık olur ve oğullarının kaybını hala kabullenememiş olan Marion ise genç adama karşılık verince, evin dengesi iyice bozulur.
Giriş Kapısı

Beyaz Saray’dan uzaklaşmak zorunda kaldıktan sonra Richard Nixon tam üç yıl süren derin bir sessizliğe gömülmüştür. Nixon 1977 yaz aylarına gelindiğinde bir televizyoncuyla karşılıklı oturup “teke tek” formatında yapılacak ve canlı yayınlanacak çok özel bir televizyon söyleşisi yapmayı kabul eder. Kendi ofisinde yapılacak bu söyleşide başkanlığına son veren Watergate gizli dinleme skandalıyla ilgili gelen tüm sorulara istisnasız cevap verecektir. Deneyimli Kurt politikacı Nixon, bu söyleşi için o dönemde henüz çaylak kabul edilen İngiliz sunucu David Frost’u seçerek herkesi şaşırtır. Amacı başa çıkabileceğini umduğu deneyimsiz ve çaylak gazeteciyi alt ederek Amerikalıların kalbinde kendisini temize çıkartmayı garantilemektir.
Frost/Nixon

Fakir bir çevrede büyüyen Angel’ın en büyük hayali ünlü bir yazar olmaktır. Ancak kimse, hatta annesi bile onun bu hayaline inanmamaktadır.
Angel

Ailesi İtalya'dan Arjantin'e, oradan da New York'a göç eden 17 yaşındaki toy delikanlı Bernie, bir süredir kayıplara karışmış olan ağabeyini bulmak için Buenes Aires'e gider. Ağabeyini bulduğunda kendi beklentilerine uymayan bir kişilik görür. Ağabeyi Tetro, havai ve melankolik bir şairdir ve kız arkadaşı Miranda ile birlikte yaşamaktadır. Bernie onların yanında yaşamaya başlar ve ağabeyi ile ortak geçmişlerini sorgulamaya koyulurlar.
Tetro

Shaun Brumder (Colin Hanks) zeki, yetenekli fakat dağınık ve miskin bir Güney Kaliforniya sörfçüsü olmaktan memnundur, ta ki bir gün ünlü yazar Martin Skinner'ın bir romanıyla karşılaşana kadar. Romandan ilham alarak birden hayatının en büyük tutkusunu keşfeder: sıkıcı Orange County'den ayrılıp Stanford Üniversitesi'nde yaratıcı yazarlık okuyacaktır. Ama idari bir hata sonucunda kaydı kabul edilmeyince, Shaun doğduğu yerlerin kabusundan kaçma hayalini gerçekleştirebilmek için sadece kız arkadaşı Ashley'den (Schuyler Fisk) değil, iflah olmaz anne babası (Catherine O'Hara ve John Lithgow) ve otbaz kardeşi Lance'den (Jack Black) de yardım istemek zorunda kalır ve kendini bir dizi komik durumun içinde bulur.