

Sonsuz
Bez końca
Yonetmen: Krzysztof Kieślowski
Vizyon Tarihi: 17 Haziran 1985
Konu
Genç bir avukatın hayaleti sıkıyönetimden sonra dünyayı gözlemler. Üç motif iç içe geçmiştir. Genç avukatın savunmayı düşündüğü bir işçi, muhalif eylemcilerden olmakla suçlanmaktadır, ancak bu eylemci şimdi bir tür uzlaşmaya razı olmuş yaşlı bir avukat tarafından savunulur. Avukatın dul karısı ancak kocası öldükten sonra onu ne kadar çok sevdiğinin farkına varır ve içinde taşıdığı boşlukla başa çıkmaya çalışır. Filmde metafiziksel öğe de mevcuttur. Artık orada bulunmayan bir adamdan, ardında bıraktıklarına gönderilen işaretler.
Oyuncu Kadrosu

Grażyna Szapołowska
Urszula Zyro

Maria Pakulnis
Joanna Stach

Aleksander Bardini
Mieczysław Labrador

Jerzy Radziwiłowicz
Antek Zyro

Artur Barciś
Dariusz Stach

Michał Bajor
Miecio

Marek Kondrat
Tomek

Tadeusz Bradecki
Hypnotizer

Danny Webb
American
Krzysztof Krzemiński
Jacek Zyro
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak

Film detaylari icin tiklayin...
Tränen der Sextner Dolomiten

Film detaylari icin tiklayin...
Una escalera hacia la Luna

4 Haziran 1776. Fransa ve İngiltere neredeyse dünyanın gidişatına yön verir hale gelmiştir. Bu iki ülke arasında, güç elde etme konusunda yıllardır süren açık bir düşmanlık vardır. Amerika, İngiliz İmparatorluğunun aç gözlülüğünün bir ödülüdür adeta... Bağımsızlık bildirgesi henüz verilmiş, İngiliz hükümeti de bu isyanı bastırmak için Long Island da büyük bir deniz donanması hazır etmiştir. New York'lu avcı Tom Dobb, oğlu Ned'in kötü niyetli çavuş Peasy yüzünden zorla İngiliz ordusuna katılması üzerine, istemeyerek de olsa Amerikan başkaldırısına dahil olur.
Devrim

Yakınları tarafından çok sevilen Bertram Pincus günün birinde ölür. Ama Pincus'un bu ölüm durumu sadece 7 dakika sürer. 7 dakikalık bu aradan sonra hayatına geri dönen Pincus'un artık tüm hayaletleri ve daha önce ölen herkesi görebilme gibi bir yeteneği vardır. Ancak bu yetenek ona fayda değil zarar getirmeye başlamıştır. Çünkü tüm ölüler Pincus'dan bir şeyler talep etmeye başlamıştır. Bu durum onu ölülerle hayattakiler arasında komik bir elçi haline getirmeye başlar.
Hayalet Şehir

Kim Eun-ju, deniz kenarında ki evinden taşınırken evin yeni sahibine, kendisine gelen mektupları göndermesi için adresini içeren bir mektup yazar ve mektubu evin önünde ki posta kutusuna atar. Evin yeni sahibi Han Sung-hyun eve Il Mare ismini verir ve IL MARE yazan tabelayı evin girişine yerleştirir. Derken posta kutusunda ki mektubu fark eder ve alarak okumaya başlar. Mektupta evin eski sahibi, gelen mektupları yönlendirmesi için bir adres bırakmış, evin zemininde ki bir köpeğe ait olan pati izlerini çıkartamadığını belirtmiş ve Il Mare'in ona şans getirmesini dilemiştir. Sung-hyun ise o zamana kadar evde hiçbir pati izi görmemiştir, ayrıca eve daha yeni IL MARE ismini vermiştir. Tüm bunlar bir yana; evin yakınında ki bakkala evde kendisinden önce kimin oturduğunu sorduğunda kendisinin evin ilk sahibi olduğunu öğrenmiştir. Sung-hyun aklı karışık bir şekilde eve dönerken ufak bir köpeğin evin girişinde kendisini beklediğini görür.
Göl Evi

1950'lerde, sakin Ortabatı kasabalarının yoksul kesiminden gelen Jacey ve Doug Holt kardeşler, zengin ve sevimli Abbott kardeşlerin sevgisi için rekabet eder. Kadın katili Jacey, Eleanor ve Alice arasında gidip gelir ve sadece zengin genç kadınların kalbini kırmak ister. Ancak hassas Doug'ın Pamela ile gerçek bir ilişkisi vardır ve Jacey ve Abbott'un patriği Lloyd buna kaşlarını çatar.
Aşıklar

Hitchcock’un gerilim unsurlarını taşıyan bu klasik aşk öyküsü, çivisi çıkmış bir dünyada aşkları ve nihayetinde hayatları için mücadele eden iki sevgiliyi anlatır. Tuhaf bir yakın gelecekte, çevresel hasarlar anlık buzul çağına ve yerçekimi kaybına yol açmıştır. Dayanılmaz bir keder ve yalnızlık yaşayan insanlar, kalplerini aniden donduran ölümcül bir hastalığın tehdidi altındadır. Sokak köşelerinde ve havaalanlarındaki yürüyen merdivenlerde cesetler yatmaktadır. Polonya’daki evinden Kanada’daki bir öğretmenlik işine giden John, kısa süre sonra ayrılacağı karısı, dünyaca ünlü buz pateni yıldızı Elena’nın isteği üzerine boşanma kâğıtlarını imzalamak üzere New York’a uğrar. Kadının muazzam maiyeti onu sıcak bir şekilde karşılar ama John, Elena’nın çevresinde garip ve beklenmedik şeyler olduğunu çok geçmeden fark eder. Vaktiyle dost olarak tanıdığı insanların artık dosta benzer yanları yoktur.
Aşka Dair Her Şey

1945 baharında Rusya işgali altındaki Berlin'deyiz. Bombalar altındaki şehirde kalanlar başlarına gelecek felaketleri bekliyorlar.Şehre giren Rus askerleri, ele geçirdikleri Alman kadınlara tecavüz etmeye başlıyorlar. Hayatta kalma mücadelesi veren Alman bir kadın gazeteci, kaçınılmaz gibi duran tecavüzlerden korunmak için Rus bir binbaşıyla gönül ilişkisine giriyor. Bu sırada Berlin’in dört bir yanında işgalin trajik sonuçları yaşanıyor. Gerçek bir olaydan ilham alan filmde savaşın acımasız yüzüne tanık oluyoruz.
Berlin'de Bir Kadın

Film detaylari icin tiklayin...
ഗോഡ്സ് Own Country

Desiree ile yaşadığı ayrılık sonrası umutsuzluğundan kurtulamayan Zia bileklerini keserek intihar eder ve kendini sadece intihar eden insanların olduğu büyük çöllerle kaplı, sağda solda eski lastiklerin ve yanmış kanepelerin görüldüğü bir öteki dünyada bulur. Tesadüf eseri, Desiree'nin de onun intiharından birkaç ay sonra intihar ettiğini ve şu an kendisini aramakta olduğunu öğrenir ve Desiree'yi aramaya başlar. Eugene (kendisi elektrik ile öldüren bir Rus rockçı) ile birlikte Desiree'yi aramak üzere arabayla yola çıkarlar, bulundukları yerin sorumlularını aramakta olan ve yanlışlıkla bu yere alındığına inanan otostopçu Mikal'ı arabalarına alırlar. Kısa zamanda kendilerini Kneller'in kampında bulurlar, burada yaşanan küçük mucizelerin sayısı giderek artmaktadır. Mucizeler yaratan bir kral hakkında söylentiler duyarlar. Zia Desiree'yi bulabilecek midir? Peki ya bulduktan sonra ne olacak? Ölümün olduğu yerde umut da vardır.