

Çirkin Ördek Yavrusu ve Farecik
The Ugly Duckling and Me!
Yonetmen: Michael Hegner
Vizyon Tarihi: 10 Eylül 2006
Konu
Hans Christian Andersen’ın dillere destan masalı Çirkin Ördek Yavrusu’nun farklı bir uyarlaması olan bu eğlenceli ve şirin mi şirin hikaye, Çirkin Ördek Yavrusu ve annesi Ratso’yu anlatıyor. Üstüne üstlük “Ratso” bir baba olması gerekirken Çirkin Ördek Yavrusu için ‘anne’ rolünü kabul ediyor. Dürüst olmak gerekirse “Ratso”, Çirkin Ördek’in ne annesi ne de babası olabilecek nitelikte; çünkü “Ratso”, bir fare.Zavallı farecik Ratso’nun tek günahı Çirkin Ördek yumurtadan çıkarken onun yanında olması ve bir anda kendini ona bakmak için sorumlu hissetmesi. Ratso, kendi oğluna annelik yapamazken Çirkin Ördek’e nasıl babalık yapabilir ki? Biliyoruz, kafanız karıştı, tıpkı Ratso gibi...Hınzır şehir fareleri çetesinden kaçıp bir dolu kümes hayvanı ile bir çiftlikte barınmaya çalışmak nasıl hissettirir acaba? Özellikle de, emirleri kukladan alan bir kedi ile aynı çatıda yaşarken...Hayat kolay değil. Daha önce ördek yavrusu büyütmeye çalışmış herkes bunu söyleyebilir.
Oyuncu Kadrosu

Morgan C. Jones
Ratso / Frank (voice)

Paul Tylak
Wesley (voice)

Anna Nugent
Phyllis (voice)
Gary Hetzler
Stan (voice)
Danna Davis
Chickens (voice)

Barbara Bergin
Esmeralda (voice)
Michelle Read
Peep Olga (voice)
Hilary Cahill
Daphne (voice)
Kim Larney
Baby Ugly (voice)
Hillary Kavanagh
Pox (voice)
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak
Film detaylari icin tiklayin...
Knob

Genç ve mutlu bir çift olan Adam ve Barbara Maitland geçirdikleri trafik kazası sonrasında ölürler. Bu arada Charles ve Delia, kız kardeşleriyle birlikte New York'a gelerek Maitland'ların evlerini satın alırlar. Fakat Adam ve Barbara Maitland bu durumdan hiç hoşnut değildirler. Birer hayalet olmalarına rağmen tecrübesizlikleri yüzünden yeni ev sahiplerini evden uzaklaştıramazlar. Son çare olarak en kötü hayalet Beter Böcek'e başvururlar.
Beterböcek

Peri masallarının büyüleyici dünyasında mutlu bir şekilde yaşayan güzel prenses Giselle, kötü ruhlu kraliçenin gazabına uğrar. Aniden içine düştüğü yeni ve zorlu çevresinde hiçbir şeyin peri masallarındaki "sonsuza kadar mutluluk"kavramına uygun işlemediğini görünce şok olur. Hikaye kitaplarındaki tarzdaki bir romantizm, acaba gerçek dünyada varlığını koruyabilecek midir? Walt Disney Pictures?ın sunduğu ?Enchanted?ın yönetmenliğini ?Tarzan? ve ?Eloise At Christmas Time?dan tanıdığımız Kevin Lima üstlenmiş.
Manhattan'da Sihir

Film detaylari icin tiklayin...
Los Gatos

Film, 19. yüzyılın Viktorya dönemi atmosferinde geçer ve Victor adında utangaç bir adamın hikayesini anlatır. Victor, nişanlısı Victoria ile evlenmek üzereyken yanlışlıkla ölüler diyarından Emily adında bir ölü gelini diriltir. Emily, Victor’u kocası zanneder ve onu ölüler dünyasına götürür. Victor, gerçek aşkı Victoria'ya geri dönmeye çalışırken, iki dünya arasında gidip gelen karmaşık bir macera yaşanır.
Ölü Gelin

Film detaylari icin tiklayin...
武器よさらば

Hafta Sonu, Jean-Luc Godard’ın en vahşi ve en karışık filmi olabilir ki bu da önemli bir şey. Ancak Hafta Sonu, her şeyin ötesinde, yönetmenin en cüretkar filmi. Bu filmde her şey olabilir: Sıradan bir telefon konuşması absürd bir biçimde hoş bir müzik parçasına dönüşür, kahramanlarımız ormanda masal karakterleriyle karşılaşır ve baş karakterler gerçekten her an tüyler ürpertici sonlarla karşı karşıya gelirler. Godard’ın bir epizottan bir başka tuhaf epizota geçme kararı, cesurca ve son derece etkiliydi. Her tür ve renkten radikal yönetmen, bu anlamda Hafta Sonu’na çok şey borçlu. Ancak "radikal" yaftası bu film için biraz uygunsuz; çünkü bu tür bir niteleme, korkunç bir siyasileştirme ve mizahi yoksunluk anlamına gelir. Oysa geriye kalan diğer tüm unsurlar, Hafta Sonu’nun bu problemleri yaşamamasını sağlar.
Haftasonu

3028 yılında, saldırgan bir ırk olan Drej'ler Dünya' yı yok etmişlerdir. Tam on beş yıl sonra Cale isimli genç bir adam Titan isimli gizemli bir geminin varlığını öğrenir. Gemi, insan ırkını kurtarmak için son şanstır...
Dünya'dan Sonra

Büyük beğeni kazanan bir yarı otobiyografi olan Amarcord, 1930larda Mussolini hakimiyetinden hemen önce küçük bir Adriyatik köyündeki yaşam üzerine odaklanmaktadır. Bahar geldiğinde köyde bir festival düzenlenir ve yeni yaşamı kutlamak için sembolik bir şenlik ateşi yakılır. Meydandaki bu buluşma, film boyunca gerçekleşecek birçok buluşmanın ilkidir. Her bir araya geldiklerinde, topluluğun renkli üyeleri kendilerini bütünüyle ortaya koyup tuhaf kişiliklerinden övünç duyarlar. Fesat hâkim olur her yerde. Filme yayılan kaotik hava filmde açık bir olay örgüsü görülmesini zorlaştırır. Amarcord gerçeküstü birkaç sekansa bölünür ve bunlardan birkaçı rengârenk köy ortamında oradan oraya dolaşıp duran Titta adlı genç bir adamın çevresinde gelişir. Siyaset ve aile ilişkileri grotesk bir uyumsuzluk ortamında birbirine karışır. Amarcord 1975 yılındaki En İyi Yabancı Film Akademi Ödülü de dahil tam 13 ödül kazandı.
Hatırlıyorum

Dünya dışından gelen bir hikayeyi anlatan bu nefis Disney animasyonu, vahşi ve dayanılmaz karakterleriyle şimdi kalplerinizi fethetmeye hazırlanıyor. Sadakati, arkadaşlığın gücünü ve bu dünyada kendine bir yer bulmanın hikayesini anlatan dünya çapında gişe başarısı yakalamış kalpleri ısıtan bir komedi. Hawaii'de, adı Lilo olan evlat edinilmiş küçük yerli bir kız çocuğu, masum bir köpek yavrusu bulur. Stiç, aslında dünya dışı bir yaratıktır.