

Dehşet
The Changeling
Yonetmen: Peter Medak
Vizyon Tarihi: 28 Mart 1980
Konu
Müzik profesörü John Russell, eşi ve kızını bir trafik kazası sonucu kaybeder. Aylarca bu kazanın etkisinden kurtulamayan Russell, acısını unutabilmek için bir üniversitede dersler vermeye başlar. Kısa süre sonra da sessiz ve sakin bir çalışma ortamı için yeni bir ev arayan Russell, yıllardır boş duran ve kimsenin yaşamak istemediği büyük bir malikaneye taşınır. Kendisini müzik derslerine ve piyanoda yeni besteler yapmaya veren John Russell, çok geçmeden evin içinde yalnız olmadığını anlar. Kendisiyle iletişim kurmaya çalışan ve tüm eve hakim olan ruh, Russell'ı evin tarihiyle ilgili gizli kalmış gerçeklere ulaştıracaktır.
Oyuncu Kadrosu

George C. Scott
John Russell

Trish Van Devere
Claire Norman

Melvyn Douglas
Senator Carmichael

John Colicos
Captain DeWitt

Barry Morse
Parapsychologist

Madeleine Sherwood
Mrs. Norman
Helen Burns
Leah Harmon

Eric Christmas
Albert Harmon

Frances Hyland
Mrs. Grey

Ruth Springford
Minnie Huxley
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak

Filmde Bodega sahiline saldıran farklı türlerden kuşların yol açtığı dehşet konu ediliyor. San Francisco’da bir evcil hayvan dükkanında başlayan ve bir aşk üçgeniyle ilerleyen film, bir doğumgünü esnasında kuşların saldırıya geçmesiyle devam eder. Yönetmen Alfred Hitchcock Kuzey Kalifoniya’da tatil yaparken gazetede gördüğü bir haberden oldukça etkilenir. Haberde kıyı evlerine doğru saldırıya geçen deniz kuşlarından bahsedilmektedir. Bu olay ile Daphne du Maurier’in kısa bir öyküsü yönetmenin kafasında birleşince, Kuşlar filminin temelleri de atılmış olur.
Kuşlar

Cinnet, Alfred Hitchcock'un yıllar sonra sevgili kentine, yani Londra'ya dönüşünü simgeler. Bu dönüş ustaya ilham vermiş gibidir: Kentin son derece başarılı bir fon olarak kullanıldığı, herşeyiyle tipik İngiliz bir seri cinayetler öyküsü izleriz. Film, aynı zamanda Hitchcock filmlerinde görülegelmiş en kanlı cinayet sahnelerinden bazılarını da içerir. Ve bu nedenle kimi eleştirmenlerden "zevksiz" damgasını yer. Sanki biraz da bunu dengelemek için, katilin peşindeki polis komiseriyle eşinin evlerindeki yemek tartışmaları, ustanın mutfak kültürüne olan büyük ilgisinin bir yansıması ve ayrıca başlıbaşına bir mizah unsurudur. Ve film star oyuncuya sahip değilse de tipik İngiliz, birinci sınıf bir takım oyunculuğu içerir.
Cinnet

Film detaylari icin tiklayin...
Zombies Have Fallen

Evlerinin bir mezarlık üzerine kurulu olduğunu bilmeyen Freeling ailesi kısa zamanda kötü günler geçirmeye başlar.Kötü Ruhlar yani hayaletler bazı özel güçlere sahip evin küçük kızı Carel Annie'yi evdeki televizyon aracılığıyla kendi boyutlarına çekerler.Artık onu kurtarmaya çalışmacak anne ve babasınındır.Ama Carel Annie için zaman gittikçe daralmaktadır.Üstelik şeytan Carel'ı etkisi altına almaya çalışmaktadır.Öfkeli hayaletler tekrar yaşama dönmek için küçük kızın gücünü kullanmak isterler...
Kötü Ruh

On yabancı, yoldan uzak bir dağ konağına hafta sonları davet ediliyor. Ev sahibi gelmeyince misafirler teker teker çok acayip Agatha Christie tarzında ölmeye başlıyor. Agatha Christie'nin en çok satan 100 romanına dayanıyor. Bugüne kadar milyonlarca satış gerçekleştirerek şimdiye kadar dünyanın en çok satan ve en çok basılan kitaplarından birini olmuş kitabın film uyarlamasıdır.
10 Küçük Hintli
Film detaylari icin tiklayin...
Círculo interno

Film detaylari icin tiklayin...
Man in the Attic

Film detaylari icin tiklayin...
Fog Island

Shane ve June Paris'e balayına gelmiş genç bir çifttir. Ama bu balayı biraz farklıdır. Shane daha önce birlikte insan bilinçaltı ile ilgili tehlikeli bir deney yaptıkları Dr. Léo Semeneau'yu aramaktadır. Her ikisi de bu deneyin korkunç sonuçlarını hala üzerinde taşımaktadırlar ve Shane tatmin edemediği dehşet verici bir açlığın pençesinde kıvranmaktadır. Shane, Léo'yu ararken Doktor da yatak odasında ki hapishanesinden kaçan karısı Coré'u aramaktadır. Coré'u kocasından önce genç komşusunun cesedi başında kanlar içinde bulur ve ona yardım etmeye çalışır. Öte yandan June kocasının tuhaf davranışlarını anlamlandırmaya çalışmaktadır. Bu sırada kocası apar topar bavulları toplar ve evlerine doğru yola koyulurlar, arkalarında sessiz bir otel odasında kanlar içinde bir ceset bırakırlar.
Her Gün Başka Bir Bela

İlk filmdeki Glen karakteri (Stephen Dorff) artık mahalleden taşınmıştır. Eski ev ve arka bahçe harabeye dönmüştür. Terry (Louis Tripp) ise hâlâ aynı mahallede yaşamakta ve "demonoloji" üzerine kendini geliştirmiştir. Bu kez, "eski tanrıları" çağırarak onlara hükmetmeyi planlar. Ancak ayin sırasında tesadüfen orada bulunan üç genç (iki erkek, bir kız) işe karışır ve işler yine kontrolden çıkar. Bu sefer, sadece arka bahçe değil, tüm kasaba tehdit altındadır. Film, ilk filmin temalarını tekrarlar: Terry'nin asosyal kişiliği, "dileklerine dikkat et" mesajı ve yine geçit teması. Özel efektler yine ön plandadır, ancak hikaye genişletilse de ana örgü aynı kalır. Gate 2, ilk filmin eleştirilerini tekrarlasa da, özellikle özel efektlerle izleyiciyi etkilemeyi başarır.