

Aşk Yolculuğu
The Oh in Ohio
Yonetmen: Billy Kent
Vizyon Tarihi: 30 Mart 2006
Konu
The Oh in Ohio’nun kahramanları, dışarıdan bakınca mutlu görünen 10 yıllık bir evliliği yürütmüş olan bir çift. Cleveland’da oturan Priscilla Chase,başarılı bir işkadınıdır. Kusursuz bir hayat yaşamak için gereken her şeye sahipmiş gibi görünür. Ancak yerel okulun biyoloji hocası Jack Chase ile evlilikleri bir konuda yetersiz kalmıştır. Evlilikleri boyunca Priscilla bir kez olsun orgazm olmamıştır. Jack de bu yüzden depresyona girmiştir. Cinsel işlevsizlik yavaş yavaş Chase çiftinin evliliğini mahveder. Jack garaja taşınır, bir öğrenciyle ilişkiye girer, sonra da ayrı bir eve çıkar. Priscilla ise önce cinsel sorunlarına çare aramaya girişir. Tuhaf bir danışmanla konuşur ve bir dizi tek gecelik maceranın ardından hiç hesapta olmayan biriyle ilişki kurar: Kendini bildi bileli tanıdığı, yaşlıca bekar ‘Havuzcu’ Wayne ile....
Oyuncu Kadrosu

Parker Posey
Priscilla Chase

Paul Rudd
Jack Chase

Mischa Barton
Kristen Taylor

Miranda Bailey
Sherri

Keith David
Coach Popovitch

Tim Russ
Douglas

Robert John Burke
Binky Taylor

Liza Minnelli
Alyssa Donahue

Danny DeVito
Wayne the Pool Guy

Winter Ave Zoli
The Water's Fine Girl
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak

Film detaylari icin tiklayin...
ドラッグ・ガーデン

Raoul Duke ve avukatı Dr. Gonzo, bir motosiklet yarışını izlemek için Mojave Çölü'nde bir bavul dolusu uyuşturucu ve kırmızı bir üstü açık arabayla Las Vegas'a giderler. Uyuşturucu tüketimleri endişe verici bir hızla artarken, uyuşturucu bağımlısı ikili otel odalarını mahveder ve yasal yaptırımlardan korkarlar. Duke, Los Angeles'a geri dönmek için yola çıkar, ancak bir polisle yaşadığı tuhaf olayın ardından Günah Şehri'ne geri döner ve çılgın uyuşturucu serüvenine devam eder.
Vegas'ta Korku ve Nefret

Film detaylari icin tiklayin...
INT. CAFÉ – NIGHT

Film detaylari icin tiklayin...
Lezioni private

Film detaylari icin tiklayin...
വെടിവഴിപാട്

Dr. Henry Roth, Hawaii'nin ünlü playboylarından birisidir. Fakat Lucy ile tanışınca farklı duygular hissetmeye başlar. Kalbini çalan bu kadının dünyada çok az rastlanan bir rahatsızlığı vardır. Her gün bir önceki gün yaşadıklarını unutarak uyanan Lucy, sürekli yenilenen bir hafıza kaybı yaşamaktadır. Henry her yeni günde yeniden kendisini tanıtmak ve yeniden kendisinden etkilenmesini sağlamak zorundadır. Bu durum Henry'nin işini zorlaştırmanın yanında, aslında daha da fazla bağlanmasına sebep olacaktır.Adam Sandler ve Drew Barrymore'un uyumlu bir ikili oldukları 50 İlk Öpücük, hoş bir romantik-komedi olarak hafızalarda yer ediyor.
50 İlk Öpücük

Jeanne, evlilik hazırlıklarını sürdürürken bir yandan da evlenince oturmak için bir ev aramaktadır. Bir gün çok beğendiği bir evi gezerken çok ilginç ve garip bir adamla tanışır. Paul, kendinden yaşça büyük ve tanıdığı bütün erkeklerden farklı bir adamdır. Aralarındaki çekime karşı koyamaz ve birlikte olurlar. Uzunca bir süre sadece birlikte olabilmek için bu evin çatısı altında buluşacak ama birbirlerinin dışarıdaki hayatlarına dair hiçbir soru sormayacak ve hiçbir şey bilmeyeceklerdir. Bu, Paul'ün ilişkilerinin devam edebilmesi için koymuş olduğu bir şarttır. Paul'ün karamsar ruhuna karşılık Jeanne'in capcanlı gençliği, koydukları bu sert kurallara dayanamayacaktır.
Paris'te Son Tango

İki erkek ve bir kadın arasındaki üç kişilik aşkın sinema tarihindeki en güzel anlatımlarından biri olan Jules ve Jim, sadece aşk değil, dostluk üzerine de sözleri olan bir film. Yakın arkadaş olan Jules ve Jim’in hayatları, Catherine ile tanışınca bambaşka bir yöne doğru savrulur. Her ikisi de aynı kadına aşık olsa da Catherine, ilk başlarda sadece Jules’a ilgi duyar. Bildik kadın kimliğinin çok dışında bir karaktere sahip olan Catherine için hayat, alışıldık sınırların çok ötesinde bir anlam taşımaktadır. İlk zamanlardan beri Jim’in ilgisinin de farkında olan Catherine, yıllar sonra onunla da bir yakınlaşma içine girer. Catherine’i terketmeyi düşünmeyen Jules’un da varlığıyla bu unutulmaz üçlü, birlikte yaşamaya başlarlar.
Jules ve Jim

Film detaylari icin tiklayin...
Milou en Mai

Fransız Xavier'in, İspanyolca öğrenmek için AB bursuyla Barselona’ya gidip, Avrupa’nın altı farklı ülkesinden gelen insanlarla kaynaştıktan sonra Paris'teki sevgilisinin yanına dönmesinin ardından 5 yıl geçmiştir. Artık hayalini kurduğu gibi bir yazar olmayı başardıysa da, kendini bir kez daha kaybolmuş hissetmektedir. Hem maddi hem de romantik cephede yaşadığı sıkıntılar onu önce Londra'ya, ardından Saint Petersbourg'a sürükler. Bu yolculuk, ona yıllar sonra bir kez daha işi, hayatı ve aşkı yeniden keşfetme imkanı tanıyacaktır.