

Dorian Gray'in Portresi
The Picture of Dorian Gray
Yonetmen: Albert Lewin
Vizyon Tarihi: 3 Mart 1945
Konu
Romanın kahramanı Dorian Gray, tüm dünya zevklerinden yararlanmak için sonsuza dek genç ve yakışıklı kalma arzusunda olan bir gençtir. Bir mucize sonucunda Gray'in isteği gerçekleşir. Dorian Gray'in, ressam Basil Hallward tarafından yapılmış olan portresi yaşlanmakta, fakat kendisi gençliğini ve yakışıklılığını korumaktadır. Dorian Gray yaptığı hiçbir kötülükten kendini sorumlu tutmamakta, fakat her olaydan sonra portredeki yüzünde farklı bir kişilik belirmektedir. Yirmi yıl boyunca müthiş bir sefahat içinde yaşar. Portre artık bütün suçlarının izlerini taşımaktadır. Bunun ruhunda yarattığı bunalıma dayanamayan Dorian Gray, sonunda portreye bir bıçak saplar ve orada ölür. Hizmetkârlar tavan arasına geldiklerinde duvarda, efendilerinin son gördükleri hâlini gösteren bir tablo, yerde ise solmuş, buruşuk yüzlü, iğrenç bir ölü görürler.
Oyuncu Kadrosu

Hurd Hatfield
Dorian Gray

George Sanders
Lord Henry Wotton

Donna Reed
Gladys Hallward

Angela Lansbury
Sibyl Vane

Peter Lawford
David Stone

Lowell Gilmore
Basil Hallward

Richard Fraser
James Vane

Douglas Walton
Allen Campbell

Morton Lowry
Adrian Singleton

Miles Mander
Sir Robert Bentley
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak

Film detaylari icin tiklayin...
မီ

Tracy Chevalier’in romanından uyarlanan film, Hollandalı ressam Johannes Vermeer’in “İnci Küpeli Kız” tablosunun yaratılış sürecini çevreleyen olayları anlatır. Tablodaki kız hakkında çok az şey bilinmektedir. 1665 yılında Hollanda'sında geçen bu filmde on yedi yaşındaki Griet (Scarlett Johansson) babası bir iş kazasında kör kalınca ailesini geçindirmek için çalışmak zorunda kalır ve ressam Johannes Vermeer'in (Colin Firth) evinde hizmetçiliğe başlar. Griet, zamanla evli olan bu ressamın ilgisini çeker. Vermeer, onun yetiştirilme tarzı, eğitim düzeyi ve sosyal konum açısından çok farklı olmasına rağmen, renkler ve ışığı algılama kabiliyetini farkederek onu resimlerinin gizemli dünyasına çeker. Bu ortak yönlerinden dolayı aralarındaki hizmetçi-efendi ilişkisi yerini yakınlaşmaya bırakır.
İnci Küpeli Kız

İkiz kardeşler Delphine ve Solange, doğup büyüdükleri küçük kasaba Rochefort’tan çıkıp, büyük şehirde aşkı ve zenginliği bulma hayalleri kurar. Ayrılma planları yaparken, karnavalda şarkıcı olarak işe başlarlar. Tek bir hafta sonu, gönül işleriyle onların planlarını bozmaya yeter.
Tatlı Günler

1944'de Nazi işgalindeki Amsterdam'da Yahudiler toplanıp, kamplara gönderilmekte, kamplarda yok edilmektedir. Bir grup Yahudi bir evin çatı katında saklanır, hiç dışarı çıkmazlar. 2 yıllık bu zorunlu oda hapsinde açlıkla boğuşurken zaman zaman aralarında tartışmalar da çıkar. Anna Frank adlı genç kız, bu odada olanları bir günlüğe kaydeder. Savaşın sonlarına doğru müttefikler Normandiya'ya çıkarma yaparken, bu odadaki insanların sonu ne olacaktır? Naziler onları da mı götürecektir?.
Anne Frank'in Hatıra Defteri

Film detaylari icin tiklayin...
Besuch bei Van Gogh

Ghost Busters ekibinin New York şehrini kötü ruhların istilasından kurtarmasının üzerinden beş koca yıl geçmiştir. Ancak kafadarların hayalet avcılığı yapması yasaklanmış, her biri kendisine başka bir iş bulmak zorunda kalmıştır. Ray ve Winston çocuklar için hokkabazlık yaparken, Egon insan duygularının çevre üzerindeki etkilerini araştırmaktadır. Venkman yerel bir televizyonda uyduruk bir parapsikoloji programı yapmaktadır.Dana'ya gelince, Venkmanla birlikte olmuş, bir çocuk yapmış ve ondan ayrılmıştır. Genç kadın müzede üzerinde çalıştığı bir restorasyon işinde Karpatyalı Vigo'nun resmine denk gelir. Tablo büyülüdür ve Vigo hayata geri dönmek istemektedir. Hayalet Avcıları tekrar faaliyete geçmek için şehri ikna edebilecekler midir? Şehirdekilerin hayatı buna bağlıdır.
Hayalet Avcıları 2

Mike Enslin buranın ve şimdinin dışında hiçbir gerçeklik olmadığını ispatlamaya çalışan bir adam. Başka bir hayat yok.... Tanrı yok... İkinci şanslar yok... Yoksa var mı?Korku ustası Stephen King’in tüyler ürpertici kısa filminden uyarlanmıştır.Ünlü korku romanı yazarı Mike Enslin (John Cusack) sadece kendi gözleriyle gördüğü şeylere inanır. Uyduruk perili evler ve mezarlıklarda geçen doğan üstü olayları kötüleyen bir dizi çok satan kitap yazdıktan sonra Enslin’in hayaletlerden uzak ve yalnız geceleri, yeni projesi için gittiği kötülüğüyle ün salmış Dolphin Otel’in 1408 numaralı odasında kalmaya başladığında değişmeye başlar.
1408

Jean-Luc Godard'ın başyapıtı Pierrot le Fou (Çılgın Pierrot), yönetmenin uzun ve parlak kariyerinde önemli bir kilometre taşıdır. Karışık bir dönüm noktası olan film, Godard'ın Breathless (Nefes Nefese, 1960) ve Vivre Sa Vie (Hayatını Yaşamak, 1962) gibi eserlerinin deneysel yaşam gücü ve Week End (Hafta Sonu, 1967) ve Wind from the East (1969) gibi son derece politik, alaycı ve acı bir biçimde komik filmleri arasında kalır. Pierrot le Fou, her ikisinin öğelerini de barındırır ve sırf bu nedenle izleyici için zengin bir deneyim fırsatı sunar. Ancak filmin sahip olduğu bir başka koz da gerçek güzellik duygusu. Eleştirmenler, Godard'ın polemik yaratan üslubuna karşın zarif bir biçimde güzel filmler de yaptığını unutmaya meyilli ama Pierrot le Fou, hiç kuşkusuz Contempt'le (1963) birlikte, bu açıdan değerlendirilmeli.
Çılgın Pierrot

Babasının ölümünden sonra Daniel annesi ile Newark'tan New Jersey'e taşınmıştır. Kaldıkları yerde kibar Okinawalı Bay Miagi ile tanışacaktır. Okuldan yeni arkadaşı Ali Mills ile kumsalda gezerken onun eski erkek arkadaşı ve Cobra karate okulunun en iyi öğrencisi Johnny ile başını belaya sokar. Bu çekişme ile süregelen olaylar sonucunda bir gün Daniel Johnny ve onun karate okulu arkadaşları tarafından dövülürken Bay Miagi'nin onu kurtarmasına kadar giden bir süreci başlatır. Miagi ilk sefer Daniel'ın onun sensei olması isteğini reddedecektir. Fakat Johnny ve arkadaşlarının intikam isteği üzerine onun hocası olmayı kabul eder.
Karate Kid

Louis Cypher adlı gizemli bir müşteri, özel dedektif Harry Angel'dan bir adamı bulmasını ister. Verilen ipuçlarını değerlendiren Angel, hedefine doğru ilerledikçe bir takım doğaüstü olaylarla karşılaşır. Dahası, aranan kişiye dair bilgi aldığı herkes vahşice öldürülmektedir. Polisin suçu kendi üzerine atmasından korkan Angel, her şeye rağmen görevini yerine getirmeye çalışır...