

Cabiria'nın Geceleri
Le notti di Cabiria
Yonetmen: Federico Fellini
Vizyon Tarihi: 3 Ekim 1957
Konu
Orta yaşlı gariban bir fahişe olan saf ve alıngan 'Cabiria' (Giulietta Masina) Roma 'nın pejmürde semtlerinden Ostia 'da 'iş tutmaktadır'. Fakir semtlerden birinde de kendine ait küçücük bir evi, bankada bir miktar parası ve kocaman hayalleri vardır. Cabiria takma ismini 1914 tarihli bir İtalyan filminden almıştır. Sürekli olarak gerçek aşkı arayan Cabiria, her seferinde ihanete ve hayal kırıklığına uğrar; hatta bir keresinde gerçek aşkını bulduğunu sandığı bir anda, erkek arkadaşı parasını alıp kaçar ve onu suda ölüme terk eder. Sürekli olarak benzer olaylarla aşağılanan ve hırpalanan Cabiria incinir ama asla yıkılmaz. Cabiria'nın minik bedeni ve tavırları biraz Charlie Chaplin'in canlandırdığı 'Küçük Serseri' yi anımsatır. Cesur ve gözü pektir; ama bir o kadar da naiftir, kırılgan ve savunmasızdır. Benzersiz iyimserliği, özgürlüğüne ve bağımsızlığına olan aşırı tutkusu ile 'altın kalpli fahişe' mitinin ete kemiğe bürünmüş halidir. Islah olmayı kabullenmez ama suçluluk da duymaz.
Oyuncu Kadrosu

Giulietta Masina
Maria 'Cabiria' Ceccarelli

François Périer
Oscar D'Onofrio

Franca Marzi
Wanda

Amedeo Nazzari
Alberto Lazzari

Aldo Silvani
The wizard

Dorian Gray
Jessy

Enio Girolami
Amleto, 'il magnaccia'

Mario Passante
Uncle of Amleto

Franco Balducci
Spectator on the Stage of the Cinema (uncredited)

Ciccio Barbi
Man on the Stage (uncredited)
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak

Forrest Gump, düşük IQ’su olmasına rağmen, Amerikan tarihinin en önemli olaylarının tam ortasında yer alan biridir. Alabama'da büyüyen Forrest, koşma yeteneği sayesinde üniversiteye girer, Vietnam Savaşı'na katılır, Beyaz Saray’a davet edilir ve karides işinden milyoner olur. Ancak tüm bu başarılar, çocukluk aşkı Jenny’ye duyduğu sevginin yanında sönük kalır.
Forrest Gump

Zengin medya patronu Charles Foster Kane kendi özel şatosu Xanadu'da ölür. Ölürken son söz olan Rosabud'u fısıldar. Bütün gazetelerde Kane ile ilgili değişik hayat hikayeleri yayınlanır. Genç bir gazeteci Kane'nin son sözünün ne anlama geldiğini araştırmak için görevlendirilir. Gazeteci Kane'nin yakınlarıyla iletişime geçer. Biz de Kane'nin geçmişine tanık oluruz. Bu bireysel hikaye aynı zamanda mükemmelliyetçiliğin ve otoriter yönetimin hazin sonuçlarını da göstermektedir.
Yurttaş Kane

Film detaylari icin tiklayin...
正·青春

Film detaylari icin tiklayin...
La Crème de la crème

Usta yönetmen Fritz Lang’ın kült suç filminde Berlin sokaklarında amansız bir mücadeleye sebep olan bir seri katil hikayesi konu edilir. Sadece çocukları öldüren bu psikopat seri katili durdurmak için çalışmaya başlayan şehrin polis teşkilatı, sokakları sıkı bir denetim altına alır. Katilin yakalanmamasından fazlasıyla tedirgin olan halkın yanısıra, bu baskıdan şikayetçi olan başka bir grup daha vardır. Polisin sıkı denetimi yüzünden yakalanmaktan korkan diğer sokak suçluları ve dilenceler de kendi aralarında organize olarak bu operasyonun bir an önce sona ermesi için katilin peşine düşer. Artık polislerin yanısıra suçlunun peşinde olan yasadışı bir oluşum...
M - Bir Şehir Katilini Arıyor

İtalyada 2. Dünya savaşı zamanlarında geçer hikayemiz. Umberto Domenico Ferrari 30 yılını devlete vermiş bir emeklidir, Umberto D. pansiyon sahibesi tarafından 20 yıldır kaldığı odadan çıkarılmak istenir ama direnir ve de belli bir süre onunla savaşır. Hikayemizin ana karekteri Umberto D. kadar köpeği Flick de bize bu hikayede yol gösterici rolünü üstlenmiştir. İki canlı bir oda da sonunda barınamaz hale gelirler ve de sonunda Umberto D. anlayacaktır ki bu dünya artık o eski dünya değildir herşey değişmiş ve de vefasızlaşmıştır...
Umberto D.

Şehir Işıkları, görme engelli genç bir kızla evsiz bir gencin hikayesini anlatıyor. Kör bir çiçekçiye aşık olan ve sokaklarda yaşayan iyi niyetli bir serseri, kıza kendisini varlıklı biri olarak tanıtır. Bir milyonerin hayatını kurtarmıştır ve onun kendisine yardım edeceğine güvenmektedir. Adamı ziyaret edip sevdiği kızın gözlerini ameliyat ettirebilecek kadar para ödünç alabileceğini düşünür. Ama zengin insanlar aslında ikiyüzlü bir yaşam sürmektedirler. Mesaj sessiz, fakat evrenseldir: aşkın gözü kördür...
Şehir Işıkları

Aparajito (Yenilmez), Satyajit Ray’ın muhteşem Apu üçlemesinin ikinci filmi. Pather Panchali’de (Yol Türküsü) ablasının ölmesinin ardından küçük Apu (Pinaki Sengupta) ve ailesi Benares’e taşınmıştır. Babası Harihar (Kanu Bannerjee) Ganj kıyılarında rahiplik yaparak hayatını kazanırken çocuk da içinde barındırdığı zengin görüntü ve ses karışımından büyülenmiş ve hoşnut bir halde kenti dolaşır. Ne var ki Harihar bir hastalığa yakalanıp ölür ve Apu’nun tek başına ayakta kalmaya gücü yetmeyen annesi Sarbojaya (Karuna Bannerjee), oğlunu yeniden taşraya, kayınpederinin evine götürür. Daha büyük bir dünyanın tadını almış olan Apu, içinde büyüdüğü basit köy hayatıyla yetinemeyecek duruma gelmiştir; köyün öğretmeni de onun tutku ve meraklarını teşvik eder. 16 yaşında Kalküta’da öğrenim görmek için bir burs kazanır. Kent yaşamına kendini kaptıran Apu (artık Smaran Ghosal tarafından canlandırılmaktadır) eve çok seyrek ve gönülsüzce döner.
Yenilgisiz

İkinci Dünya Savaşı’nın hemen öncesinde, bir kont bir haftasonu av partisi düzenler. Ne var ki av partisi efendilerle hizmetçiler arasında bir köşe kapmacaya dönüşür, ahlaksızlıkta ve zalimlikte birbirleriyle yarıştıkları, acımasız ve umutsuz bir ahlak tablosu çizer. İzleyicinin gözünün yaşına bakmadan drama dönen bu güldürüde, kırda tavşanların katledilmesi, 1940 ilkbaharındaki çatışmaların habercisi değilse de, duyguları konusunda fazlasıyla hilekar bir toplumun aptalca şiddete yönelmesini yansıtır. Dünyanın sonu, en azından bir dünyanın sonu yakındır, der bize bu acı ve karanlık trajikomedi. İlk gösterime girdiği sırada anlaşılmayan, uzun zaman boyunca yerden yere vurulan, yasaklanan, kesilen film savaş sonrasında sinemaseverler tarafından yeniden keşfedilmiş ve övgülere boğulmuştur * "Oyunu kuralına göre oynayan oyunda kalır" ana fikriyle şekillenen hikaye
Oyunun Kuralı

Filmde İngiltere ve Fransa arasında 14. yüzyıl'da başlayan Yüzyıl Savaşları sırasında ülkesi Fransa'ya manevi destek veren hatta orduya katılarak İngilizlere karşı çarpışan Fransız Katolik azizesi Jeanne d'Arc'ın 1431 tarihinde henüz 19 yaşındayken İngilizlere esir düştükten sonra Tanrı ile konuştuğunu ileri sürdüğü için kafirlik suçuyla yargılanması, zindanlarda işkence görmesi ve yakılarak ölüme mahkum edilmesi anlatılmaktadır.