

Konu
Okyanusun ortasında bir tekne. Teknenin içinde yaşlı bir adam ve genç bir kız. Kız için dünya; tekne ve gözü alabildiğince su, yaşlı adam içinse genç kız.Yaşlı adam, genç kızla evlenebilmek için onun 17'sini doldurması için gün sayıyordur. Günler yavaş ilerlerken balık tutmak için tekneye gelenler de kıza tacizde bulunurlar. Fakat bir gün, tekneye gelenlerden biri kızda başka duygular uyandırır. Yaşlı adam kızı diğerlerinden koruduğu gibi, o gençten de artık yayı ve oklarıyla koruyamaz. O çocuk denizlerin ötesinin de anahtarıdır. Çağdaş sinemanın sınırlarını zorlayan Kore sinemasının en sıkı yönetmeninden, yine demir leblebi lezzetinde bir film. Kim Ki-Duk, bir kez daha az diyalog ve az karakter ile bizi ahlâk, sevgi ve bağlılık gibi konular üzerine düşünmeye iterken finaliylede bağlılığın mistik boyutuyla seyirciyi şaşırtıyor.
Oyuncu Kadrosu

Han Yeo-reum
Young Girl

전성환
Old Man

서지석
Student

전국환
Student's Father

김익태
Man 1
Jang Dae-sung
Man 2

조현우
Man 3
Shin Taek-gi
Fisherman
Pyo Sang-woo
Hoodwinker
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak

Orta yaşı çoktan geçmiş, evli ve çocuklu Amerikalı aktör Bob bir reklam çekimi için Japonya’ya gelir. Tokyo’da kaldığı otelde bir başka Amerikalı ile fotoğrafçı kocasının peşinden buraya gelmiş olan sevimli ama ciddi Charlotte ile tanışır. Dillerine ve kültürlerine uzak oldukları bu insanların ülkesinde fazlasıyla yabancı olan ve iletişimsizlik denizinde boğulan bu iki yabancı, bir Tokyo haftasonunda birdenbire yakınlaşacaklardır.
Bir Konuşabilse

Genç bir kadın aşık olduğu yakışıklı Maxim De Winter'la evlendikten bir süre sonra Maxim'in eski eşi Rebecca'nın birkaç ay önce gizemli bir şekilde ölmüş olduğunu öğrenir ve kocası ile olan ilişkisinin her zaman Rebecca'nın gölgesinde kalacağını farkeder. Film boyunca adı telafuz edilmeyen kadın, aynı zamanda kendisini evin yeni kadını olarak kabul etmek istemeyen hizmetçi Mrs. Danvers'ın kıskanç ve takıntılı tavırları ile başa çıkmak zorundadır. Alfred Hitchcock'un Daphne Du Maurier'ın bir romanından uyarladığı Rebecca yönetmenin aynı zamanda ilk Amerikan yapımı filmi olma özelliğini taşıyor. 1940'ta En İyi Film dalında Akademi Ödülü'nü kazanan filmin yapımcısı David Selznick'in bir önceki filmi Rüzgar Gibi Geçti de, aynı dalda ödül sahibi olmuş ve efsaneleşmişti.
Rebecca

Mevsimler ve doğanın o kusursuz çağrısı, yarattığı teslimiyet arzusu belki de başka hiçbir şeyde benzeri olmayan…Yüzen bir ev ki doğaya dair ne varsa muhteşem olan onu çevrelerken o göl ortasında yüzmekte. Yaşlıca bir rahip ve kendisine refakat eden diğer genç-çocuk rahip adayı.Yaşlı rahip, ona her şeyi bilgelikle ama bir o kadar da doğal bir akış içinde öğretir. Bu şekilde geçip giden mevsimler ile büyüyen çocuğun geçirdiği evrim, son derece doğal bir ahenk içinde ilerlerken sıra artık büyümüş olan çocuğun öğrendiklerini gerçek hayata nasıl yansıtacağını görmeye gelir. Ufak yaştan beri öğretilen erdemlere rağmen asıl öğretimin hayatın kendisi tarafından yapıldığının farkında olan bilge rahip için ise bekleme ve görme zamanıdır. Gerçek bir görsel şölen olarak beyazperdeye yansıyan ve gösterildiği bütün festivallerde büyük beğeni ile karşılanan bir film.
İlkbahar, Yaz, Sonbahar, Kış... Ve İlkbahar

Serseri ruhlu Joe, 1950'lerin İskoçya'sında, Glaskow ile Edinburgh arasında çalışan mavnalardan birinde iş bulur. Mavnanın sahibi Les ile arkadaş olur ve birlikte vakit geçirmeye başlarlar. Bu arada Les'in karısı Ella'yı baştan çıkarmaktan da kendini alamaz.Joe ve Les'in, bir akşam üzeri suda rastladıkları genç bir kadın cesedi üzerine polis soruşturma açar. Joe'nun Cathie isimli bu kadınla bir geçmişi olduğu anlaşıldığında, Ella ile ilişkisi de tutkulu bir hal almaya başlamıştır.İskoçya'nın Beat edebiyatının en kayda değer ismi, şüphesiz, Alexander Trocchidir. Ödüllü yönetmen David McKenzie'nin, yazarın kültleşmiş romanından yaptığı bu uyarlama, David Byrne'ın müzikleriyle süslenmiş. Ewan McGregor ile Tilda Swinton başrollerde.
Tutku Nehri

Johnny Clay, son bir vurgun yaparak emekli olmaya karar veren, eski bir mahkumdur. Bir hipodromu soymaya niyetlenen Johnny ve ortağı Nikki sağlam bir plan yaparlar. Buna göre Nikki, dikkatleri başka yöne çekmek için yarışan atlardan birini vuracak; çıkan kargaşada yararlanan Johnny de bahislerin oynandığı vezneyi soyacaktır. Soygun için gerekli ekibi toparlayan Johnny, işi en küçük ayrıntısına kadar planlar ama yine de bazı şeylerin yanlış gitmesine engel olamaz...
Son Darbe

Lester Burnham, çevresindeki insanlar tarafından sevilmediğini ve horgörüldüğünü düşünmektedir. Karısı Carolyn, bunca yıllık evliliklerinden sonra sanki ondan nefret eder gibi davranmaktadır. Kızı Jane, onu küçük görmektedir. Patronu ise sürekli onun girişimlerini baltalamaktadır. Yıllardır gizlemekte olduğu tutkuları sonucunda Lester, hayatında birkaç küçük değişiklik yapmaya karar verir. Böylelikle orta yaş krizini de kolaylıkla atlatabileceğine inanmaktadır. Aldığı kararlar sonucunda giderek özgürleştikçe ve mutlu olmaya başladıkça karısıyla kızını daha çok sinirlendirmeye başlar.
Amerikan Güzeli

Ali, Fas'tan Almanya'ya çalışmak için gelmiş bir işçidir. Her zaman gittiği ve Arap arkadaşlarıyla buluştuğu bir barda, 60 yaşının üzerindeki Emmi isimli bir kadınla tanışır. Emmi, kendisine aşık olur ve bir süre sonra evlenirler. Ancak, bu evlilik göçmenlerin yarattığı tedirginliği yoğunlukla yaşayan Bavyera Almanları üzerinde şok etkisi yaratır. Emmi, çocukları ve çevresi tarafından itilir. İmkansız gibi görünen Emmi ve Ali'nin aşkı, hikaye ilerledikçe yönetmen tarafından sert bir toplum eleştirisine doğru evrilir.
Ali: Korku Ruhu Kemirir

Mildred Pierce, dönemin tipik kadın portresinin sıradan bir ürünü gibidir. Ancak kendisini aldatan kocası kısa bir süre sonra kendisini terk eder. Mildred, bir anda kendisini daha yalnız ve daha güçlü bir halde bulur. Artık çevresindeki herkese bağımsızlığını ve kusursuzluğunu ilan edecektir. Önünde ise kızının velayetini almak üzere bir dava vardır.
Mildred Pierce

Film detaylari icin tiklayin...
La Mort en direct

Film detaylari icin tiklayin...