

Karayip Korsanları: Siyah İnci'nin Laneti
Pirates of the Caribbean: The Curse of the Black Pearl
“Cehennemin en sıcak yeri asiler ve hainlerle doludur.”
Yonetmen: Gore Verbinski
Vizyon Tarihi: 9 Temmuz 2003
Konu
Kaptan Jack Sparrow, özgür ve çılgın bir hayat süren sevimli fakat üçkağıtçı bir korsandır. Ancak, düşmanı kurnaz Kaptan Barbossa, Jack'in gemisi olan Siyah İnci'yi çaldığında, Jack'in korsanlık yaşamı altüst olur. Bu da yetmezmiş gibi, Barbossa, Port Royal kasabasına saldırır ve belediye başkanının güzeller güzeli kızı Elizabeth Swann'ı kaçırır. Elizabeth'i kurtarmak ve Siyah İnci'yi geri almak için Elizabeth'in çocukluk arkadaşı Will Turner ve Jack güçlerini birleştirirler. Ancak Will'in bilmediği, lanetli bir hazinenin Barbossa'nın ve mürettebatının kaderini sonsuza kadar ölümsüz olarak değiştirdiğidir. Laneti bozmak için hazinenin tamamının geri dönmesi gerekmektedir, yoksa Barbossa ve mürettebatı birer iskelete dönüşeceklerdir.
Fragman
Oyuncu Kadrosu

Johnny Depp
Jack Sparrow

Geoffrey Rush
Barbossa

Orlando Bloom
Will Turner

Keira Knightley
Elizabeth Swann

Jack Davenport
Norrington

Jonathan Pryce
Governor Weatherby Swann

Lee Arenberg
Pintel

Mackenzie Crook
Ragetti

Damian O'Hare
Lt. Gillette

Giles New
Murtogg
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak

Film detaylari icin tiklayin...
Pirates of the High Seas

Ünlü bir korsanın kızı olarak aynı işe soyunan güzel kaptan Morgan Adams, bir hazine haritasının parçasını bulur. Babasından kalan gemisi ve tayfalarıyla haritada sözü edilen hazineyi bulmak için yola koyulurlar.Bu arada Morgan, bir köle pazarından zeki ve yakışıklı William Shaw'u satın alarak kadrosuna ekler. Shaw'un da yardımıyla haritanın diğer yarısını ele geçirmek ve acımasız korsan Dawg Brown'dan önce hazineye ulaşmak için zorlu bir yarışa girişirler.
Korsan

Jean Baptiste Grenouille, 18.yy da Paris’te dünyaya gelmiş olup, son derece değişik bir karakterdir. Her türlü kokuya karşı sıra dışı bir algısı vardır. Duyarlılığı çok yüksektir. Öte yandan diğer duyuları aksine gelişmemiştir. Arzu ettiği kokulara sahip olmak uğrunda her şeyi yapmaya hazırdır. Buna insan öldürmek de dahil. Bir gün kendine ait bir ten kokusunun olmadığını fark eder. Bu durumda tek çare vardır. Ona insan kokusu gerekir. Yeni baştan yaratacağı bir insan kokusu. Bunu elde etmek için de insanlara gereksinimi vardır. Patrick Süskind’in aynı adlı romanından uyarlanan film, koku ile var olabilen Jean Baptiste’in trajedisini anlatmaktadır.
Koku: Bir Katilin Hikayesi

Piston Kupası için The King ve Chick Hicks’e karşı yarışmak üzere Kaliforniya’ya gitmekte olan meşhur yarış arabası Lightning McQueen, kaza ile Radiator Springs adındaki küçük bir kasabanın yollarına zarar verir. Üstelik kendisinin de tamir olması için çok çalışması gerekmektedir. Bu sırada bu olayla beraber o kasabada geçirdiği zamanlarda dostluklar edinir ve gerçek sevgiyi yaşar. Hatta aşkı bile katar yaşamına. Bu küçük kasabada kaldığı sürece değerleri değişmeye başlar. İşte ancak ondan sonra gerçek bir kazanan olmaya hazır hale gelecektir.
Arabalar

Şarlo, 19. yüzyılın sonunda Klondike’de maceraperestlerle birlikte karlı dağlarda altın bulma umuduyla yola çıkar. Şiddetli bir fırtınada terk edilmiş bir kulübeye sığınır ve burada iki altın avcısıyla daha karşılaşır. Şehre eli boş döndüğünde Georgia adında bir kadınla tanışacak, aşık olacaktır.
Altına Hücum

Tabu, tüm sessiz film yönetmenleri arasında belki de en büyüğü olan F.W. Murnau’nun son filmidir. Murnau’nun büyüklüğü stüdyo hilelerindeki başarısının yanı sıra Tabudaki gibi belgesel doğalcılığından kaynaklanıyordu. Bu çok yönlülük Almanya’da ve ABD’de çektiği filmler arasında köprü kurar. Doğal mekanlarda çekilen ve kesinlikle ne Almanca ne de İngilizce konuşulan Tabu, bu iki yeteneğin farklı yüzlerini sergiler. "Cennet" ve "Kayıp Cennet" şeklinde adlandırılan iki "bölüm"den oluşan basit senaryo, erotik bir aşk hikayesini konu alır. Genç bir kadın, köyün yaşlısı (Murnau’nun en ürkütücü kıyamet habercilerinden biridir) tarafından yeni ölen kutsal bakirenin yerine geçmek üzere seçilince cinsel tabu haline gelir. "Uygarlığın" (özellikle de paranın) ada sakinlerinin masum hazcılığı üzerindeki yozlaştırıcı gücü de yan tema olarak işlenir.
Tabu: Güney Denizinin Hikayesi

Macera türünün klasikleri arasında gösterilen The Man Who Would Be King, usta sinemacı John Huston’ın yönettiği sürükleyici bir yapım. Rudyard Kipling’in bir öyküsünden esinlenilerek çekilen film, 1880’lerde Hindistan’da geçiyor.
Kral Olacak Adam

Orta Dünya'daki bir hobbit, hazinelerini bir ejderhadan kurtarmak için bir grup cüceyle bir göreve katılmaya ikna olur.
Hobbit

Eski polis - yeni suçlu olan Jack Travis, polislerin çelik yeleklerini delebilen bir kurşun bulunca, tehlikeli bir hal alan soruşturmayı yürüten çekici detektif Lorna Cole, kahramanlarımızdan yardım ister.
Cehennem Silahı 3

Shrek ile Fiona balayından dönmüştür. Fiona'nın ailesinden gelen bir davet mektubuyla karşılaşırlar. Fiona'nın kral babasıyla kraliçe annesi, yeni evli çifti Uzak Ülke'ye davet etmektedir. Bunun üzerine yanlarına Eşek'i de alarak yola çıkarlar. Prensesin geri dönüşünü kutlamak için Uzak Ülke'nin vatandaşları sokaklara dökülmüştür. Kral ve Kraliçe de sevgili kızlarının ve hiç tanımadıkları damatlarının (yeni Prens) dönüşünü heyecanla beklemektedir. Ancak her ikisi de yeni damatlarının dış görünümüne hazırlıklı değildir. Üstelik sevgili kızları da çok değişmiştir. Shrek ile Fiona'nın bilmediği bazı gerçekler vardır. Bu sürpriz evlilikle birlikte Fiona'nın kral babasının geleceğe yönelik planları suya düşmüştür. Bunun üzerine o ana kadar ki bütün gelişmeleri tersine çevirebilmek için Fiona'nın Peri Vaftiz Annesinden, Yakışıklı Prensten ve ünlü canavar avcısı Çizmeli Kedi'den yardım ister.