

The Yellow Handkerchief
Yonetmen: Udayan Prasad
Vizyon Tarihi: 19 Kasım 2009
Konu
Film, bir mahkumun cezaevinden çıktıktan sonra eşine ve eski yaşamına dönme çabasını anlatıyor... * Bu kadar güzel dram bulmak cidden zordur. Mükemmel bir yol hikayesi. Yavaşçacık ve usulca kalbinize giriyor ve içini sonuna kadar dolduruyor. Sonunda kalbiniz mutlulukla patlıyor.
Oyuncu Kadrosu

William Hurt
Brett Hanson

Maria Bello
May

Kristen Stewart
Martine

Eddie Redmayne
Gordy

Kaori Momoi
Motel Owner

Emanuel Cohn
Doctor Leonard
Nurith Cohn
Female Nurse

Veronica Russell
Warden Genaro

Grover Coulson
Farnsworth
Lisha Brock
Waitress
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak

Film detaylari icin tiklayin...
बॉम्बे टू गोआ

Kuzey Atlantik’te seyir halinde bulunan, 800 kamaralı, 13 güverteli Poseidon gemisi yılbaşı eğlencesi için hazır durumdadır. Balo salonunda toplanan kalabalık birazdan başlarına gelecek felaketten habersiz eğlenmektedir. 30 metreyi aşan bir dalga, gemiyi alaşağı eder. Çöken kolonlar, çıkan yangınlar büyük bir karmaşaya neden olur. Sağ kalanların bir an evvel emin bir yol bulup gemiden çıkmaları gerekmektedir.
Poseidon'dan Kaçış

Hastalarından birini hiç sebep yokken ameliyat masasında kaybeden kalp cerrahı Dr Rice'ın kendine güveni alt üst olmuştur. Los Angeles üzerinde gezinen melek Seth o sırada her ne kadar ölen hastaya yardım için orada bulunsada Maggie'den etkilenir ve onun kendine olan güvenini tekrar kazanmasında yardımcı olmaya karar verir. Bu arada ona aşık olur ve sonunda bütün risklerine rağmen görünmez bir ruh olmaktan çıkar, şüpheli bir yabancı haline gelir. Kadere inanmayan Maggie ise Seth'e daha öncekilerle kıyaslanmayacak derecede aşık olur. Bu arada Maggie ile beraber olmak için göklerden ve meleklikten vazgeçen Seth, yeryüzündeki karmaşık hayatı yaşadıkça umutsuzluğa kapılır. Acaba aşk, kişinin temel özelliklerinden vazgeçebileceği kadar değerli midir?
Melekler Şehri

Film detaylari icin tiklayin...
முரட்டுக்காளை

1928 yapımı bu filmde Georg Wilhelm Pabst’ın natüralizminin derinliklerine dalıyoruz. Neşe içinde gezerken etrafındaki herkese trajedi saçan Femme Fatale’imizle tanışın: Lulu. başrollerde Bob Cut’ı hayatımıza sokan karizmatik oyuncu Louise Brooks ve zamanının Dracula’larından Francis Lederer.
Pandora'nın Kutusu

Yönetmenliğini John McTiernan'ın üstlendiği filmde yeni heyacanlar peşindeki dolar milyoneri bir playboyun serüvenleri anlatılıyor. Hayatına yeni heyacanlar katmak isteyen playboy, dünyanın en ünlü Monet tablolarından birini çalar.Tabloyu kimin çaldığını bulmak üzere bir kadın dedektif olaya atanır. Playboyumuz da bu dedektife aşık olur.
İkili Oyun

İnatçı bir Los Angeles emniyet müdürlüğü komiseri acımasız ve ölümcül bir profesyonel hırsızın ve onun suç ortaklarının peşine amansız bir şekilde düşer.
Büyük Hesaplaşma

Filmde Meksika'daki bir köyün ahalisinin düzenli olarak ürünlerini yağmalayan haydutlardan korunmak için Amerikalı bir grup silahşörü kiralamaları ve onlarla birlikte haydutlara karşı verdikleri mücadele anlatılmaktadır. Filmin tanıtım sloganı aynı zamanda filmin de bir özeti gibidir; "Yedi kişiydiler ama yediyüz kişi gibi dövüştüler".Tüm zamanların en popüler westernlerinden biri olan Muhteşem Yedili'nin senaryosunu Kurosawa'nın Yedi Samuray filminden William Roberts uyarladı...
Muhteşem Yedili

Yıl 1963. Bir tatil beldesinde dans partneri ve arkadaşı Penny (Nicole Scherzinger) ile birlikte dans öğretmenliği yapan Johnny Castle (Colt Prattes), iş dışında kalan vakitlerinde de otelin diğer çalışanlarıyla arkadaşlık ederek ve dans ederek geçirmektedir. Baby olarak tanınan Frances (Abigail Breslin) adlı genç bir kız Johnny’nin çalıştığı otele ailesiyle birlikte gelir. Penny’nin hamile olduğunun ortaya çıkması üzerine Baby Johnny’nin dans partneri olur. Bu arada iki genç birbirine aşık olur. Sınıfsal farklılar birçok problem yaşanmasına yol açar.
İlk Aşk, İlk Dans

Bir emlak avukatı olan John Clark, işinde ve ailesinde oldukça huzurlu bir yaşam sürmektedir. Ancak hayatında birşeylerin eksik olduğunu düşünür. Her gün eve giderken, bir dans merkezinin penceresinin önünde aynı kızı görmeye başlar. Bu kızla tanışmak umuduyla dans derslerine başlayan John, ilk başlarda işlerin kötü gitmesiyle bir hata yaptığını düşünür. Paulina, John'a dans konusunu ciddiye almasını ve onunla çıkmayı düşünmediğini söyler. Dersler devam ettikçe John, danstan keyif almaya başlar. Chicago'daki en büyük dans yarışması için çalışmalara başlayan John, bunu tüm ailesinden ve çalışma arkadaşlarından gizler. Paulina'yla ilişkisi ilerleyen John, vaktini sürekli evden uzakta geçirmeye başlayınca karısı da bu durumdan şüphelenmeye başlar.