

Gurur ve İhtiras
The Pride and the Passion
“Benzerini hiç görmediniz ve belki de bir daha eşini göremezsiniz!”
Yonetmen: Stanley Kramer
Vizyon Tarihi: 10 Temmuz 1957
Konu
1810 yılındaki Napolyon Savaşları sırasında İspanya'da İspanyol askerleri ve köylüleri zor koşullarda savaşır. General Jovet liderliğindeki Fransızlar, 13 metre uzunluğunda ve 7 ton ağırlığındaki tek İspanyol topunu ele geçirmek istiyor. İngilizlerin de topa ihtiyacı var ama Fransızlara karşı İspanyolların yanındalar. İngilizler, İspanyolların topunu almak ve İspanyol askerlerinin yardımıyla dev topu Santander'e çekmek için bir deniz kaptanını - adı Anthony Trumbell - İspanyol kampına, General Larena'ya gönderir. İspanyolların lideri ise asabi, huysuz bir ayakkabıcı olan Miguel'dir ve iki yüz adamını Avila'ya yönlendirip tek topu İspanya'nın yarısına sürüklemek ister. Miguel ve Anthony tamamen farklı iki adam, asker ve liderdir. Her ikisi de farklı şeyler istiyor, farklı liderlik istiyorlar, tek bir konuda hemfikirler; aynı güzel kadına aşıklar.
Oyuncu Kadrosu

Cary Grant
Anthony

Frank Sinatra
Miguel

Sophia Loren
Juana

Theodore Bikel
General Jouvet

John Wengraf
Sermaine

Jay Novello
Ballinger

José Nieto
Carlos

Carlos Larrañaga
Jose

Philip Van Zandt
Vidal
Paco El Laberinto
Manolo
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak

Film detaylari icin tiklayin...
Marcel Dassault, l'homme au pardessus

‘‘Şimdi pes etmeli miyim? Eğer pes edersem, insanoğlu hikayecisini kaybeder ve insanoğlu bir kez hikayecisini kaybetti mi, çocukluğunu da kaybetmiş olur!’’ Berlin üzerinde bir melek... Usta isim Wim Wenders’ın yönetimindeki film, Berlin’deki hayatı ve hayat içinde yorgun insanları izleyen meleklerin, özellikle de Melek Damien’in hikayesini anlatmaktadır. Masumiyetlerinden ve gönül gözlerinin açıklığından ötürü olsa gerek, bu melekleri yalnızca çocuklar fark etmektedir. Diğer melekler gibi, tüm dünyayı siyah-beyaz gören, kütüphanede kitap okuyan insanların okuduklarını dinleyen Damien’ın tüm düzeni, sirkte çalışan güzel bir kadına aşık olmasıyla değişecek ve insan olmaya karar vermesine neden olacaktır. Ses getiren Hollywood yapımlarından City of Angels’ın esinlenildiği film olan yapım, Bruno Ganz ve Peter Falk’ın oyunculukları, Nick Cave’in müzikleri, aldığı ve aday olduğu pek çok ödülle dikkat değer bir yapımdır...
Arzunun Kanatları

Binbir Gece Masallarını çağrıştıran coğrafyasıyla farklı bir ülkedir Moğolistan. Bu ülkenin uçsuz bucaksız steplerinde geçen, eşsiz sekanslarıyla farklı bir film Tuta'nın Evliliği. Ülkesinin güzel kızı Tuya'nın başı derttedir. Yaşadığı bölgeyi, toprağını terk etmemek için mücadele etmekte, direnmektedir. Engelli kocası Bater'in ayrılık ısrarlarına da karşı koymaktadır. Ancak gün gelecek devran dönecektir ve hiç bir şey artık eskisi gibi olmayacaktır. 2007 Berlin Film Festivali'nde Altın Ayı ödülüne lâyık görülen Tuya'nın Evliliği'nde yönetmen Quanan Wang, köklerinin olduğu topraklara uzanıyor ve eski gelenekleri destansı bir dille anlatıyor. Şiir gibi işlenen bu yapım, Uzak Asya sinemasının nadide örneklerinden.
Tuya’nın Evliliği

1984 yılında Nikaragua Devrimi’nin ortasında, Amerikalı bir gazeteci gizemli bir İngiliz iş adamı ile tanışır. Çok geçmeden ikisi arasında tutkulu bir aşk başlar. Yalanlar ve komplolar kasırgasına yakalandıklarında iki aşık ülkeden kaçmak için birbirlerine güvenmek zorunda kalır.
Öğle Güneşinde Yıldızlar

Film detaylari icin tiklayin...
Sharpe: The Legend

Salvador, dönemin anarşistlerinden biriydi ve banka soyguncusuydu. 1974′te idam edilmesinden önce Lluis Llach’ın ünlü protesto şarkısı I si canto trist’e ilham kaynağı olmuştu. Filmin en büyük sürprizlerinden biri, Llach’ın filmin şarkılarını hazırlayacak olması. Bir diğeri ise Brühl’ün fazla bilinmeyen bir özelliğini sergileyip İspanyolca konuşacak olması ki zaten annesi de İspanyol olan oyuncunun ana dillerinden biri de Katalanca.
Salvador

Film detaylari icin tiklayin...
革命者

Film detaylari icin tiklayin...
Lenin: The Train

Film detaylari icin tiklayin...
Fransız Devrimi

Sinema tarihinin en çok ödül alan, en geniş kadrolu filmlerinin başında gelen Son İmparator destansı bir öyküdür: 2 yaşında tahta çıkan Çin'in son imparatoru Pi Yi'nin gözünden 60 yılın öyküsü. Çekimi 2,5 yıl süren, 19 binden fazla kişinin rol aldığı film çok şık ve estetik bir görkemli yapımdır. Bertolucci sinemasının izlerini de taşır: Yasak Kent'in avlusunda binlerce figuranla çekilen sahnelerden ipek çarşafların altında belli belirsiz sevişen üç bedene kadar... Son İmparator aynı zamanda Bertolucci'nin Oryantal Üçlemesi'nin ilk filmidir. Bu seri daha sonraki yıllarda çekeceği Çölde Çay ve Küçük Buda ile tamamlanır.