

The Buddy Holly Story
Yonetmen: Steve Rash
Vizyon Tarihi: 18 Mayıs 1978
Oyuncu Kadrosu

Gary Busey
Buddy Holly

Don Stroud
Jesse Charles

Charles Martin Smith
Ray Bob Simmons

Conrad Janis
Ross Turner

William Jordan
Riley

Maria Richwine
Maria Elena Holly
Amy Johnston
Cindy Lou

Dick O'Neill
Sol Gittler
Fred Travalena
Madman Mancuso

Neva Patterson
Mrs. Holly
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak

Film detaylari icin tiklayin...
Neckan

Film detaylari icin tiklayin...
¡Qué cosas tiene el amor!

Film detaylari icin tiklayin...
O Dia do Desespero

Film detaylari icin tiklayin...
Jayhawkers

Indochina, 1959. Suçlu sınıf tarafından kontrol edilen Vahşi Batı kenti: Vietnam savaş ağaları ve Avrupa savaş suçluları. Den-Dhin-Chan Çalışma Kampı dört tehlikeli adam tarafından yönetiliyor. Ülkedeki en büyük hapishane, burada, Avrupa’daki eski şampiyon boksör Martin Tilman (Scott Adkins), zengin suçluların yüksek bahislerle oynanan karşılaşmalarında kumar oynadığı turnuvalarla mücadele etmek için bir isim yaptı. Tilman serbest bırakılacağı zaman, sadece eve dönmek istiyor, ancak cezaevindeki bozuk güçler onu tutmak için elinden gelen her şeyi yapıyor. Tilman’ın tuttuğu her şey şiddet içeren bir şiddet eylemiyle ortadan kaldırıldığında sorumluluk sahibi olan beş kişiyle yüzleşmek ve intikamını almak zorundadır.
Kanunsuz Topraklarda

Film, ergenlik çağındaki iki genç kızın arkadaşlıklarının hikayesini anlatıyor. Kendileri dışındaki herkesi dışarıda bırakarak, kendi yarattıkları hayal dünyasında yaşamaya başlayan bu iki genç kız birbirlerine sımsıkı bağlanırlar. Birbirlerinden aslında hayli farklı olan, farklı sınıflara mensup ailelerden gelen bu iki kızı birbirine çeken nedenler izleyiciye arka fonda sunulmaktadır. İlk başta izleyici bu iki genç kızın aşırı bağlılıklarına, kendilerini ayrıcalıklı kişiler olarak görmelerine, hayallerinde sürdürdükleri film yıldızlarıyla, opera sanatçılarıyla, kraliyet ailesi üyeleriyle dostluklarına sevecenlikle yaklaşmaktan alıkoyamaz kendini.Film izleyiciyi onların bu iki kişilik dünyalarının tam da ortasına fırlatır. Onların 4. dünya adını verdikleri bu sanat ve keyif dünyasının büyüleyici atmosferine kapılmamak olanaksızdır. Öte yandan arkadaşlıkları giderek tehlikeli bir seyir izlemeye başlar ve ebeveynlerinin yanlışları bunun üzerine tuz biber eker.
Cennet Yaratıkları

Film detaylari icin tiklayin...
Once Were Brothers: Robbie Robertson and the Band

Her şeyiyle mükemmel olan Keller ailesinin, kusurlu tek yönü kör, sağır ve haliyle dilsiz kızlarıdır. Kızlarının yaşıyla birlikte sorunları da artmaktadır. İstekleri ve ihtiyaçları gün geçtikçe çoğalan Helen'i anlamak, annesi ve babası için dahi imkansızdır. Bir yandan sevgi, şefkat ve acıma duyguları işin içine girince, Helen'i terbiye etmeye kimsenin ne gücü, ne de cesareti yeter. Onu ya bir bakım evine terk etmek gerekmektedir ya da bir hoca tutarak son seçeneği değerlendirmek. İşe aldıkları öğretmen henüz öğrenciliği süren, deneyimsiz, bakım evlerinde büyümüş ve görme engelli biridir. Eve adım attığı anda sorunlar ikiye katlanınca, ailenin tüm umutları tükenir. Öğretmenin ve Helen'in başarısız olacakları konusunda herkes hemfikirdir ancak gerekli sabırla tüm dünyayı öğrenmeye çalışmak, denemeye değecek kadar güzeldir.
Karanlığın İçinden

“Halkın Prensesi” Diana, Paris’te bir trafik kazasında ölmüştür. Kraliçe ve ailesi, bir süre Balmoral Kalesi’nin kapalı kapıları ardında yas tutmayı uygun görürler. Kalpleri kırık olan halk, bu tutumu anlayamaz ve Kraliçe’den kendilerine açıklama yapmasını beklerler. Bu durum henüz seçilen başbakan Tony Blair üzerinde de baskı unsurudur. Variety'den Derek Elley'in de ifade ettiği gibi "Gelenekle aykırı olanın birbiri ile çatıştığı ve aynı zamanda birbirinden faydalandığı ustaca yazılmış ve oynanmış" bir film The Queen.
Kraliçe

Idi Amin'in Uganda'sı ile ilgili neler biliyorsunuz? Dünyanın tanıdığı en vahşi diktatörlerden bir olan Idi Amin'in Uganda'sı ile bizleri tanıştıran film, insanlık tarihinin karanlık sayfalarından birine kamerasını çeviriyor.Tıbbi bir misyonla Uganda'ya gelen genç doktor Nicholas Garrigan, bu uzak ve çok da fazla tanımadığı ülkeye doğru yola çıktığında oldukça idealist düşüncelerle yüklüdür. Fakat bu düşüncelerinin yerini büyük bir karanlığın alması uzun sürmez. Son derece katı ve barbar bir yönetim şekli yürüten Idi Amin'in emirleri altında, hareket sınırları oldukça dardır. İlk zamanlar bunun onurunu yaşasa da Garrigan'ın, nasıl bir barbarlığın parçası yapılmak istendiğini anlaması uzun sürmeyecektir. Ama yanlışlardan geri dönüş, sandığı kadar kolay olmayacaktır.