

Nic śmiesznego
Yonetmen: Marek Koterski
Vizyon Tarihi: 2 Şubat 1996
Oyuncu Kadrosu

Cezary Pazura
Adam Miauczyński

Marek Kondrat
Film Director

Ewa Błaszczyk
Beata Miauczyńska

Henryk Bista
Pyrotechnist

Jerzy Bończak
Technician

Krzysztof Kowalewski
Producer

Wojciech Wysocki
Actor

Piotr Machalica
Miki Miauczyński

Agnieszka Wagner
Adam's Mother

Bronisław Pawlik
Censor
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak

17. yy.da John Wilmot ya da başka bir deyişle 2. Rochester Kont yetenekli ve cin fikirli hovarda, kısa ve vahşi hayatını Restorasyon dönemi rock yıldızı gibi yaşamıştı. Zamanın tüm kurallarını yıkmayı kendisine amaç edinmiş çılgın adamı hikayesi.
Hovarda

"Bak Şu Konuşana" serisinin üçüncü filmiyle yine izleyicilerini kırıp, geçiriyor. Serinin son filmi olan "Bak Şimdi Konuşana"da, Ubriacco Ailesi'nin maceraları devam ediyor... James, uluslararası bir kozmetik firmasının başarılı yöneticisi Samantha'nın özel pilotluğunu üstlenir. Mollie ise evde çocuklarla uğraşmaktadır. Tam bu sırada James, eve bir köpek getirir. Bu da yetmezmiş gibi Samantha da onlara bir köpek hediye eder. Bir sokak köpeği olan Rocks ile süslü ve keyif düşkünü Daphne, çok geçmeden birbirlerine karşı oldukça kuvvetli duygular beslemeye başlarlar. Mikey ve Julie aileye yeni katılan köpeklerle çok iyi anlaşırlar. Çünkü onlarda konuşabilmektedirler.
Bak Şimdi Konuşana

Dolores Caliborne; aksi, ağzı bozuk ve berbat bir yaşantıya sahiptir. Little Tall adası halkı, kocası Joe'nun otuzyıl önceki bir güneş tutulması gününde ölümünün hikayesini öğrenmek için otuzyıl bekliyor. Polis ise adanın en zengin ama yatalak kadını, aynı zamanda Dolores'ın işvereni olan Vera Donovan'ın ölümünü merak etmektedir. Dolores'ın kızının da adaya gelmesiyle eski defterler açılmaya başlar.
Dolores Claiborne

Emil Svensson, Småland'daki pitoresk bir çiftlikte annesi ve babası, küçük kız kardeşi Ida, uşak Alfred ve hizmetçi Lina ile birlikte yaşıyor. Beyaz saçlı kafasına giren her hevesle uğraşmaya direnemeyen olağan dışı canlı küçük bir çocuktur. En iyi niyetleri her zaman göz önünde bulundurarak, çünkü iyi kalpli bir çocuk fakat özellikle de kısa öfkeli babası için, genellikle felaket sonuçlarına sahip. Sonuç olarak, Emil tahta oymacılarını döşeyen ve Anton'un soğumasını bekleyen çok zaman harcıyor. Emil, başını ailenin tek çorba kasesine sıkıştıracak, bayrak direğini biraz kaldırıp yoksullar için lüks bir Noel partisi düzenlediğinden babasının sabrı kesinlikle deneniyor.
Emil i Lönneberga

Ashton Kutcher ve Britaany Murphy bu inanılmaz eğlendirici komedide düğün pastasını beraber kesiyorlar! Sarah, hayatından memnun zengin bir kızdır. Tom ise, parti yapmayı tercih eden birisidir. Ama bu iki zıt karakterli yeni evli, Avrupa balayı seyahatlerine çıktıklarında felaket sonuçlara katlanmak zorunda kalırlar!
Yeni Evli

Film detaylari icin tiklayin...
SIE

Cannes Film Festivalinin olay yaratan filmi Antichrist, Çocukları öldükten sonra yaşadıkları acıyı unutmaya çalışan bir çiftin orman kulübesine gitmesiyle herşeyin daha da kötüleşmesini ve gelişen garip olayları anlatıyor. Yönetmen koltuğunda Lars von Trier var.
Deccal

Film, aile bağlarının sağlamlığı, arkadaşlığın karmaşık doğası ve “Amerikan Rüyası”nın kuşaklar boyu kovalanmasına dair son derece kişisel bir hikâye anlatıyor. Gray’in 1980’lerde New York’un Queens bölgesinde geçen kendi çocukluğundan anekdotlar içeren film, ikisi de kendi kişiliklerini bulma çabasında, biri Yahudi biri siyah iki küçük çocuğun yakın arkadaşlığı ekseninde siyasal belirsizliğin hüküm sürdüğü bir dönemi merceğine alıyor. Olabildiğince kişisel, acı-tatlı, içten, alabildiğine duygusal ve dokunaklı Armageddon Time, parlak kadrosundaki oyuncuların zihinlere kazınacak performanslarıyla da büyük övgü topladı. Little Odessa, The Yards, We Own the Night, Two Lovers, The Immigrant, The Lost City of Z ve en son Ad Astra filmlerini izlediğimiz James Gray, şöyle diyor: “Ailem ve yaşamımın o dönemi hakkında bir şeyler yapmak istemiştim. Sevdiğim filmlere tutkumu yeniden keşfetmenin de bir yolu oldu benim için.”
Armageddon Time

Arkadaşları birer birer ona ihanet etmeye başlayınca mutlu ve şanslı bir bankacının dünyası gözlerinin önünde parçalanmaya başlar.
The Room

Güney Koreli göçmen Yi ailesinin 1980’ler Amerika’sında yeni bir hayat kurma hikayesini anlatıyor. Baba Jacob’un çiftlik kurma hayaliyle Kaliforniya’dan Arkansas’a taşınan aile, kendi kimlik krizleri ve Reagan döneminin ekonomik zorlukları arasında sıkışıp kalır. İdeallerindeki hayattan uzaklaştıkça, Jacob ve Monica çiftinin birbiriyle olan bağları zayıflamaya başlar. Çocuklarının bakımına yardım etmesi için, anneanne Soonja’yı (büyük övgü alan performansıyla Yuh-jung Youn) davet ederler. Muzip anneannenin gelişi, aileye kolay pes etmemeleri gerektiğini hatırlatacaktır. Tıpkı her tür koşulda zorluklara dayanıp kök salmasıyla bilinen, Kore’ye özgü “Minari” bitkisi gibi…