

La dictadura perfecta
Yonetmen: Luis Estrada
Vizyon Tarihi: 16 Ekim 2014
Konu
Meksika'nın en güçlü televizyon şirketi TV Mexicana Vali Carmelo Vargas'ın (Damián Alcázar) da dahil olduğu ciddi bir takım suçları ve kaçak işleri skandal bir hikâyeyle gözler önüne serer. Vali Vargas siyasi geleceği hakkında endişelenerek imajını temizlemeye karar verir ve TV Mexicana'yla gizli bir anlaşma için görüşür. İddialı genç bir haber yapımcısı olan Carlos Rojo (Alfonso Herrera) ve bir TV şirketinin yıldız muhabiri Ricardo Diaz (Osvaldo Benavides) yozlaşmış valinin kamuoyundaki imajını değiştirerek onu siyasi yıldız ve başkan adayına dönüştürmekten sorumludurlar.
Oyuncu Kadrosu

Damián Alcázar
Gobernador Carmelo Vargas

Alfonso Herrera
Carlos Rojo

Joaquín Cosío
Agustín Morales

Osvaldo Benavides
Ricardo Díaz

Silvia Navarro
Lucía Garza

Flavio Medina
Salvador Garza

Saúl Lisazo
Javier Pérez Harris

Tony Dalton
Director TV MX

Salvador Sánchez
Hombre X

Enrique Arreola
Secretario de gobierno
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak

Yakın gelecekte Japonya'da, hükümet gençlerin neden olduğu şiddet eğlemlerinin önüne geçememektedir. Öğretmenler, aileler kısacası tüm toplum gençliğin yarattığı korku bulutuna teslim olmuştur. Japon hükümeti olayların kızışmasının ardından "Battle Royale" denilen kanunları kabul etmiştir. "Battle Royale" kanunlarına göre her yıl ülke içinden rastgele bir lise sınıfı seçilir ve bu sınıfın öğrencileri yerini yine hükümetten kimsenin bilmediği bir adaya götürülürler. Bu seneki "Battle Royale" için Nobu'nun sınıfı seçilir. Nobu ve arkadaşları hükümet tarafından "Battle Royale" adasına kaçırılırlar. Adada onları öğretmenleri Takeshi karşılar ve oynayacakları oyunun kurallarını açıklar. Kurallar basittir, Nobu ve 41 arkadaşından sadece bir kişi adadan canlı ayrılabilecektir. Hükümet gençlerin herbirine, içinde farklı silahlar ve yeterli yiyecek bulunan bir çanta verir. Gençler, adadan canlı çıkabilmek için 3 gün içinde birbirlerini öldürmek zorundadırlar...
Ölüm Oyunu

Amerika’nın en tehlikeli iki kafadarı kanundan kaçmak için yollara düşerse…1992’de yayınlanmaya başlanan yapım, 90’ ların en çok konuşulan kültlerinden biri haline gelmişti. TV başında oturup video kliplerle ilgili garip yorumlar yapan, Burger World adlı bir hamburgerci zincirinde çalışan, akla hayale gelmez talihsizliklerle hayatları buradan oraya savrulan ikili kısa sürede popüler kültürden beslenmenin yanı sıra, popüler kültürü besleyerek de adlarını TV tarihine yazdırdılar. Filmde televizyonları çalınan iki kafadarın yolu her odada bir TV bulunduğunu iddia eden bir motele düşüyor, burada karısını öldürmesi için tuttuğu kiralık katillerle buluşmayı bekleyen bir adamla tanışıyorlar. Yanlış anlaşmalar ikiliyi bir TV uğruna “Amerika’nın en tehlikeli iki adamı” olmaya itiyor ve tabii fonda da onlara Ozzy Osbourne, AC/DC, White Zombie, Red Hot Chili Peppers gibi grup ile şarkıcılar müzikleriyle eşlik ediyorlar.
Beavis ve Butt-Head Amerika Kabusu

Gerçek bir hikayeye dayanan , maskenin arkasındaki adamla ilgili bir filmdir. Augusto, 50'li yıllarda bir sahne sanatçısı olan annesinin ayak izlerini takip edip kendini tanıtmaya çalışan bir aktördür. Erotik yapımlar ve küçük operalarda oynadıktan sonra televizyonda palyaço "BINGO" olarak gösterme şansı bulur. Program oldukça tutulur ancak sözleşmesindeki bir madde onun gerçek kimliğini ortaya koymasını yasaklıyordur. Augusto, isimsiz bir ünlüye dönüşür. Makyaj yaparken, ülkenin dört bir yanındaki çocuklara mutluluk getirir ancak babası tanıma arayışı içinde kendisini uzakta gören kendi oğlu Gabriel'e değil. Brezilyalı 80 televizyonunun sahne arkasındaki evrendeki ironi ve mizah ile abartılı pop görünümüyle dolu film, bir insanın sanatsal değeri ararken onun kişisel çürümesini bulan inanılmaz ve gerçeküstü hikayesini anlatıyor.
Bingo - Sabahların Kralı

Hava durumu sunucusu olan David Spritz (Cage), Chicago'lular açısından olmazsa olmaz bir kişiliktir. O sadece güneşi, yağmuru, karla karışık yağmuru ve kar yağışını tahmin eden bir adam değil, adeta yürüyen bir hedeftir. Chicago halkı David'e sevgiyle nefret arasında gidip gelen özel bir ilgi duymaktadır. Onu ekrandan tanıyan pek çok insan, gördükleri yerde üzerine meşrubat, bira, hamburger gibi şeyler fırlatmaktan kendilerini alamamaktadırlar. David'in tek isteği ise birazcık saygıdır. Özellikle Nobel ödüllü yazar babası Robert Spritz'in (Caine) takdirini, beğenisini kazanmayı istemektedir. Onun gözlerinin içine bakacak cesareti bile kalmamıştır. Ondan bir parça saygı görmek için her şeyini vermeye hazır olan David, eski karısının gönlünü ve sevgisini yeniden kazanmaya çalışırken bir yandan da çocukları için kaygılanmaktadır. Ne zaman ortaya çıkacağını tahmin etmeye çalıştığı kasırga ve tufanların yarattığı yıkım gibi kendi yaşamı da, büyük bir felakete sürüklenmektedir.
Fırtınalı Hayatlar

Thomas Barnes (Dennis Quaid) ve Kent Taylor (Matthew Fox), küresel boyutta terörle savaşın dönüm noktasında Başkan Ashton’ı (William Hurt) korumakla görevli gizli ajanlardır.Başkan Ashton, İspanya’ya varışından birkaç dakika sonra vurulunca, kargaşa baş gösterir ve suikastçı avı sırasında apayrı yaşamlar kesişir. Kalabalıkta bulunan Amerikalı turist Howard Lewis (Forest Whitaker), çocukları için başkanın gelişini kaydederken başkana ateş eden kişiyi görüntülediğine inanır. Kalabalığın içindeki bir diğer kişi, tarihi olayı tüm dünyada milyonlarca televizyon izleyicisine aktarmakta olan Amerikalı haber yapımcısı Rex Brooks’tur (Sigourney Weaver).Onlar ve diğerleri hikayelerini anlatırken, bulmacanın parçaları yerine oturmaya başlar; ve anlaşılır ki yüzeyin hemen altında şok edici gerekçeler yatmaktadır.
Bakış Açısı

Genç bir İngiliz bayan (Sue) büyükbabasının 1920 yıllarında Hindistan'ın özgürlüğü hakkında yazdığı günlüğü ile ilgili bir belgesel çekmek için Hindistan'a gider. Hindistan'da kendisine yardım etmeyi kabul eden Hintli genç kız (Sonia) ile birlikte belgesel filmde oynayacak oyuncuyu üniversitede aramaya kalkışırlar. Kültüründen uzaklaşmış birçok aday kitlesinden sonra kötünün iyisi tadında bir grup oluşturulur. Grup, belgesel çekildikçe konuyu kavramaya, benimsemeye ve haliyle de bilinçlenmeye başlar * Çok eğlenceli, neşeli giderken sona doğru tam bir trajediye dönüyor herşey * Tam anlamıyla zulmün, direnişin, inancın, hoşgörünün, cesaretin ve Aamir Khan filmlerinin olmazsa olmazı dostluk ile sevginin filmi * Filmin adı Rang De Basanti (Onu Sarıya Boya). Sarı hint kültüründe fedakarlık anlamına gelmekteymiş. Bu yüzden filmin bir kısmı sarı renginde çekilmiş.
Onu Sarıya Boya

Bu hikaye, hasta ve ölebileceğini düşünen bir Parisliyi anlatıyor. İçinde bulunduğu durum, çevresindeki insanlara yeni ve farklı bir gözle bakmasına neden oluyor. Kendi ölümünü düşünmek, kendi hayatına, başka insanların hayatlarına ve bütün şehir hayatına birdenbire yeni bir anlam katıyor. Meyve ve sebze satıcıları, fırına koşan bir kadın, işci, dansçı, mühendis, evsiz adam, üniversite profesörü, model, Kamerunlu yasa dışı bir göçmen… Bütün bu birbirinden farklı kişiler bu şehirde ve bu filmde bir araya geldi. Bu kişileri özel kılacak bir şeyin olmadığını düşünebilirsiniz, fakat her birinin birbirinden farklı hayatları var. Onların problemleri size önemsiz gelebilir, ama onlar için bu problemler dünyanın en önemli şeyi.
Paris

Film detaylari icin tiklayin...
The Kentucky Fried Movie

Film detaylari icin tiklayin...
The Crimson Pirate

Film detaylari icin tiklayin...