

A Pin for the Butterfly
Yonetmen: Susan Kodicek
Vizyon Tarihi: 16 Şubat 1995
Oyuncu Kadrosu

Joan Plowright
Grandma

Ian Bannen
Grandpa

Hugh Laurie
Uncle

Imogen Stubbs
Mother

Florence Hoath
Marushka

Ian Hogg
Great Uncle

Stevan Rimkus
Vasil

Rosalie Crutchley
Anna

Janet Henfrey
Mrs. Veverka

Stephen Jenn
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak

Film, ergenlik çağındaki iki genç kızın arkadaşlıklarının hikayesini anlatıyor. Kendileri dışındaki herkesi dışarıda bırakarak, kendi yarattıkları hayal dünyasında yaşamaya başlayan bu iki genç kız birbirlerine sımsıkı bağlanırlar. Birbirlerinden aslında hayli farklı olan, farklı sınıflara mensup ailelerden gelen bu iki kızı birbirine çeken nedenler izleyiciye arka fonda sunulmaktadır. İlk başta izleyici bu iki genç kızın aşırı bağlılıklarına, kendilerini ayrıcalıklı kişiler olarak görmelerine, hayallerinde sürdürdükleri film yıldızlarıyla, opera sanatçılarıyla, kraliyet ailesi üyeleriyle dostluklarına sevecenlikle yaklaşmaktan alıkoyamaz kendini.Film izleyiciyi onların bu iki kişilik dünyalarının tam da ortasına fırlatır. Onların 4. dünya adını verdikleri bu sanat ve keyif dünyasının büyüleyici atmosferine kapılmamak olanaksızdır. Öte yandan arkadaşlıkları giderek tehlikeli bir seyir izlemeye başlar ve ebeveynlerinin yanlışları bunun üzerine tuz biber eker.
Cennet Yaratıkları

Florence Green İngiltere’de küçük bir kasabada yaşayan bir kadındır. Kasabada bulunun tarihi bir evi kitapçı olarak işletmeye karar verir. Büyük bir risk alarak girdiği işte başarılı olan genç kadın, bir süre sonra kasaba halkına ödünç kitap vererek kitapçıyı bir kütüphaneye dönüştürür. Hayatını yoluna koyduğunu düşünen Florence’in bilmediği gerçekler vardır. Kasabada yaşayan inatçı bir kadının tarihi bina ile ilgili başka planları vardır ve kadın planlarını gerçekleştirmek için her şeyi yapmaya hazırdır.
Sahaf

James Stevens(Anthony Hopkins), İkinci Dünya Savaşı öncesinin çalkantılı İngiltere'sindeki, Darlington Malikânesi'nin baş uşağıdır ve kurallara olan aşırı bağlılığıyla ün salmıştır. Yanında çalışan işçilere karşı çelik disiplini uygulayan bu adam hayatını Lord'unun(James Fox) hizmetine adamıştır.Sürüp gitmekte olan bu durum, aşçıbaşı Miss Kenton'ın(Emma Thompson) malikâneye gelmesiyle çatlamaya başlar. Kenton, merhametli, ince ruhlu bir kadındır. Gözü hizmetten başka bir şey görmeyen Stevens, Bayan Kenton'a karşı sıcak duygular hissetse de bunu açığa vuramayacak kadar gururludur...
Günden Kalanlar

1950’li yıllarda, Orta Batılı bir aileyi merkezine alan film ailenin en büyük oğlu Jack’in, çocukluk masumiyetinin kaybolmasından başlayarak buruk bir yetişkinlik evresine geçişini konu alıyor. Tam bu geçiş sürecinde de babası (Brad Pitt) ile yaşadığı çalkantılı baba-oğul ilişkisi, öykünün merkezine oturuyor. Jack’in olgunluk hali (Sean Penn) artık modern çağda yolunu yitirmiş bir bireydir. Kaderin varlığını ve çıkmazlarını sorgularken, diğer yandan yaşamın anlamını bulmaya çalışır...
Hayat Ağacı

26 kasım 1956’da, Fidel Castro 80 isyancıyla birlikte Küba’ya yelken açar. Bu isyancılardan biri, Castro’yla, Fulgencio Batista’nın yozlaşmış diktatörlüğünü sona erdirmek gibi ortak bir amacı paylaşan Arjantinli doktor Ernesto “Che” Guevera’dan başkası değildir. Che gerilla savaş tarzını çabuk kapar ve vazgeçilmez bir savaşçı olduğunu kanıtlar. Kendini mücadeleye adamasıyla yoldaşları ve Küba halkı tarafından bağırlarına basılır. 'The Argentine', Che’nin Küba devriminde doktorluktan devrimci kahramanlığa yükselişini anlatıyor.
Che: Birinci Bölüm

Anneleri ölümcül bir ciğer hastalığına yakalanan iki kardeşten büyük olanı bir bakım evine, diğeri ise (ingemar) dayısının bir başka kentteki evine gönderilir. Ağabeyi, hastalıklarla boğuşan annesi ve çok sevdiği Sickan ile birlikte yaşamaktadır. Ağabeyi sürekli olarak onu hakir görmekte ve onunla eğlenmektedir. Ingemar da onunla pek anlaşamamaktadır. Yaz tatili esnasında annesinin yalnız kalmasının daha iyi olacağı düşünüldüğünden dayısının yanına yollanır. Ingemar içinde bulunduğu yepyeni ve taptaze ortamda kendi hayatının dönüşümünü seyretmeye başlayacaktır. Yaz biterken ise artık anlatacağı çok şeyi olacaktır.
Köpek Olarak Hayatım

Andrew Lloyd Webber ve Tim Rice'ın çok sevilen sahne müzikalinden uyarlanan görkemli bir müzikal drama. Alan Parker'ın yönettiği filmde de öykü, Madonna'nın canlandırdığı Eva Duarte evini terkedip Latin şarkıcı Agustin Magaldi ile birlikte Buenos Aires'e gelir ve burada zaman zarfında Juan Peron'un karısı ve Arjantin halkının da kahramanı olur.
Evita

1950'li yılların Amerikan televizyonlarında bir fenomene dönüşen 'Twenty-One' isimli yarışma tüm halkı ekran başına çekerken televizyon kanalına ve sponsor firmaya da servet kazandırmaktadır. Yarışmada aylardır birinci olan yoksul yahudi Harbie Stempel aylarca halkın hayranlığını kazansa da NBC kanalının yöneticileri bu yarışmacı profilini değiştirmeye karar verir. Yeni gözdeleri ise saygın bir Amerikan ailesine mensup olan Charles Van Doren isimli yarışmacıdır. Stempel ve Doren artık karşı karşıyadır. Ancak hesapta bir terslik vardır! Genç bir avukat olan Dick Goodwin yarışmaya şike karıştırıldığından kuşkulanarak harekete geçer. Richard N. Goodwin'in romanından uyarlanan ve temeli gerçek bir olaya dayanan yapıt Oscar ödüllü yönetmen ve aktör Robert Redford imzalı.
Şike

Oto tamircisi Edward (Tim Robbins) güzel ve çok zeki bir genç kadın olan Catherine'e (Meg Ryan) ilk görüşte aşık olmuştur. Ancak Catherine deyim yerindeyse inek sayılabilecek kadar akademik çalışmalara gömülmüş James ile nişanlıdır. Catherine'nin amcası Albert Einstein (Walter Matthau), Ed'in dürüst ve kararlı tarzını görmüş ve bu delikanlıdan hoşlanmıştır. Arkadaşlarıyla birlikte Catherine'i Ed'e aşık etmek için karmaşık planlar yaparlar ve Ed'i olduğundan zeki ve bilgili göstermeye çalışırlarken film bir kahkaha bombasına dönüşecektir.
Aşk ve Zeka

Genç Vito Corleone, Amerika'ya yeni gelmiştir. 1917 yılında, New York şehri'nin yerel mafyalarından birinin liderini öldürünce saygınlık kazanır ve korkulan biri haline gelir.Bu arada, 50 yıl sonra, Michael Corleone, Washington'da senato komitesine aile işleriyle ilgili ifade vermektedir.1972 yapımı ilk filmin devamı niteliğinde, yine yazar Mario Puzo ve yönetmen Francis Ford Coppola'nın yaratıcı ellerinden çıkmış usta işi bir yapım. Eleştirmenler tarafından, önceki filmden daha başarılı bulunan az sayıdaki devam filminden biri olarak kabul ediliyor.