

Kral İçin Hologram
A Hologram for the King
Yonetmen: Tom Tykwer
Vizyon Tarihi: 22 Nisan 2016
Konu
Alan Clay (Tom Hanks) elindeki her şeyi kaybetmiş bir iş adamıdır. Yeniden çıkış yapabilmek, henüz inşaatı başlamamış teknoloji kompleksinin yapımını üstlenebilmek için yanındaki genç arkadaşlarıyla birlikte Suudi Arabistan'a gider. Alıştığından bambaşka bir dünya ve kültürle yüz yüze gelen Clay, içinde bulunduğu duruma uyum sağlamaya ve bir çıkış yolu bulmaya çalışacaktır. Öte yandan Çinliler'in de aynı işi yapmaya talip olması, işini zorlaştıracaktır.
Oyuncu Kadrosu

Tom Hanks
Alan Clay

Sarita Choudhury
Dr. Zahra Hakeem

Sidse Babett Knudsen
Hanne

Ben Whishaw
Dave

Tom Skerritt
Ron Clay

Tracey Fairaway
Kitty Clay

David Menkin
Brad

Omar Elba
Yousef

Jane Perry
Ruby Clay

Amira El Sayed
Maha
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak

Hayatı pek yolunda gitmeyen bir kasap, hapisten yeni çıkmıştır ve yeni bir başlangıç yapmak istemektedir. Zihinsel engelli kızını bir akıl hastanesine yerleştirdikten sonra, hamile sevgilisi ve onun annesi ile Lille’e yerleşir. Sevgilisini sevmemektedir; fakat sevgilisi ona yeni bir kasap dükkânı açmayı vaat etmiştir. Kısa zaman sonra kadının ona yalan söylediğini anlar, onu terk eder. Tekrar Paris’e dönmeye ve kızını bulmaya karar verir. Yanındaki tek şey tabancasıdır ve yollara düşer… Artık kendi kendiyle baş başadır, hayatın amacını ve anlamını bulma çabaları arasında gelgitler yaşar. 1998'de aralarında Cannes Eleştirmenler Haftası Ödülü, Sarajevo Film Eleştirmenleri Ödülü, Stockholm En İyi İlk Film ve En İyi Görüntü olmak sayısız ödülün sahibi oldu...
Herkese Karşı Tek Başına

1998 Cannes Film Festivali ödüllü Seul Contre Nous'un sansasyonel yönetmeni Gaspar Noé'den, gösterildiği hemen her yerde yoğun tartışmalara ve ağır tepkilere hedef olmuş, aşk, tecavüz ve intikam üzerine sarsıcı bir film. Gösterildiği bazı ülkelerde, seyircilerin bayılmaları ya da koltukları parçalamaları gibi vakalara neden olan film, sansürlenip sansürlenmeyeceği tartışmalarını geride bıraktı ve nihayet huzurlarımızda.
Dönüş Yok

Film, ergenlik çağındaki iki genç kızın arkadaşlıklarının hikayesini anlatıyor. Kendileri dışındaki herkesi dışarıda bırakarak, kendi yarattıkları hayal dünyasında yaşamaya başlayan bu iki genç kız birbirlerine sımsıkı bağlanırlar. Birbirlerinden aslında hayli farklı olan, farklı sınıflara mensup ailelerden gelen bu iki kızı birbirine çeken nedenler izleyiciye arka fonda sunulmaktadır. İlk başta izleyici bu iki genç kızın aşırı bağlılıklarına, kendilerini ayrıcalıklı kişiler olarak görmelerine, hayallerinde sürdürdükleri film yıldızlarıyla, opera sanatçılarıyla, kraliyet ailesi üyeleriyle dostluklarına sevecenlikle yaklaşmaktan alıkoyamaz kendini.Film izleyiciyi onların bu iki kişilik dünyalarının tam da ortasına fırlatır. Onların 4. dünya adını verdikleri bu sanat ve keyif dünyasının büyüleyici atmosferine kapılmamak olanaksızdır. Öte yandan arkadaşlıkları giderek tehlikeli bir seyir izlemeye başlar ve ebeveynlerinin yanlışları bunun üzerine tuz biber eker.
Cennet Yaratıkları

Amerika'da son yıllarda küçük çocukların saçtığı dehşetle birlikte boyutlarını görmeye başladığımız silah kültürünü inceleyen sıradışı bir belgesel. Moore film için, silahların Amerikan kültürünün bir parçası olduğunu savunan ve silah fetişisti bir kuruluşun başkanlığını yürüten, eski oyuncu Charlton Heston ve dehşet saçan çocuklara ilham verdiği iddia edilen Marilyn Manson gibi isimlerle hassas konuyu masaya yatırıyor. Michael Moore'un gösterildiği festivallerde büyük beğeni toplayan ve bolca ödül toplayan yapımı, tüm zamanların en iyi belgeseli seçildi. Yönetmen Roger ve Ben'in ardından bir kez daha esprili ve aydınlatıcı belgesel sinemasına geri dönüyor.
Benim Cici Silahım

Marangoz bir ailenin oğlu olan Eisenheim, aristokrat bir ailenin kızı Sophia'ya aşık olur; ancak sosyal konumları nedeniyle ilişkilerinin yasaklanması sonucu Avusturya'yı terk ederek dünyayı keşfe çıkar. Eisenheim15 yıl sonra ünlü bir illüzyonist olarak isim yapmıştır; ülkesine döndüğünde eski sevgilisi Sophie Avusturya-Macaristan veliaht prensi Leopold ile nişanlanmak üzeredir.
Sihirbaz

Idi Amin'in Uganda'sı ile ilgili neler biliyorsunuz? Dünyanın tanıdığı en vahşi diktatörlerden bir olan Idi Amin'in Uganda'sı ile bizleri tanıştıran film, insanlık tarihinin karanlık sayfalarından birine kamerasını çeviriyor.Tıbbi bir misyonla Uganda'ya gelen genç doktor Nicholas Garrigan, bu uzak ve çok da fazla tanımadığı ülkeye doğru yola çıktığında oldukça idealist düşüncelerle yüklüdür. Fakat bu düşüncelerinin yerini büyük bir karanlığın alması uzun sürmez. Son derece katı ve barbar bir yönetim şekli yürüten Idi Amin'in emirleri altında, hareket sınırları oldukça dardır. İlk zamanlar bunun onurunu yaşasa da Garrigan'ın, nasıl bir barbarlığın parçası yapılmak istendiğini anlaması uzun sürmeyecektir. Ama yanlışlardan geri dönüş, sandığı kadar kolay olmayacaktır.
İskoçya'nın Son Kralı

Film detaylari icin tiklayin...
The Flame Within

Sam Mendes, bu kez sinemanın büyüsüyle iç içe bir aşk hikâyesini beyazperdeye taşıyor. Usta sinemacının senaryosunu kaleme alıp yönetmenliğini üstlendiği yeni filmi Empire of Light, 1980'lerin başında İngiltere'nin bir sahil kasabasındaki eski bir sinema salonunu merkezinde olduğu bir aşk hikâyesini anlatıyor. Film, günümüzde benzerine rastlanmayan nostaljik bir sinema salonu olan The Empire’ı mesken tutuyor. Olivia Colman tarafından canlandırılan Hilary karakteri, her sabah salonu açan ve iç karartıcı bir rutinin içine hapsolmuş bir salon görevlisi. Michael Ward ise ekibe yeni katılan Stephen isimli, hevesli bir genci canlandırıyor. İki karakter arasında kurulan beklenmedik bağ, toplum baskıları ve kişisel travmalar ışığında geleceği parlak gözükmeyen bir aşka evriliyor.
Işık İmparatorluğu

Piston Kupası için The King ve Chick Hicks’e karşı yarışmak üzere Kaliforniya’ya gitmekte olan meşhur yarış arabası Lightning McQueen, kaza ile Radiator Springs adındaki küçük bir kasabanın yollarına zarar verir. Üstelik kendisinin de tamir olması için çok çalışması gerekmektedir. Bu sırada bu olayla beraber o kasabada geçirdiği zamanlarda dostluklar edinir ve gerçek sevgiyi yaşar. Hatta aşkı bile katar yaşamına. Bu küçük kasabada kaldığı sürece değerleri değişmeye başlar. İşte ancak ondan sonra gerçek bir kazanan olmaya hazır hale gelecektir.
Arabalar

1800'lü yıllarda hayatta önemli bir şeye sahip olmayan ve son derece sıradan bir yaşam süren William Blake isimli bir genç, farklı bir deneyim yaşamak adına yaşadığı toprakları terk edip, bilmediği bir yerde yeni bir hayata atılmaya karar verir. Çıktığı yolculuk ise onu hem fiziksel hem de ruhsal anlamda değiştirecek bir deneyimin başlangıcı olacaktır. Son derece kötü bir anında karşılaştığı 'Hiç Kimse' adındaki Amerikan yerlisi, Blake'in aynı isimdeki, ölmüş bir şair olan William Blake olduğuna inanır. 'Hiç Kimse' ile birlikte atılacağı bu yolculuk, William Blake'in sıradışı bir şekilde bambaşka bir insana dönüşmesine neden olur.