

Hamam
“Aşkın ve hüznün gerçek öyküsü... Hayat, belki de İstanbul'da...”
Yonetmen: Ferzan Özpetek
Vizyon Tarihi: 9 Mayıs 1997
Konu
Yıllar önce İstanbul’a yerleşen teyzesinden miras kalan bu hamamı satmak için İstanbul’a gelen Franceso, teyzesi gibi İstanbul'un büyüsüne kapılır ve Hamamı satmaktan vazgeçip restore ederek işletmeye karar verir. Teyzesi ile yıllarca beraber yaşamış ve Hamamı işletmiş Türk ailesi Osmanlar'da kalmakta, onlar gibi yaşamaktadır.Karısı Marta ise onu merak ederek İstanbul’a gelir.Marta kocasındaki büyük değişimi farkeder. "Hamam"ın açılışına yakın aileyi büyük bir sürpriz beklemektedir. Marta'yı ise yeni bir hayat...
Oyuncu Kadrosu

Alessandro Gassmann
Francesco

Mehmet Günsür
Mehmet

Francesca D'Aloja
Marta

Halil Ergün
Osman

Şerif Sezer
Perran

Başak Köklükaya
Fusun

Carlo Cecchi
Oscar

Alberto Molinari
Paolo

Zerrin Arbaş

Ludovica Modugno
Voce di Zia Anita
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak

Ailesi ile birlikte İngiltere'de yaşayan 18 yaşındaki Jess'in anne ve babası, onun kibar ve Hint geleneklerine bağlı bir genç kız olarak yetişmesini istemektedir. Ancak Jess'in tek bir hayali vardır: David Beckham gibi futbol oynamak!... Jess, bir gün parkta top koştururken Jules tarafından fark edilir. Jules, Jess'e bölgenin kız futbol takımında oynamasını teklif eder. Aynı yaşta, aynı düşü paylaşan iki genç kız, kısa sürede arkadaş olurlar ve takımlarının durumu gün geçtikçe iyiye gider. İkisinin de ailesi, kızlarının futbol topu peşinde koşmasından son derece rahatsızdır. Jess'in ailesi, onun neden hukuk fakültesine gitmediğini ve ablası Pinky gibi uygun bir gençle nişanlanmadığını merak etmektedir. Pinky'nin başına geleceklerden henüz haberleri yoktur! Jules'in annesi de diğer kızlar gibi giyinmeyen kızının nasıl erkek arkadaş bulacağını kara kara düşünmektedir. Oysa Jules, top peşinde değil; takımlarının yakışıklı koçu erişilmez Joe'nun peşinde koşmaktadır!
Hayatımın Çalımı

Film detaylari icin tiklayin...
I Didn't Like You

Film detaylari icin tiklayin...
फायर

Taşrada tatil yapan kentli bir kadın, oralı genç ve evli bir çiftçiyle ilişki yaşar ve adamı karısını öldürüp onunla birlikte büyük şehre taşınmaya ikna eder. Adam, karısıyla beraber şehre giderken binecekleri teknede bir ‘kaza’ planlar, kendini boğulmaktan kurtarmak için de tekneye bir demet saz saklar. Ancak planın sonunu getirmeyi yüreği kaldırmaz ve kürek çekerek karısını kıyıya çıkarır. Büyük bir keder içinde, tramvaya binip şehre giderler. Göz yaşlarıyla dolu barışmaları, düğün yapılan bir kilisede tamamlanır. Birbirlerine yeniden âşık olmuş bir halde, önce bir fotoğrafçıya, sonra da bir berbere uğrarlar. Adam berberdeki manikürcünün ona kur yapmasını görmezden gelir, karısını da çapkın bir hayranın ilgisinden korur. Devasa bir lunaparka gidip eğlendikten sonra, tekneyle eve dönerler. Ancak bir fırtına çıkar ve yelken yırtılır.
Şafak

Film detaylari icin tiklayin...
7 vírgenes

Film detaylari icin tiklayin...
With Love, Lottie

Sinemada travesti rollerini erkeklerin oynayagelmesi tabusunu yıkan Felicity Huffman’ın muhteşem performansıyla öne çıkan Transamerika; farklı bir baba/anne oğul ilişkisi anlatıyor. Muhafazakâr transseksüel Bree, ameliyatına birkaç gün kala bir oğlu olduğunu öğrenir. Doktorunun zorlamasıyla tuhaf bir yolculuğa çıkar ve oğluyla zaman geçirdikçe görüş ve düşüncelerinde köklü değişiklikler meydana gelir. Yer yer keyifli ama daha çok duygusal deneyimler yaşatan yolculukları, farklı kutuplar arasındaki uzlaşmaya dair başarılı gözlemler içeriyor.Transamerika; başta Amerika olmak üzere tüm gelişmiş ülkeleri keskin bir dille eleştiren, biraz da seyirciye oynayan bir film. Transamerika; Heidegger’in ideolojiler varlığınızın kuralları olmasın sözünü anımsatan benzersiz bir yol hikayesi. Bir keşfin, bir buluşun, bir tercihin değer yargılarını allak bullak etmesi üzerine bir film. Bol ödüllü bir komedi filmi olmaktan çok, ciddi konulara parmak basan alaycı bir manifesto…
Transamerika

14 yaşındaki kızı Grace'in, çok sevdiği atının sırtındayken kaza geçirmesi üzerine, bir dergi editörü olan annesi Annie, kızının kaderinin atıyla ayrılamaz biçimde bağlantılı olduğunu fark eder ve Atlara Fısıldayan Adamlar olarak bilinen sorunlu atları tedavi etmeleriyle tanınan at uzmanı seyislerden birini bulabilmek amacıyla bir kampanya düzenler. Sonunda Tom Booker (Robert Redford) adlı bir seyisin Montana'da bu işi yaptığını ve çalışmalarıyla adeta efsaneleştiğini öğrenir. Bunun üzerine kızı Grace ile Pilgrim adlı atını yanına aldığı gibi karavanıyla Montana'ya doğru yola çıkar.Tom Booker, bu kaza sonucunda darmadağın olan hayatları kurtarmak için çaba gösterirken şefkatli at bakıcısıyla kızın annesi arasında sevgi çiçekleri filizlenmeye başlayacak ve bunun sonucunda hem harika hem de trajik sonuçlara yol açacak bir aşk doğacaktır.
Atlara Fısıldayan Adam

Aşk ve savaş üzerine alışılmadık derecede sevimli, zeki ve komik bir film. “Guguk Kuşu”, Rus askerlerin Finli keskin nişancılara taktığı addır. Eylül 1944. Finlandiya, SSCB ile bir ateşkes antlaşması imzalayarak savaştan çekilir. Ama nefretin anlamsızlığının büsbütün ortaya çıktığı bir yerde, gözden ırak bir çiftlikte kıstırılmış olan filmin ana karakterleri bu gerçekten haberdar değildir. Gizli servisin tutukladığı Rus yüzbaşı İvan ile Finli keskin nişancı Veiko talihin bir cilvesi olarak aynı yere sığınmak zorunda kalır; burası, onlara düşman değil de birer erkek gözüyle bakan Anni adlı genç Lapon kadının çiftliğidir. Üçü, birkaç gün aynı yerde birlikte yaşamak zorunda kalır. Herbiri yalnızca kendi anadilini (Fince, Rusça, Laponca) konuşabildiği için, kimi komik, kimi trajik müthiş yanlış anlamalar ortaya çıkar.
Guguk Kuşu

Yıl 1923... Başarılı yazar Virginia Woolf, Londra'nın dışındaki gözlerden uzak evinde Mrs. Dalloway isimli kitabını yazmaya başlar. Sağlık problemleriyle boğuşan Woolf, ağır bir depresyonun pençesindedir. Yıl 1951... Tutkuyla Mrs. Dalloway'i okuyan ev kadını Laura Brown sahip olduğu hayattan kaçmanın tek yolunu böyle bulur. Yıl 2001... AIDS'e yakalanan eski kocasının onuruna bir parti düzenleyen Clarissa Vaughan ve eski kocası Richard arasında Mrs. Dalloway üzerine kurulu özel bir bağ vardır. Bu film, farklı zaman dilimlerinde yaşayan üç farklı kadının bir gününü, Virginia Woolf'un kült romanı Mrs. Dalloway ekseninde anlatmaktadır.