Die Fernsehsaga – Eine steirische Fernsehgeschichte
Yonetmen: Julian Pölsler
Vizyon Tarihi: 1 Ocak 1995
Oyuncu Kadrosu

Julia Gschnitzer
Oma

Leon Askin
alter Adler

Jan Biczycki
Dr. Eisendle

Franz Buchrieser
Grabner

Herbert Fux
Horwarth

Julia Stemberger
weiße Frau

Johannes Silberschneider
Hupfpoidl

Volker Prechtel
Fösi

Fred Stillkrauth
Boarischer

Kurt Weinzierl
Dormannischer
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak

Film detaylari icin tiklayin...
Le Train

Yıl 1881’dir. 34 yaşındaki Jesse James, hem soygun planlamakta, hem de onu yakalayarak ödül kazanmak isteyen düşmanlarına savaş açmaktadır. Fakat kimin dost kimin düşman olduğunun belirsizliği onu şaşırtacaktır.Ron Hansen’ın romanından uyarlama olan “Korkak Robert Ford’un Jesse James Suikasti”, Amerika’nın en ünlü kanun kaçağının ve onun katilinin özel hayatlarını irdeleyen ve bu cinayet öncesi neler yaşanmış olabileceğini sorgulayan, western görünümlü, dramatik altyapılı bir film.
Korkak Robert Ford’un Jesse James Suikastı

Film detaylari icin tiklayin...
Third Trinity

Film detaylari icin tiklayin...
Gegenüber

Film detaylari icin tiklayin...
The Lament of Ferdiad

Film detaylari icin tiklayin...
裸の島

Film detaylari icin tiklayin...
1971: ബിയോണ്ട് ബോര്ഡേഴ്സ്

Ödüllü Brothers / Kardeşler adlı filminden sonra Susanne Bier'i sinemaya döndüren Düğünden Sonra, Danimarka'nın Oscar adayı oldu. Son James Bond filmi Casino Royale'deki kötü adam Le Chiffre'i oynayan Mads Mikkelsen, Hindistan'da kapanma tehlikesiyle karşı karşıya bir yetimhanenin yöneticisi Jabob Petersen'i canlandırmaktadır. Jacob, Danimarkalı işadamı Jorgen'den yüklü bir bağış alır, ama sözleşme imzalamak üzere Danimarka'ya gitmesi gerekmektedir. Jacob'un Danimarka'ya gelişi Jorgen'in kızının düğünüyle çakıştığı için o da davet edilir. Ancak Jacob'u bir sürpriz beklemektedir: Jorgen'in eşi, Jacob'un gençlik aşkı Helene'den başkası değildir.
Düğünden Sonra

Film detaylari icin tiklayin...
Die singenden Engel von Tirol

Kırsalda sakin bir yaşam süren ve Japon kültürüne özel bir ilgisi olan Trudi, kocası Rudi'nin hastalığı nedeniyle çok az ömrü kaldığını öğrenir. Bu gerçeği saklayarak birlikte Berlin'e çocuklarını ziyarete gitmelerini ister. Fakat bu ziyaret ve sonrasındaki küçük tatil Trudi için oldukça hüzünlüdür. Bu hüzün ve belki bilinmeyen bir hastalık Trudi'yi hayattan ve kocasından koparır. Rudi Japonya'yı göremeden ölen karısının acısını içine atarak, Tokyo'ya doğru bir yolculuğa çıkar. Amacı üçüncü çocuklarını ziyaret etmek ve eşinin yapmak istediği ama yapamadığı ziyareti yapmaktır. Rudi burada genç bir dansçının yardımıyla, karısının tüm hayatı boyunca hayalini kurduğu özel dansı gerçekleştirir. Bu hem onun için hem de karısı için bir aydınlanmadır.