

Der Herr Karl
Yonetmen: Erich Neuberg
Vizyon Tarihi: 1 Ocak 1967
Oyuncu Kadrosu

Helmut Qualtinger
Herr Karl
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak

Borat Sagdiyev, Kazakistan'da popüler bir programın TV muhabiri ve önde gelen bir gazetecidir. Kazakistan hükümeti, Borat'ı Amerikan toplumu ve kültürü hakkında bir belgesel hazırlaması için Amerika'ya gönderir. Borat, Amerikan mizahını anlamak için New York'ta dersler alır. Bir gün Borat, televizyonda Baywatch'ı izlerken C.J. Parker rolündeki Pamela Anderson'a aşık olur ve onunla evlenmeyi kafasına koyar. Pamela Anderson'u karısı yapmak ve ülkesine geri götürmek için New York'tan Kaliforniya'ya giderek ülkeyi bir uçtan bir uca kat edecektir.
Borat: Şanlı Kazakistan Milletinin Çıkarlarını Arttırmak İçin Amerikan Kültürünün İncelenmesi

Brian adında bir bebek İsa'yla aynı gece doğdu. Büyüdü, büyüdü daha da büyüdü ve oldu Brian isimli bir oğlan. Brian adındaki oğlan büyüyünce Brian adında bir delikanlı oldu, kesinlikle Brian denen bir kız değildi. İngiliz komedisinin belki de en çok tartışmaya yol açan filmi Brian'ın Hayatı, İsa'yla aynı gece doğan köylü bir çocuğun uzun hikayesini anlatıyor. Hayatları kesiştikçe kahkahalar yükseliyor. M.S 33 yılında geçen filmde sahte mesih Brian sizleri kahkahalara boğuyor. Efsanevi İngiliz komedi grubu Monty Python'ın gelmiş geçmiş en komik filmlerden birine imza attığı yapım.
Brian'ın Hayatı

İkinci Dünya Savaşı’nın hemen öncesinde, bir kont bir haftasonu av partisi düzenler. Ne var ki av partisi efendilerle hizmetçiler arasında bir köşe kapmacaya dönüşür, ahlaksızlıkta ve zalimlikte birbirleriyle yarıştıkları, acımasız ve umutsuz bir ahlak tablosu çizer. İzleyicinin gözünün yaşına bakmadan drama dönen bu güldürüde, kırda tavşanların katledilmesi, 1940 ilkbaharındaki çatışmaların habercisi değilse de, duyguları konusunda fazlasıyla hilekar bir toplumun aptalca şiddete yönelmesini yansıtır. Dünyanın sonu, en azından bir dünyanın sonu yakındır, der bize bu acı ve karanlık trajikomedi. İlk gösterime girdiği sırada anlaşılmayan, uzun zaman boyunca yerden yere vurulan, yasaklanan, kesilen film savaş sonrasında sinemaseverler tarafından yeniden keşfedilmiş ve övgülere boğulmuştur * "Oyunu kuralına göre oynayan oyunda kalır" ana fikriyle şekillenen hikaye
Oyunun Kuralı

Shaun, hayatında ciddi olarak daha hiçbir şeyi başaramamıştır. Tüm hayatı, ne için yaptığını hala bilmediği işi, iki deli ev arkadaşı Ed ve Pete, kız arkadaşı Liz ve annesi arasında gidip gelmektedir. Hayatındaki en önemli şeyse kendini bulduğu tek yer olan Winchester adlı bardır. Liz tarafından ilgisiz olmakla, annesi tarafından yeteneksiz olmakla suçlanır, arkadaşları ise onun hakkında yorum yapacak kadar bile akıllı değildir. Shaun bir gün hayatının fırsatını yakalayacağını düşünmekle zamanını harcarken bütün Kuzey Londra'yı zombiler basar. Sokaklar ölülerin işgali altında kalınca ve ölüm hemen yanı başınızda olunca ne hissedersiniz? Tabii ki Shaun gibi sevdiğiniz herkesi kurtarmayı. Zaten kurtarılacaklar listesinde sadece dört isim vardır; Liz, Ed, Pete ve annesi.
Zombilerin Şafağı

Film detaylari icin tiklayin...
Body Count

Film detaylari icin tiklayin...
i didn't do anything

Film gelecekte, 2173 yılında, bir atom bombası savası sonucu yok olmus olan eski Amerika Birleşik Devletleri karşılığı, bir amerikan üssünde geçer. Artık yönetim tek bir liderin elindedir, bir diktatörün. 1973 yılında yasamiş, bir vejeteryan restorani sahibi olan jazz klarnetçisi Miles Monroe’nin vücudu bir grup bilim adamı tarafından bulunur. Aslında sadece ülser hastası olan ancak bir hata sonucu ameliyatı sonrası kış uykusuna yatırılmış olan Monroe bilim adamları tarafından 200 yıllık uykusundan soruşturmaya tutulmak üzere uyandırılır. Monroe’nin kimliksiz olması ve diktator tarafından uygulamaya geçirilecek olan Ires projesinde de kaydının bulunmaması, onu yönetimi kurtarmak için ideal kişi kılar. Woody Allen, kendine özgü mizahıyla bu kez de bilimkurgu türüne el atıyor ve yine kahkahaların ardı arkası kesilmiyor.
200 Yıl Sonra

Sutphin Ailesi, her orta sınıf banliyö ailesi gibi dışarıdan mükemmel gözükmektedir. Fakat evin annesinin bir takım sorunları vardır. Kendisinin ve aile fertlerinin o mükemmel düzenini bozan, ailesinin mutsuzluğuna neden olacak en ufak bir şeye bile katlanamayan Betty'nin tahammülsüzlüğü giderek artacak, komşuları taciz etmekle başlayan ufak tefek hareketleri adam öldürmeye kadar gidecektir. John Waters'ın kendine özgü mizah anlayışıyla harmanladığı bu gerilim filmi, Kathleen Turner'ın performansıyla da dehşet verici bir hal alıyor...
Belalı Anne

Film detaylari icin tiklayin...
The Kentucky Fried Movie

Yakışıklı, John Hughes Lisesi sporcusu Zack inek Janey'yi sınıfın en güzel kızı haline getirebileceğine dair arkadaşlarıyla iddiaya girer. Zack'in kız kardeşi Catherine'in yardımıyla Janey at kuyruğundan ve gözlüklerinden kurtulur ve güzelleşir. Zack ona âşık olur.