

El acto en cuestión
Yonetmen: Alejandro Agresti
Vizyon Tarihi: 30 Ocak 1994
Oyuncu Kadrosu

Carlos Roffé
Miguel Quiroga

Lorenzo Quinteros
Rogelio
Sergio Poves Campos
Amilcar Liguori

Mirta Busnelli
Azucena
Nathalie Alonso Casale
Sylvie
Daniel Burzaco
Natalio
Guido Lauwaert
Mudito
Toone De Cooman
Quiroga joven
Pepe Dizzy
Periodista
Franco Togni
Mago asistente
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak

Ray, kendi halinde yaşayıp giden, hayalleri olan küçük bir çocuktur. Yaşadığı oldukça trajik bir olay sonucunda hayatına kör olarak devam etmek zorunda kalır. Yaşadığı bu acıya rağmen hayata dair umudunu kaybetmez ve yepyeni, taze hayallerle hayat yolculuğuna devam etmeye karar verir. Ray, karşısına çıkan engellerle savaşacak ve dünyanın en önemli müzisyenlerinden biri haline gelecektir. Küçük Ray, hem adıyla hem de soyadıyla tanınan Ray Charles olacaktır. 11 haziran 2004 günü 73 yaşında hayata veda eden soul müziğinin efsane ismi Ray Charles'ın yaşam öyküsünü anlatan 'Ray' müzikal bir otobiyografi.
Ray

Antonia Fraser’ın çok satan kitabından, Sophia Coppola tarafından beyazperdeye uyarlanan film, tarihin en ünlü kadın figürlerinden birine, Fransa kraliçesi Marie Antoinette’in dramına odaklanıyor. Dönemin politik ve siyasi şartları gereğince Fransa kralıyla evlendirilen genç Avusturya kraliçesi Marie Antoniette, yaşamını sürdüreceği bu yeni hayat düzeninde çeşitli zorluklarla karşılaşıyor. Kayıtsız ve ilgisiz bir kocaya sahip olan genç kraliçe, Versailles sarayının ihtişamlı gölgesi altında çeşitli siyasi oyunlara ve politik hesaplaşmalara tanık oluyor. Genç kraliçe bu alışık olmadığı düzende mücadele etmenin yolunu uçarı partilerde ve tehlikeli dostluklarda ararken, film kadın başrakarakterini tüm insansı halleriyle ele alıp alışılmışın dışında bir Marie Antoniette portresi çiziyor.
Marie Antoinette

Film detaylari icin tiklayin...
Alice Júnior

İki küçük çocuk ve geminin kaptanı, bir gemi kazasından sağ çıkan tek kişilerdir ve sağ salim, tropik bir adaya çıkmayı başarırlar. Bir süre sonra kaptan ölür ve çocuklar bir başlarına kalırlar. Günler günleri kovalar ve yıllar geçer. Emmeline ve Richard doğanın güzelliği ve egzotik ortamı içerisinde kendileri için yaptıkları evde büyürler. Yetişkinlikle beraber gelen fiziksel ve duygusal değişimlerle baş etmeyi kendi kendilerine öğrenirler. Olgunlaşmaya başladıklarında birbirlerine duydukları çocukça sevgi, yerini duygusal ve derin bir aşka bırakır. Bir de çocukları olur. Acaba yeniden medeniyeti görebilecekler midir?
Mavi göl

Film detaylari icin tiklayin...
Sonhar com Leões

Susie, 14 yaşında öldürülmüş ve cennete gitmiştir. Ölümünden sonra dünyada onsuz sürüp giden yaşamı, ortadan kayboluşuyla ilgili yorumlarını, ailesinin sevgili kızlarının canlı bulunması umuduna sarılmasını ve katilinin cinayetten kalan ipuçlarını yok etmeye çalışmasını takip eder. İstediği herşey düşündüğü an yerine gelmektedir ama dünyada da hayat sürerken Susie’de bir şekilde o hayata dahildir.
Cennetimden Bakarken

Yalnız Jim, yaşadığı alanla sınırlı kalmamak, hayatına daha yüce bir anlam katmak amacıyla New York'a taşınmış Jim'in, bütün başarısızlıklarını sırtlayıp aile evine geri dönmesinin hikayesini anlatıyor.Korkunç bir melankolinin içine düşmüş olan Jim, kendi çaresizliğine teselli bulmak aadına döndüğü aile evinde daha da büyük problemlerle karşılaşıyor.İki çocuğu ile ailesinin yanında yaşamakta boşanmış ağabeyi Tim, yaşama sevincini yitirmiş bir hayalet gibi ortalıkta dolaşıyor.Bütün gün koltuğunda oturup,çevresinde olan bitenlerle uzktan yakından ilişki kurmayan umursamaz babası ve sinir bozucu derecede iyimser, anlayışsız annesi ile aynı evi paylaşmak zorunda kalan Jim'in depresyonu daha da derinleşiyor.Tam bu sırada karşısına çıkan bekar anne Anika ve küçük oğlu Ben,Jim'in kendi hayatını sorgulamasına ve öncelikleri hakkında kafa yormasına yol açıyor.Kendi tanımıyla "kronik bir umutsuz" olan Jim, zorunluluklarının farkına vararak hayatına yepyeni bir yön verme çabası içine giriyor.
Yalnız Jim

Film detaylari icin tiklayin...
Silence

Nicole uyuyamamaktadır. Quebec’te Montreal yakınlarındaki küçük kasabayı saran sıcak hava dalgası, ailesi tatilde olan Nicole için sıkıcı yaz işinden kaytarıp İzlanda'ya gitmeyi istemek için yeterli bir sebep gibidir. En iyi arkadaşı Veronique’le yaz tatilinin dinginliği ve sıkıcılığına kendilerini bırakmışlardır, gündelik rutinleri arasında zamanın akışı adeta askıya alınmıştır. Nicole’ün abisinin, müzik grubuyla birlikte albüm kayıtları için ansızın eve gelişi, bu içine kapalı, sıradan ve küçük zevklerle örülü dünyayı biraz olsun değiştirmiş gibidir. Nicole, Uyumuşsun hiçbir şeyle ilgili değilse bile zamanın akışıyla ilgili. Büyümek ve küçük kasaba yaşamının gündelik tuhaflıkları bu arkaplanın incelikli tamamlayıcıları. Stéphane Lafleur, bu üçüncü filminde küçük şehir yaşamının ardındaki güzelliği ve komik anları yakalayarak küçük çaplı bir başyapıt yaratıyor. Düşsel ve melankolik anlatımıyla dikkat çeken film, siyah beyazın tüm tonlarını bütün duygusallığıyla önümüze seriyor.
Nicole, Uyumuşsun

Video klip ve reklamların usta yönetmeni Singh'in odağında bu kez, sakat bir adam ile küçük bir kızın bir hastanede yaşadıkları olağandışı aşk hikâyesi var. Adam ve kız kendi aralarında, intikam peşindeki beş kahraman hakkında bir masal uydururlar: Maskeli bir kabadayı, Afrikalı kaçak bir köle, Hintli bir mistik, İtalyan bir anarşist ve bir doğabilimci, ıssız bir adaya sürgün edilmişlerdir. Düşüş, akıl almaz sahnelerin rengârenk canlandırma planlarıyla harmanlandığı son dönem filmler arasında, izleyiciyi görselliğiyle yakalayacak, akıllardan kolay silinmeyecek bir yapıt.