

Ben Bir Pranga Kaçağıyım
I Am a Fugitive from a Chain Gang
Yonetmen: Mervyn LeRoy
Vizyon Tarihi: 9 Kasım 1932
Konu
Mervyn LeRoy’un, .Robert E. Burns’ün otobiyografik hikâyesini temel alan, Ben Bir Pranga Kaçağıyım, şansı yaver gitmeyen bir 1. Dünya Savaşı gazisi olarak, uydurma bir suç yüzünden prangaya vurulup, uzak güney eyaletlerinde ağır işçiliğe mahkûm edilmesinin ardından, merhametsiz bir suçluya dönüşen masum bir adamın canlı bir portresini sunar. Adam dürüst bir hayat sürmek için kaçar, ihanete uğrar, yeniden kaçar ve yakalanmış bir kaçak olarak ömür boyu hapis cezasına çarptırılır. Kayayı bile orta yerinden çatlatacak sadist gardiyanlar, firarlar (birçok filme temel oluşturmuş, uluyan tazıların bataklıktaki takip sahnesi dâhil), hücre cezası, parmaklıkların ardındaki kendine özgü dil başarılı bir biçimde perdeye taşınır. Sırf defalarca gönderme yapılmış bir film olması (en son Coen Kardeşler’in O Brother, Where Art Thou?/ Nerdesin Be Birader? filminde) açısından seyredilmeye değer bir yapım. Modası geçmiş olsa da halen ünlü ve unutulmaz son cümlesiyle seyirciyi derinden etkiliyor.
Oyuncu Kadrosu

Paul Muni
James Allen

Glenda Farrell
Marie Woods

Helen Vinson
Helen

Noel Francis
Linda

Preston Foster
Pete

Allen Jenkins
Barney Sykes

Berton Churchill
The Judge

Edward Ellis
Bomber Wells

David Landau
The Warden

Hale Hamilton
Rev. Allen
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak

Film, ergenlik çağındaki iki genç kızın arkadaşlıklarının hikayesini anlatıyor. Kendileri dışındaki herkesi dışarıda bırakarak, kendi yarattıkları hayal dünyasında yaşamaya başlayan bu iki genç kız birbirlerine sımsıkı bağlanırlar. Birbirlerinden aslında hayli farklı olan, farklı sınıflara mensup ailelerden gelen bu iki kızı birbirine çeken nedenler izleyiciye arka fonda sunulmaktadır. İlk başta izleyici bu iki genç kızın aşırı bağlılıklarına, kendilerini ayrıcalıklı kişiler olarak görmelerine, hayallerinde sürdürdükleri film yıldızlarıyla, opera sanatçılarıyla, kraliyet ailesi üyeleriyle dostluklarına sevecenlikle yaklaşmaktan alıkoyamaz kendini.Film izleyiciyi onların bu iki kişilik dünyalarının tam da ortasına fırlatır. Onların 4. dünya adını verdikleri bu sanat ve keyif dünyasının büyüleyici atmosferine kapılmamak olanaksızdır. Öte yandan arkadaşlıkları giderek tehlikeli bir seyir izlemeye başlar ve ebeveynlerinin yanlışları bunun üzerine tuz biber eker.
Cennet Yaratıkları

Bu romantik dramada Richard Gere, savaştan sonra eşi Laurel'in (Jodie Foster) yanına dönen asker Jack Sommersby rolünde. Kocasının savaşta öldüğünü düşünüp nişanlanan Laurel kendini suçlu hisseder. Daha önce hiç sevmediği kocasının tamamen farklı, iyi, yardım sever, düşünceli bir adam olduğunu görüp onu tekrar kazanmaya karar verir. Savaş mı onu böyle değiştirdi yoksa o gerçek Jack değil mi?
Yıllar Sonra

Film detaylari icin tiklayin...
The Stalking of Laurie Show

"White Boy Rick", 1980'lerin Detroit'inde geçiyor. Gerçek bir hikayeden uyarlama olan film Detroit’in uyuşturucu sorununun en yüksek olduğu bir zamanı ele alıyor. 14 yaşındayken gizli bir muhbir olarak göreve başlayan Richard Wershe Jr.'nin gerçek hayat hikayesini anlatan film, genç adamın 17 yaşında uyuşturucu satış piyasasının önemli oyuncularından biri olmuşken tutuklanmasına kadar izini sürüyor.
White Boy Rick

Film detaylari icin tiklayin...
Holiday Road

“Halkın Prensesi” Diana, Paris’te bir trafik kazasında ölmüştür. Kraliçe ve ailesi, bir süre Balmoral Kalesi’nin kapalı kapıları ardında yas tutmayı uygun görürler. Kalpleri kırık olan halk, bu tutumu anlayamaz ve Kraliçe’den kendilerine açıklama yapmasını beklerler. Bu durum henüz seçilen başbakan Tony Blair üzerinde de baskı unsurudur. Variety'den Derek Elley'in de ifade ettiği gibi "Gelenekle aykırı olanın birbiri ile çatıştığı ve aynı zamanda birbirinden faydalandığı ustaca yazılmış ve oynanmış" bir film The Queen.
Kraliçe

61 yıl önce Amerikan işgal kuvvetlerin karşı Iwo Jima Adası'nı savunan Japon askerlerinin ve başlarındaki generalin hiç anlatılmamış öyküsüyle karşımıza çıkıyor. Iwo Jima'daki askerler arasında; yeni doğan kızını görmekten başka bir isteği olmayan fırıncı Saigo; becerisi ve onuruyla dünyaca tanınan Olimpiyat şampiyonu binici Baron Nishi; idealizmi henüz savaş sınavından geçmemiş eski bir askeri polis olan genç Shimizu ve teslim olmaktansa intiharı yeğleyebilecek katı bir asker olan Teğmen Ito vardı. Savunmaya önderlik eden isim ise, Amerika'ya yaptığı yolculuklarla savaşın umutsuz doğasını anlamış ama aynı zamanda Pasifik'in ötesinden gelen devasa Amerikan filosunu yenmek için gereken stratejiyi kavramış olan Tuğgeneral Tadamichi Kuribayashi idi...
Iwo Jima'dan Mektuplar

Akademi ödüllü Jodie Foster ve uluslararası sansasyon yaratan Chow Yun-Fat, epik bir tarzda işlenen gerçek bir aşk hikayesinde buluşuyorlar. İngilizce öğretmeni Anna Leonowens, Kral Mongkut`un çocuklarına ders vermek amacıyla Siam`ın egzotik topraklarına varınca, kendi batı hayat düşüncesinin doğunun felsefesiyle çakıştığını fark eder. Mongkut dış güçlerin ülkelerine karşı komplo düzenlediğini öğrenince gerginlik artar. Genç Kız ve Kral, bu savaşta Siam`ı tehlikeli savaşçılardan kurtarmak için birlik olurlar. Cesur Yürek ve İngiliz Hasta ile aynı tarzı taşıyan film, tutku ve macera dolu.
Genç Kız ve Kral

Andras, Bir Macar yahudisi olan Laszlo'nun işlettiği restoranda piyanist olarak işe başlar. Aynı restoranda çalışan ve Laszlo'nun sevgilisi Ilona ile aralarında bir ilişki başlar. Ilona'ya aşık olan bir diğer adam ise, restoranın müdavimi, genç Alman işadamı Hans Wieck'dir. Birgün Andras, Ilona'ya doğum günü hediyesi olarak bir beste yapar. Daha sonraları bu beste küçücük bir Macar restoranından tüm dünyaya yayılır ve intiharlar baş göstermeye başlar. Aynı zamanda, Naziler Avrupa'yı ele geçirmeye ve Yahudi soykırımına başlamıştır. Bu 4 kişi arasındaki ilişki ise, söz konusu dönemin getirdiği sorunlarla beraber şarkının kasvetine uygun şekilde ilerleyecektir.
Kederli Pazar

Kendine ait bir hayatı olmayan, diğer insanların yaşamına, kendi yöntemleriyle ortak olan bir adam... Yardıma ihtiyacı olan genç bir kadın...Tatile giden insanların boşalttığı evlerini kullanarak yaşayan ve karşılığını kendince, bozulmuş ev aletlerini onararak ödeyen tuhaf bir adamın hikayesi Boş Ev. Yine böyle bir misafirliği sırasında kaldığı evde yalnız olmadığını fark eder. Evde kocası tarafından işkence gören genç bir kadınla karışılaşan adam şaşkındır. İlk başta birbirlerinden çok farklı görünen bu iki insan giderek yakınlaşır ve aralarında sıradışı bir ilişki başlar.Sinemanın görsel gücünü kullanmayı büyük bir ustalıkla başaran Kim Ki-Duk'un Boş Ev'i, bunu en iyi kanıtladığı filmlerinden biri.