

Altınlı Kadın
Woman in Gold
“Adalete Paha Biçemezsin”
Yonetmen: Simon Curtis
Vizyon Tarihi: 20 Mart 2015
Konu
Viyana'da yaşayan Yahudi bir kadın olan Maria Altmann, İkinci Dünya Savaşı'nın patlak vermesi ve yaşadığı yerin Nazi kuşatması altına girmesiyle ülkesini terk etmek zorunda kalır. Ülkesinden ayrı, mülteci olarak geçirdiği 60 yılın ardından Maria, Viyana'ya geri dönmeye karar verir ve bunun için geçerli bir nedeni de vardır. Zamanında Nazilerin el koydukları aile mirasını ve en önemlisi ünlü ressam Gustav Klimt'in, teyzesi Adele Bloch-Bauer’i sadece altın ve gümüş kullanarak resmettiği önemli tabloyu geri almaya kararlıdır. 80 yaşındaki Maria, yanında genç ve deneyimsiz avukatı Randy Schoenberg ile birlikte Avusturya hükümetinde sürecek bir yolculuğa atılır. Ne var ki bu yolculuk Maria'nın geçmişindeki sır ve gerçeklerin ortaya çıkacağı bir deneyime dönüşür.
Oyuncu Kadrosu

Helen Mirren
Maria Altmann

Ryan Reynolds
Randol Schoenberg

Tatiana Maslany
Young Maria Altmann

Katie Holmes
Pam Schoenberg

Max Irons
Fritz Altmann

Charles Dance
Sherman

Daniel Brühl
Hubertus Czernin

Tom Schilling
Heinrich

Elizabeth McGovern
Judge Florence-Marie Cooper

Antje Traue
Adele Bloch-Bauer
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak

1797 yılında, İngiltere’de köleliğin yasaklanması için büyük mücadele veren William Wilberforce, kötü giden sağlığının düzelmesi için tatile çıkar. Fakat köleliğin yasaklanmasi için verdiği mücadeleden vazgeçmek niyetinde değildir. Barbara Spooner ile tanışınca, Wilberforce ruh eşini bulduğuna ve mücadelesini onunla paylaşabileceğine inanır. Wilberforce’un yanında çok az destekçisi vardır. Daha önce birçok yolla bu mücadeleyi sürdürdüyse de, Wilberforce, yeni aşkı Barbara Spooner’in kendisine verdiği destekle yepyeni fikirler üretmeye hazırdır. Böylece sosyal adaletin sağlanması uğruna verdiği savaşı büyük bir zaferle sonuçlandıracağına inanır. Irkçılıkla savaşan William Wilberforce’un biyografisini anlatan Şaşırtıcı Merhamet / Amazing Grace, aynı zamanda seyredilmeye değer bir hukuk mücadelesinin de altını çiziyor.
Özgürlüğün Şarkısı

Albert Pierrepoint, babasının izinden giderek İngiltere'nin en tanınmış celladı olur, gerçek kimliğini bir bakkal dağıtıcısı olarak gizler. Ancak "en iyi cellat" olma hırsı, korkunç sırrının ortaya çıkmasına yol açar. İdamlardaki "usta" ünü onu beklenmedik bir şekilde küçük bir üne kavuştururken, aynı zamanda idam yöntemine karşı kamuoyu tepkisinin hedefi haline gelir.
Cellat

İkinci Dünya Savaşı'nın insanlık dışı öykülerinden bir kesit... Auschwitz kampında kurulan gaz odalarında ölüme gönderilen Yahudilerin yaşadığı korkunç trajediye ek olarak bir de, onları ölüme göndermeleri için seçilen bir grup Yahudi'nin trajedisi de yaşanmaktadır.Sonderkommandos adı verilen grup büyük bir ahlaki ikilemle karşı karşıya bırakılır. Grubun kendi aralarında örgütlemeye çalıştıkları, Auschwitz tarihindeki ilk silahlı eylemi harekete geçirmeye hazır oldukları bir sırada, gaz odalarında hayatta kalmayı başarmış 14 yaşındaki bir kzı çocuğunu bulurlar. Grup, belki de hayatlarının en büyük ikilemi ile karşı karşıya kalacaktır. Bu kızı kurtarmak uğruna ya hazırladıkları başkaldırı eylemini bir kenara bırakacak ve diğer binlerce insanın kurtarılma umudunu hiçe sayacaklardır ya da onca eziyete rağmen hayatta kalmayı başarabilmiş olan bu ufak kızı ölüme terkedeceklerdir.
Gri Bölge

'Skin', 1979 yılında Hollanda'nın işçi sınıfından bir hayat kesitine ayna tutuyor. Biraz isyankar olmasına rağmen yaşıtları gibi normal bir hayat süren Frankie, türlü maceralar sonunda bir Neo-Nazi'ye dönüşerek hapse giriyor.
Nazi Çetesi

Film detaylari icin tiklayin...
桜色の風が咲く

Film detaylari icin tiklayin...
Mille scudi
Film detaylari icin tiklayin...
Opioid Scare

Bir İdam Mahkumu Kaçtı, sinemada minimalizmin tadına varmak isteyenler için en iyi başlangıç noktası. Filmin büyük bölümü, Fontaine'i (François Leterrier) hücresinde yalnız başına, kendisi gibi tutsak olanlarla iletişim kurarken ve özgürlüğüne doğru adım adım ilerlerken gösterir. Tüm Bresson filmleri gibi bu film de, Bresson'un uzun çalışmalardan sonra geliştirdiği, "sinematograf" üzerine kuramlarını ortaya koyar: Dramatiklikten tamamen uzak bir oyunculuk sergileyen amatör oyuncular; görüntü dışı seslere ve onların aktardığı bilgiye olağanüstü bir vurgu; son ve görkemli ana kadar müziğin kullanılmaması. Fransız sinemasının diğer muhteşem hapishane filmleri olan Jaques Becker'in Le trou (Delik, 1960) ve Jean Genet'nin Un chant d'amour (Aşk Şarkısı, 1950) filmleri gibi, Bir İdam Mahkumu Kaçtı da insan ruhunun çektiği acıların ve kurtuluşa yönelten dürtülerin olağanüstü güçlü bir alegorisini sunar..
Bir İdam Mahkumu Kaçtı

Mikael Blomkvist, dürüst bir gazeteci olmasına rağmen, bir tuzağa düşürülmüş ve yanlış bir haberle ünlü bir işadamını suçlamıştır. Bunun üzerine Mikael'in tüm kariyeri tersine döner. Gazetesi artık onunla çalışmak istememektedir. Tüm medya peşindedir ve yalnızdır. Elbette onu izleyen Lisbeth'in farkında da değildir; nam-ı diğer "Ejderha Dövmeli Kız"ın... Mikael, gazetecilik mesleğini bırakıp hapise girmek için gün sayarken, hiç beklemediği bir iş ayaklarına gelir. Ünlü Vanger şirketinin başındaki Henrik Vanger, Mikael'den yıllar önce kaybolan yeğeni Harriet'i bulmasını istemektedir. Aslında amcaya göre, Harriet öldürülmüştür ama cesedi hiç bir yerde bulunmamıştır. Güçlü bir aile olan Vanger'lerin nüfuzlarını kullanarak yaptıkları aramalar boşa çıkmıştır. Mikael'den isteği, Harriet'in katilini bulmasıdır. Mikael Blomkvist ve onun bilgisayar hacker'ı olan takipçisi Lisbeth Salander olayı aydınlatmak adına karanlık sırları ortaya çıkaracaklardır.
Ejderha Dövmeli Kız

Zac Efron'un tarihin en ünlü seri katili Ted Bundy'ye hayat verdiği film, Bundy'nin uzun dönemli kız arkadaşı Elizabeth (Lily Collins)'in gözünden anlatılacak. 1974 ve 1978 yılları arasında birçok kadına tecavüz edip öldüren, kurbanlarının tam sayısı bilinmemekle birlikte, 10 yılı aşkın inkar süreci sonunda, 30'dan fazla cinayet işlediğini itiraf eden, 1989'da da Florida'da idam edilen ünlü seri katil Ted Bundy'nin hayatında uzun süre yer alan Elizabeth, katilin aktif olduğu yıllarda da onun hayatındaydı ve manipülasyonlarla kontrol ediliyordu. Yıllarca süren şüphe ve inkarın ardından Elizabeth, sonunda Bundy'yi polise ihbar etmişti. Ancak polis, bu ihbarı değerlendirmemişti.