

Je vous salue, Marie
Yonetmen: Jean-Luc Godard
Vizyon Tarihi: 23 Ocak 1985
Oyuncu Kadrosu

Myriem Roussel
Marie

Thierry Rode
Joseph
Philippe Lacoste
Archangel Gabriel
Manon Andersen
Little Girl
Malachi Jara Kohan
Jésus

Juliette Binoche
Juliette

Georges Staquet
(uncredited)

Anne Gautier
Eva (uncredited)

Johan Leysen
Professor (uncredited)
Gisele Musy
Mom in the Waiting Room (uncredited)
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak

Roger Swanson Manhattan'da yaşıyor ve kadınları baştan çıkarma konusunda kimseyi kendisine rakip tanımıyor. Kadın tavlama işinin ustalarından birisi olduğu için, gece hayatının da kıdemli isimlerinden biri. Bakir yeğeni kendisini ziyarete gelince, öğretici yanını sergilemeye başlıyor. Fakat eğitim karşılıklı olacak ve adam bazı düşüncelerini gözden geçirmek zorunda kalacaktır.
Düzenbaz Roger

17 yaşındaki Valeria hamiledir. Üvey kardeşi Clara ile Puerto Vallarta'da yaşamaktadır. Valeria, uzun zamandır görmediği annesi April'ı yanında istemese de hamileliğinin getirdiği sorumluluklar ve ekonomik durum nedeniyle annesini aramaya karar verir.April kızlarının yanına taşındıktan kısa bir süre sonra Valeria'nın neden annesini uzakta tutmak istediği anlaşılacaktır.
Nisan'ın Kızları

Lakeview Terrace’daki bir genç çift, Californiya’daki rüya evlerine yeni taşınmışlardır, fakat yan komşuları onların ırkçı olmalarından dolayı onlara karşı zıt bir tavır içine girmiştir. Katı, çocuğunu tek başına yetiştiren bir baba olan LAPD memuru, etrafı kollayan kişi olmayı kendine görev bilmiştir. Geceleri mahallede devriye gezip mahalleliyi huzura kavuştururken bir taraftan da yeni evli çifti giderek daha fazla rahatsız etmeye başlar. Polisin çifte karşı rahatsız edici tavrına karşılık onların da polise karşı harakette bulunmaya başlamasıyla, olay bir trajediyle sonuçlanır.
Gözcü

Film detaylari icin tiklayin...
Cobain

Film detaylari icin tiklayin...
All the Real Girls

Arn rahiplerce eğitilerek inançlı bir savaşçı haline gelmiştir. Herkes onu bir rahip olduğu için dövüş konusunda küçümser fakat Arn köyüne döndüğü gibi savaştıkları ülkenin en güvenilir askeriyle düello yapar ve kazanarak kendini kanıtlar. Kilisede tanıştığı Rahibe Sesillia ile köyünde de karşılaşır ve zamanla birbirlerine bağlanırlar. Çocukları olur ve bu yasak ilişki nedeniyle Arn Afaroz edilir, Sesillia ise kiliseye kapatılır. Arn'ın üstün dövüş yetenekleri olması nedeniyle rahipler onu bir Tapınak Şövalyesi yapar ve Arn Kudüs'e savaşa gider. Akıllıca savaş stratejileri kurar fakat kimi lorlar bunu kıskanır. Arn bir gün haydutların kovaladığı Arapların hayatını kurtarır ve daha sonra kurtardığı kişinin düşmanı Yusuf Selahaddin Eyyubi olduğunu farkeder fakat ikisi de onurlu insanlardır ve birbirlerine saygılı davranırlar. İkisi de birbirine saygı duymaya başlarlar. Selahaddin Kudüs'e muazzam büyüklükteki ordusuyla saldırmayı planlamaktadır...
Arn: The Kingdom at the End of the Road

Film detaylari icin tiklayin...
Stuck

Joe Buck, geçmişini bir kenara bırakır ve New York’a doğru bir yolculuğa çıkar. Niyeti orada zengin kadınlarla tanışıp, jigololuk yapmaktır. Ancak şehir hiç de onun beklediği gibi değildir. Kısa bir süre sonra fakir bir dolandırıcı olan Ratzo ile tanışır ve bu iki adam, çaresizliklerle dolu hayatlarında birbirlerinin en yakın dostu olur.
Geceyarısı Kovboyu

Film detaylari icin tiklayin...
Conflit

Jean-Luc Godard'ın başyapıtı Pierrot le Fou (Çılgın Pierrot), yönetmenin uzun ve parlak kariyerinde önemli bir kilometre taşıdır. Karışık bir dönüm noktası olan film, Godard'ın Breathless (Nefes Nefese, 1960) ve Vivre Sa Vie (Hayatını Yaşamak, 1962) gibi eserlerinin deneysel yaşam gücü ve Week End (Hafta Sonu, 1967) ve Wind from the East (1969) gibi son derece politik, alaycı ve acı bir biçimde komik filmleri arasında kalır. Pierrot le Fou, her ikisinin öğelerini de barındırır ve sırf bu nedenle izleyici için zengin bir deneyim fırsatı sunar. Ancak filmin sahip olduğu bir başka koz da gerçek güzellik duygusu. Eleştirmenler, Godard'ın polemik yaratan üslubuna karşın zarif bir biçimde güzel filmler de yaptığını unutmaya meyilli ama Pierrot le Fou, hiç kuşkusuz Contempt'le (1963) birlikte, bu açıdan değerlendirilmeli.