

Flandres
Yonetmen: Bruno Dumont
Vizyon Tarihi: 30 Ağustos 2006
Oyuncu Kadrosu

Adélaïde Leroux
Barbe
Samuel Boidin
André Demester
Henri Cretel
Blondel
Jean-Marie Bruveart
Briche
David Poulain
Leclercq
Patrice Venant
Mordac
David Legay
Lieutenant
Inge Decaesteker
France
David Dewaele
Denis
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak

Film detaylari icin tiklayin...
Beyrouth, Le Dialogue Des Ruines

Film detaylari icin tiklayin...
十四女英豪

Film 1937-38 yıllarında Japonların, Çin'in başkenki Nanjing'i (Nanking) işgalini, ve Çinlilere yaptığı katliamı anlatıyor. Yönetmen her ne kadar Çin'li olsa da tarafsızlığı ile ilgi çekiyor * Son yıllarda izlediğim en iyi drama. Yüreği sızlamayan ya da gözleri dolmayanın insanlığı kalmamıştır bu filmde.
City of Life and Death

Film detaylari icin tiklayin...
Tunnels de guerre : la grande évasion

Stockholm'de 1982 yılında geçen hikaye iki çocuk arasındaki sıradışı ilişkiyi anlatıyor. Alt sınıfın yaşadığı devasa binaların arasında bulunan karlar içinde bir parkta vakit geçiren Oskar, soğuktan etkilenmeyen, beyaz yüzlü ve gizemli Eli ile tanışır. İki çocuk yakınlaşırken, fonda aynı mahallede çeşitli cinayetlerin işlendiğini görürüz. Uzun süredir vampir olan Eli'nin kan ihtiyacı babası tarafından giderilmektedir. Fakat zamanla Eli'nin durumu iki çocuğun da başını belaya sokar... 2008'in en iyi filmleri arasında kabul edilen Let the Right One In, korkunç vampir filmleri ile sanat sinemasının çarpıcı bir karışımı. Görüntüleri, atmosferi ve bıçak sırtı romantik hikayesiyle unutulmaz bir çalışma.
Gir Kanıma

Film, Birinci Dünya Savaşı’nda Rus Kraliyet Donanması’nda görevli Amiral iken Bolşevik Devrimi’nin ardından Beyaz Ordu’nun komutasına geçip Bolşevik’lere karşı savaşan Aleksandr Vasiliyevich Kolchak’ın duygusal ilişkisini konu edinirken aynı zamanda Rus Tarihi’ne farklı bir açıdan yaklaşıyor. Bolşevik Devrimi’ni ve Komünist Yönetimi yanlı bir şekilde eleştirdiği iddia edilen film, vatan haini olarak addedilen Amiral Kolchak’ı kahraman olarak gösteriyor olması sebebiyle tepkilere yol açtı. Özellikle Rus Tarihçiler tarafından eleştirilmesinin yanında afişleri kimliği belirsiz kişilerce tahrip edildi. 9 Ekim 2008 tarihinde Rusya'da gösterime giren, altı milyondan fazla kişi tarafından izlenen film eleştirilerin yanında oyuncuların performanslarıyla beğeni topladı.
Amiral

300.000’e yakın Amerikalının öldüğü ya da Kuzey İrlanda’ya yerleştiği 2. Dünya Savaşı sırasında, 1 Haziran 1944’te 10 genç askerin içinde bulunduğu B-17 uçağı yoğun bir sis içerisinde kalır ve Belfast Cave Tepesi’ne çarpar. Kaza gerçekleşmeden önce bir asker nişan yüzüğünü uzaklardaki sevgilisine ulaştırması için köylülerden birine emanet etmiştir. Yüzüğün yıllar sonra ortaya çıkmasıyla, geçmişten kalan bazı sırlar da gün yüzüne çıkacaktır.
Kayıp Yüzük

Film detaylari icin tiklayin...
Brothers in Blood

İlk filmde yaşanan olayların üzerinden üç yıl geçmiştir. Vietnam savaşından sonra bir grup Amerikan askerinin Vietnam'da esir olarak bırakıldığı haberleri basında yer almaya başlayınca eski ABD Ordusu askeri John Rambo, eski komutanı Albay Sam Trautman tarafından hapishanede ziyaret edilir. Hükümet, bu haberlerin doğrulanması için özgürlüğü karşılığında Rambo'nun yardımını istemektedir. Görevi kabul eden Rambo, yapılan plana göre düşmanla sıcak temasa girmeden sadece bilgiyi doğrulayıp ülkesine geri dönecektir. Ancak işler planlandığı gibi gitmeyip kendi ülkesi tarafından ihanete uğrayınca Rambo, tekrar geldiği bu cehennemden kendi olanakları ile kurtulmaya çalışacaktır.
Rambo: İlk Kan 2

Filmde, 1860’ların İtalyası’nın hızla değişen toplumsal yapısına uyum sağlamaya çalışan yaşlı bir prensi canlandıran Burt Lancaster, statüsünü ve yaşam tarzını sağlama alma çabasıyla yeğeni Tancredi’nin (Alain Delon) zengin bir tüccarın kızı olan Angela’yla (Claudia Cardinale) evliliğini ayarlar; ve filmin final bölümünü oluşturan neredeyse bir saate yakın balo sahnesi boyunca, hem ait olduğu toplumsal sınıf hem de kendi geçmişiyle bugünü üzerine derin düşüncelere dalar. Birey ve toplum arasındaki etkileşimi büyüleyici ve görkemli bir dille anlatan böyle bir filmi, ancak Visconti gibi aristokrat kökenli bir Marksist yönetebilirdi. (Lancaster, rolünü Visconti’nin karakterinden yola çıkarak canlandırdığını söylemiştir). Aristokratların artık gücün yeni zenginlerin eline geçtiğini kabullendikleri balo sahnesi, haklı olarak sinema tarihinin en ustaca çekilmiş sahnelerinden biri olarak kabul edilir.