

Bu Yazı Nasıl Geçirdim
Как я провёл этим летом
“Bu Yazi Nasil Gecirdim”
Yonetmen: Alexey Popogrebsky
Vizyon Tarihi: 1 Nisan 2010
Konu
İki adam kutuplarda bir meteoroloji istasyonunda çalışmaktadır. Biri deneyimlidir, az konuşur ve işine konsantredir. Diğer gençtir, acemidir ve aklı havadadır. Çok fazla birbirlerine bulaşmadan çalışırlar. Derken bir gün genç olana, diğerine iletilmek üzere bir telefon gelir. Bu telefon ikisinin arasını açacak, ıssız ada adeta bir cehenneme dönecektir.
Oyuncu Kadrosu

Григорий Добрыгин
Pavel Danilov

Сергей Пускепалис
Sergey Gulybin

Артём Цуканов
Stas (voice)

Игорь Черневич
Sofronov (voice)
Илья Соболев
Volodya (voice)
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak

Geçen yaz arkadaşları öldürülen Julie artık aynı kişi değildir. Balıkçının öldürülmesi için oynadığı oyun yüzünden çektiği vicdan azabı, derslerindeki başarısını düşürmüş, erkek arkadaşıyla aralarının da bozulmaya başlamasına neden olmaktadır. En iyi arkadaşı Karla, dört kişilik Bahama seyahati düşünerek birlikte bu nefis tatili geçirmek üzere yola çıkarlar. Ancak bu küçük grubun bir tatil geçirmek üzere gittikleri yer, hayatlarını kurtarmak için korkunç cinayetler ve korku dolu bir kaçışa dönüşür.
Ne Yaptığını Hala Biliyorum

Film detaylari icin tiklayin...
The Day After

E. Annie Proulx'un Pulitzer ödülü almış romanından uyarlanan film, sıradan bir gazetecenin doğduğu topraklara döndükten sonra kendi benliğini keşfetmesinin hikayesini anlatıyor.Quoyle'un yaşamı kendisine tamamen yabancılaşmış eşini trafik kazasında kaybetmesinden sonra tamamen değişir. Eşini kaybetmesinin acısıyla, Quoyle, halası ve biricik kızıyla birlikte haklarında fazla bilgisi olmadığı atalarının yaşadığı yer olan Newfoundland kasabasına çekilir.Bu küçük balıkçı kasabasının gazetesinde kendisine bir iş bulan Quoyle, yazdığı her makale ile birlikte kendi benliğini keşfetmeye başlar...
Çok Özel Haber

1960'larda popüler bir talk-show sunucusu ve toplum aktivisti ve eski bir mahkûm olan Washington D.C. radyo programcısı Ralph "Petey" Greene'in hayat hikayesidir.
Talk to Me

Film detaylari icin tiklayin...
Die Anruferin

1896 yılında 3 balina avcısı Kanada'nın kuzeyinde mahsur kalınca bir Eskimo kabilesine sığınırlar. Bir süre sonra kontrolü ele geçirip kumar, hırsızlık, içki alemiyle cümbüş yapmayı öğretirler. Başlangıç Eskimolar kabul etse de zamanla aralarındaki kültürel çatışma büyür.
Beyaz Şafak

Iris, bir kibrit fabrikasında sıkıcı bir işte çalışan utangaç ve rüküş genç bir kadındır ve yerel dans salonunda aşkı bulmanın hayalini kurar. Tek gecelik bir ilişkiden sonra hamile kalıp babası tarafından terk edilince, Iris nihayet intikam zamanının geldiğine karar verir ve planını yapmaya başlar.
Kibritçi Kız

Carrie (Sissy Spacek) utangaç, içine kapanık bir genç kız. Dinine fanatik ölçüde bağlı annesiyle birlikte yaşıyor. Bir gün düşünce yoluyla istediği herşeyi yapabileceğini anlıyor. Artık annesini elini bile kıpırdatmadan kanepeye fırlatabilir, aynaları kırabilir, hatta öldürebilir. Sonunda Carrie çıldırıyor ve okulunun düzenlediği bir gecede ortalığı kana buluyor.. Stephen King'in aynı adlı romanından Lawrence D. Cohen tarafından sinemaya uyarlanan "Carrie"nin yönetmeni ise Brian De Palma. De Palma'nın bu ilk önemli filmi, eleştirmenleri ikiye bölmüş, filmi başyapıt olarak nitelendirenler kadar yerin dibine batıranlar da olmuştu...
Günah Tohumu

Hayal gücü sınır tanımayan modern yönetmen Terry Gilliam, küçük bir kızın tuhaf ve korkutucu hikayesinin anlatıldığı bu unutulmaz filmle tekrar aramızda. Şiirsel, karanlık görüntüler ve inanılmaz performanslarla dolu bu eşsiz film kuşkusuz Terry Gilliam'ın en iyi filmi. Hikayesi kendisi kadar tuhaf olan Jeliza-Rose'un dünyasına hoşgeldiniz. Onunki, sincapların konuşabildiği, ateşböceklerinin isimleri olduğu ve en yakın arkadaşlarının bebeklerin kafaları olduğu bir dünya. Jeliza-Rose (Jodelle Ferland) annesinin aşırı dozdan ölmesiyle, babası (Oscar® ödülü Adayı - Jeff Bridges) ile birlikte son derece ısız bir çiftlik evine yerleşir. Çocukluğunun hiç de hoş olmayan gerçekliklerinden kaçmak isteyen Jeliza, çok geçmeden kendini, kafasında yarattığı fantastik bir dünyanın derinliklerinde bulur.
Kabuslar Diyarı

Los Angeles, 1997 yılı. Calvin ve Helen, 1962 yılının o kader gününden beri hayatlarını, incelemek üzere girdikleri Calvin'in bomba sığınağına düşen jet yüzünden mahsur kaldıkları sığınakta geçirmektedirler. Artık 35 yaşına basan oğulları Adam bile burada doğmuştur. Sığınakta 50'li yıllar nostalji değildir. 35 yıl sonra kapak açıldığında baba, radyasyon giysileri içinde keşfe çıkar. Çevresinde ilk gördüğü insanlar; yaşlı bir kitapevi sahibi ve Calvin'in Tanrı olduğunu zanneden iki ayyaştır. Calvin geri dönünce rapor verir. Maruz kaldıkları radyasyon saldırısının sonucunda, kendisini muhtemelen gelecek 10 yıl içinde yok edecek yarı insan yaratıklar oluşmuştur. Bu süreyi geçirebilmek için erzağa ihtiyaçları vardır. Webster'lar gerekli stoğu sağlarken aynı zamanda kandisine bir eş bulsun diye saf Adam'ı yer üstüne gönderirler ve Adam anında kaybolur. Geçmişin sığınağından çıkmak Adam'a neler getirecektir?