

Piknik
Picnic
Yonetmen: Joshua Logan
Vizyon Tarihi: 18 Kasım 1955
Konu
Küçük bir Kansas kasabasında İşçi Bayramı sırasında geçen filmde, aylak bir serseri olan Hal Carter, bayram sabahı eski bir tanıdığı olan Alan Benson’ı görmek için kasabaya gelir. Alan kasabanın en zengin adamının oğludur ve kasabanın en güzel kızı olan Madge Owens ile çıkmaktadır. Aslında bir kaybeden olan Hal, görür görmez tutulduğu Magde ile birlikte olabilmek için her şeyi göze alabilecek kadar bencil ve vurdumduymaz biri olduğundan, ardında yıkılmış aile ilişkileri ile parçalanmış hayatlar bırakacaktır.
Oyuncu Kadrosu

William Holden
Hal Carter

Kim Novak
Madge Owens

Rosalind Russell
Rosemary - The School Teacher

Betty Field
Flo Owens

Susan Strasberg
Millie Owens

Cliff Robertson
Alan Benson

Arthur O'Connell
Howard Bevans

Verna Felton
Helen Potts

Reta Shaw
Irma Henderson

Nick Adams
'Bomber'
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak

Bill Parish, bu dünyada bir insanın sahip olabileceği her şeye sahiptir: Güç, para, başarı ve mutlu bir aile. Fakat mutlu dünyası 65. yaş gününden birkaç gün önce esrarengiz yabancı Joe Black'in ziyaretiyle altüst olacaktır. Zira bu herhangi bir genç adam değil, Parish'in canını almaya gelen Ölüm'dür. Doğum gününü ailesiyle kutladıktan sonra hayata veda etmeyi tercih eden Bill, dünyada geçireceği fazladan birkaç güne karşılık Ölüm'ün dünyadaki rehberi olmayı kabul eder. Ölüm ise dünyanın tüm nimetlerini, en başta da aşkı tadacaktır. Ancak aşık olduğu kişinin Parish'in güzel kızı Susan olması, Bill'in dünyadaki son günlerini oldukça çetin kılacak gibidir.
Joe Black

Gelmiş geçmiş en iyi western filmleri arasında gösterilen filmde, Şerif John T. Chance ve iki yardımcısı kasabada işlenen cinayetlerin peşine düşerler. Ancak yardımcılarının birinin çok genç, birinin de alkolik olması onun başına türlü belalar açar...
Kahramanlar Şehri

Alex yolda giderken arabasına aldığı otostopçu Vivienne ile bir kaza geçirir. Vivienne’in ölümü nedeniyle kendini suçlu hisseden Alex, Vivienne’in annesi Linda'yı ziyaret etmeye karar verir. Fakat Linda'nın otistik olduğunu görünce, cenaze işlemlerinde yardımcı olması gerektiğini düşünerek onunla kalır. Ne zaman ne yapacağı belli olmayan Linda’nın dünyasını anlamak güçtür... Bu arada Alex, Linda’Nın komşusu Maggie ile bir ilişki yaşamaya başlamıştır. Ancak geçmişi ile ilgili kabullenmekten kaçtığı bazı gerçekler su yüzüne çıkmaya başladıkça içinde biriktirdiği acı ve kızgınlıklarla yüzleşmek zorunda kalır.
Kar Pastası

Sessiz sinema doneminin unutulmaz yapitlari arasinda yer alan ve kurgu ile belgesel anlayisin icice gectigi film, 1920’lerin Berlin’inde yasayan kendisini canlandiran, oyunculuk deneyimi olmayan bes genc Berlinli’nin bir Pazar gununu anlatiyor. Bir hikâye anlatmaktan ziyade o tatil gununun rahatligini pelikul uzerinde belgelemektir amaci. Kamera filmin buyuk bolumunde sokaklarda, gercek mekânlardadir. Bu baglamda hem Siirsel Gercekcilik’in hem de Italyan Yeni Gercekciligi’nin oncusu sayilir. Nazi Partisi’nin iktidara gelmesinden sadece birkac yil oncesinin Almanyasi’ni ve bambaska bir ruh halini gostermesi bir yana, yaraticilarinin tumunun III. Reich doneminde Hollywood’a kacip, orada une kavusmasiyla da ayrica sinema tarihinde onemli bir yere sahiptir…
Bir Pazar Günü

Kelepçeli Aşık’ta Cary Grant “kedi” lâkaplı çapkın bir mücevher hırsızını canlandırmaktadır. Grace Kelly ise pek çok mücevhere sahip olan şımarık ve kaprisli güzel bir genç kadındır. Cary Grant, usta bir hırsız olmasına karşın artık içinde bulunduğu ve hırsızlık yaptığı bu günlerden eski günlerdeki normal ve düzenli uğraşlarına dönmek ve gerçek mücevher hırsızını ortaya çıkartarak masum olduğunu kanıtlamak arzusu duymaktadır.
Kelepçeli Aşık

Latin kökenli bir Amerikalı genç babasını bıçaklayarak öldürdüğü gerekçesiyle birinci dereceden cinayetle suçlanır ve mahkeme önüne çıkarılır.
12 Öfkeli Adam

Will Dormer, Los Angeles Polis Departmanında çalışan deneyimli bir polistir. Ortağı Hap ile birlikte Alaska'nın küçük bir kasabasına genç bir kızın öldürülmesini araştırmak için gidecektir. Gittiği bölgenin bitip tükenmeden parıldayan güneş ışığından muzdarip Dormer ve Hap cinayetin en güçlü şüphelisi münzevi bir yazar olan Walter Finch'in peşindedir. Kumsalda sisli bir günde gerilimli bir kovalamaca içindelerken Finch Dormer'in ellerinden kurtulup kaçar. Sislerin içinde kaybolduğunda ise bir silah sesi duyulur. Hap öldürülmüştür... Bir polis olarak duyduğu sorumluluk ve ortağının öldürülmesinden kendisini suçlu bulması Dormer'ı Finch ile psikolojik bir kedi fare oyunu oynamaya sürükleyecektir. Finch ve Dormer'ın arasındaki bu kovalamaca yerel polisi de Finch'e karşı harekete geçirmiştir.
Uykusuz

Anna Scott, dünyanın en tanınmış film yıldızıdır. Bütün magazin dergilerine kapak olmuştur ve ne yapsa anında bütün dünya bundan haberdar olmaktadır. William Thacker ise bir kitabevi sahibidir. İşi durgundur. Cehennemden çıkmış bir ev arkadaşı vardır. Boşandığından beri bir aşk hayatı yoktur. Her ikisi için de "bir şey" ya da "biri" eksik gibidir. Notting Hill'de bir yerde karşılaştıklarında Anna ve William'ın aklından geçen son şey aşktır.
Aşk Engel Tanımaz

William Shakespeare'ın trajik aşk destanı Romeo ve Juliet'in, Avustralyalı dahi yönetmen Baz Luhrman tarafından sinemaya uyarlanan bu modern versiyonunda kılıçların yerini, kılıç isimleri taşıyan silahlar alıyor. Günümüz Florida'sında geçen filmde Romeo (Leonardo DiCaprio) ve Juliet (Claire Danes), kentin iki düşman ailesinin çocuklarıdır. Trajik bir rastlantı sonucu iki genç birbirlerine aşık olurlar ve ailelerin savaşının ortasında bir kaçış bulmaya çalışırlar.
Romeo ve Juliet

Zengin ve yakışıklı işadamı Edward etrafındaki kadınlardan ve hayatının tekdüzeliğinden çok sıkıldığı bir anda New York caddelerinde güzel Vivian ile tanışır. Beraber geçirdikleri büyülü bir geceden sonra aralarında bir anlaşma yaparlar. Bir hafta boyunca sevgili olacaklar ama bu haftanın sonunda herkes yoluna devam edecektir. Vivian geceleri tekrar yol kenarlarına, Edward da elit yaşamına...En lüks otellerde kalıp, zengin kıyafetler ile bambaşka bir hafta geçiren Vivian gönlünü kaptırmaya başladığı anda Edward’ dan uzaklaşmaya karar verir. Zira hayat standartlarının farklılığının duyguların önüne geçeceğinden şüphesi yoktur. Fakat aşkın gücü onların bu rüya gibi bir haftalarını gerçek hayatla birleştirir. Ortada ne standart ne de bir fark kalır...