

Picasso ile Yaşamak
Surviving Picasso
“Sadece kadınlara olan tutkusu resim tutkusuna rakip olabilir.”
Yonetmen: James Ivory
Vizyon Tarihi: 4 Eylül 1996
Konu
Pablo Picasso'nun (Sir Anthony Hopkins) vahşi zulmüne dayanacak ve hayatına devam edecek kadar güçlü olan tek sevgilisi Françoise Gilot'un (Natascha McElhone) hikayesini anlatıyor.
Oyuncu Kadrosu

Anthony Hopkins
Pablo Picasso

Natascha McElhone
Françoise Gilot

Julianne Moore
Dora Maar

Joss Ackland
Henri Matisse

Joan Plowright
Françoise's Grandmother

Dennis Boutsikaris
Kootz

Peter Eyre
Sabartes

Peter Gerety
Marcel

Susannah Harker
Marie-Therese

Jane Lapotaire
Olga Picasso
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak

1797 yılında, İngiltere’de köleliğin yasaklanması için büyük mücadele veren William Wilberforce, kötü giden sağlığının düzelmesi için tatile çıkar. Fakat köleliğin yasaklanmasi için verdiği mücadeleden vazgeçmek niyetinde değildir. Barbara Spooner ile tanışınca, Wilberforce ruh eşini bulduğuna ve mücadelesini onunla paylaşabileceğine inanır. Wilberforce’un yanında çok az destekçisi vardır. Daha önce birçok yolla bu mücadeleyi sürdürdüyse de, Wilberforce, yeni aşkı Barbara Spooner’in kendisine verdiği destekle yepyeni fikirler üretmeye hazırdır. Böylece sosyal adaletin sağlanması uğruna verdiği savaşı büyük bir zaferle sonuçlandıracağına inanır. Irkçılıkla savaşan William Wilberforce’un biyografisini anlatan Şaşırtıcı Merhamet / Amazing Grace, aynı zamanda seyredilmeye değer bir hukuk mücadelesinin de altını çiziyor.
Özgürlüğün Şarkısı

Albert Pierrepoint, babasının izinden giderek İngiltere'nin en tanınmış celladı olur, gerçek kimliğini bir bakkal dağıtıcısı olarak gizler. Ancak "en iyi cellat" olma hırsı, korkunç sırrının ortaya çıkmasına yol açar. İdamlardaki "usta" ünü onu beklenmedik bir şekilde küçük bir üne kavuştururken, aynı zamanda idam yöntemine karşı kamuoyu tepkisinin hedefi haline gelir.
Cellat

Film detaylari icin tiklayin...
Monstertorsdag

'Skin', 1979 yılında Hollanda'nın işçi sınıfından bir hayat kesitine ayna tutuyor. Biraz isyankar olmasına rağmen yaşıtları gibi normal bir hayat süren Frankie, türlü maceralar sonunda bir Neo-Nazi'ye dönüşerek hapse giriyor.
Nazi Çetesi

Film detaylari icin tiklayin...
Bathory

Film detaylari icin tiklayin...
桜色の風が咲く

Film detaylari icin tiklayin...
Mille scudi
Film detaylari icin tiklayin...
Opioid Scare

Bir İdam Mahkumu Kaçtı, sinemada minimalizmin tadına varmak isteyenler için en iyi başlangıç noktası. Filmin büyük bölümü, Fontaine'i (François Leterrier) hücresinde yalnız başına, kendisi gibi tutsak olanlarla iletişim kurarken ve özgürlüğüne doğru adım adım ilerlerken gösterir. Tüm Bresson filmleri gibi bu film de, Bresson'un uzun çalışmalardan sonra geliştirdiği, "sinematograf" üzerine kuramlarını ortaya koyar: Dramatiklikten tamamen uzak bir oyunculuk sergileyen amatör oyuncular; görüntü dışı seslere ve onların aktardığı bilgiye olağanüstü bir vurgu; son ve görkemli ana kadar müziğin kullanılmaması. Fransız sinemasının diğer muhteşem hapishane filmleri olan Jaques Becker'in Le trou (Delik, 1960) ve Jean Genet'nin Un chant d'amour (Aşk Şarkısı, 1950) filmleri gibi, Bir İdam Mahkumu Kaçtı da insan ruhunun çektiği acıların ve kurtuluşa yönelten dürtülerin olağanüstü güçlü bir alegorisini sunar..
Bir İdam Mahkumu Kaçtı

Film detaylari icin tiklayin...