
Oyuncu Kadrosu

Maria Simon
Sonja

Alice Dwyer
Katharina

Devid Striesow
Ingo

Sebastian Urzendowsky
Andreas

August Diehl
Philip

Herbert Knaup
Klaus

Ivan Shvedoff
Kolja

Сергей Фролов
Dimitri

Анна Яновская
Anna

Martin Kiefer
Marko
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak

Los Angeles şehrinde zamana karşı gerçekleşen bir ölüm-kalım kovalamacasını konu alıyor. Tam bir keşmekeşin hüküm sürdüğü bu büyük şehirde yıllardır taksi şoförlüğü yapan Max'in sıradan yaşamı, bir gece arabasına aldığı Vincent adlı garip bir adamla tanışmasıyla tahmin edemeyeceği ölçüde değişir. Vincent, uyuşturucu mafyasına karşı açılacak bir davada tanıklık yapacak kişileri öldürmek için şehre gelmiş bir kiralık katildir ve Max'ı rehin alarrak özel şoförü gibi kullanmaya başlar. FBI'ın Vincent'ın peşine düşmesiyle, şehirde büyük bir kovalamaca başlar.
Tetikçinin Gecesi

Erkek arkadaşından bıkan Arkansaslı garson kız Louise (Susan Sarandon), ihmalkar ve cinsiyet ayrımcısı kocasıyla birlikte sıkıcı bir hayatı olan arkadaşı Thelma'yı (Geena Davis) ayartır. Birlikte özgürlükle dolu bir haftasonu araba seyahatine çıkarlar.İlk uğrak yerleri olan barda gevşeyip dansederler ve yöre erkekleriyle eğlenip hoş bir akşam geçirirler. Ancak bir adam Thelma'yı park yerine kadar izleyip tecavüze yeltenince Louise yetişip onu öldürmek zorunda kalır. Polisin kendilerine hiç bir zaman inanmayacağı paranoyasına kapılan kadınlar kaçmaya karar verirler ve bir anda kanun kaçağı durumuna düşerler. Son olaylardan kötü etkilenen Thelma kafayı toparlamak için genç bir kovboy olan J.D (Brad Pitt) ile bir gecelik ilişki yaşar ve işler daha da sarpa sarar.
Thelma ve Louise

Film detaylari icin tiklayin...
Emmas Glück

Birbirinden farklı üç karakter olan Zack, Jack ve Roberto, bir hapsihane hücresinde biraraya gelirler. Roberto'nun hiçbir şeyi kafasına takmayan sevimli halleri, ilk başlarda Zack ve Jack'in çok sinirine dokunsa da aynı hücrede kalmak zorunda olmalarından dolayı bu duruma katlanmak zorunda kalırlar. Hapisten kaçmayı kafalarına koyan ikiliye, Roberto yardım edebileceğini söyleyince üçü birden bir kaçma planı yaparlar * John Lurie, Tom Waits ve kendisine hayran kaldığım Roberto Benigni ile bir başka Jarmusch filmi. başlarda can sıkıntısı üzerine başka bir film gibi görünse de Benigni'nin aynı koğuşa düşmesiyle film biraz neşe bulur * Espiri ve çekişme dolu bir kaçış ve yol hikayesi olan film usta yönetmen Jim Jarmusch imzası taşıyor.
İçerdekiler

Hayatı pek yolunda gitmeyen bir kasap, hapisten yeni çıkmıştır ve yeni bir başlangıç yapmak istemektedir. Zihinsel engelli kızını bir akıl hastanesine yerleştirdikten sonra, hamile sevgilisi ve onun annesi ile Lille’e yerleşir. Sevgilisini sevmemektedir; fakat sevgilisi ona yeni bir kasap dükkânı açmayı vaat etmiştir. Kısa zaman sonra kadının ona yalan söylediğini anlar, onu terk eder. Tekrar Paris’e dönmeye ve kızını bulmaya karar verir. Yanındaki tek şey tabancasıdır ve yollara düşer… Artık kendi kendiyle baş başadır, hayatın amacını ve anlamını bulma çabaları arasında gelgitler yaşar. 1998'de aralarında Cannes Eleştirmenler Haftası Ödülü, Sarajevo Film Eleştirmenleri Ödülü, Stockholm En İyi İlk Film ve En İyi Görüntü olmak sayısız ödülün sahibi oldu...
Herkese Karşı Tek Başına

Paris'de kasaplık yapan bir adamın, sevgilisinden bir kız çocuğu olur. Fakan kadın, çocuğu daha çok küçükken adama bırakıp kaçar. Kız gün geçtikçe büyür ve bir gün başına bir olay gelir. Baba ve kızının hayatı bu noktada değişir. Filmin devamı : Seul Contre Tous (1998)
Carne

Boksör Jakc la mottanın kendi ağzından anlattığı şampiyonluklardan bar komedyenliğine uzanan hırslı hayat hikayesi.Usta yönetmen Martin Scorsese'nin yönettiği bu film protesto amacıyla siyah-beyaz çekilmiştir,aynı zamanda sinema eleştirmenleri ve yönetmenleri tarafından tüm zamanların en iyi filmleri içinde ilk 10 sıradadır.
Kızgın Boğa

Film detaylari icin tiklayin...
Die große Liebe

1998 Cannes Film Festivali ödüllü Seul Contre Nous'un sansasyonel yönetmeni Gaspar Noé'den, gösterildiği hemen her yerde yoğun tartışmalara ve ağır tepkilere hedef olmuş, aşk, tecavüz ve intikam üzerine sarsıcı bir film. Gösterildiği bazı ülkelerde, seyircilerin bayılmaları ya da koltukları parçalamaları gibi vakalara neden olan film, sansürlenip sansürlenmeyeceği tartışmalarını geride bıraktı ve nihayet huzurlarımızda.
Dönüş Yok

Macera türünün klasikleri arasında gösterilen The Man Who Would Be King, usta sinemacı John Huston’ın yönettiği sürükleyici bir yapım. Rudyard Kipling’in bir öyküsünden esinlenilerek çekilen film, 1880’lerde Hindistan’da geçiyor.