

Konu
Üniversitenin gelecek vaat eden genç profesörü Axel Freed'in çok büyük bir tutkusu vardır, kumar. Hayatın her anında ve her şeyle bahis oynamak onun yaşam biçimi haline gelmiştir. Günün birinde kötü şans gelir ve çıkaramayacağı bir borcun altına girer.
Oyuncu Kadrosu

James Caan
Axel

Paul Sorvino
Hips

Lauren Hutton
Billie

Morris Carnovsky
A. R. Lowenthal

Jacqueline Brookes
Naomi

Burt Young
Carmine

Carmine Caridi
Jimmy

Carl W. Crudup
Spencer

Stuart Margolin
Cowboy

Vic Tayback
One
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak

Film detaylari icin tiklayin...
La Crème de la crème

Joel Barish, iki yıl boyunca beraber olduğu sevgilisinden oldukça şaşırtıcı bir haber alıyor. Kadın, bir teknolojik deneye katılarak, ilişkilerini tamamen hafızasından silmiştir. Yani Barish'in kim olduğunu bile hatırlamamaktadır. Bu gelişme üzerine küplere binen adam, aynı prosedürü kendi üzerinde de gerçekleştirmek ister...Film, adamın hafızaları silinirken, yaşanılan ilişkiyi gözler önüne serer. Adam da bir kez daha oldukça iyi başlayan ve sonradan tadı kaçan ilişkiyi izler. Fakat zaman geçtikçe ve sıra yaşanılan güzel şeylere gelince, üzerindeki müdaheleyi durdurmak ister. Pişman olmuştur!
Sil Baştan

Octavio, genç bir delikanlıdır, kardeşinin karısı Susana ile kaçmaya karar verir. Köpeği Cofi, beraber kaçmalarına yardımcı olan paranın elde edilmesinde rol oynayan zalim bir aracı olur. Bu dokunaklı ihtiras üçgeni, yasak aşkın geri dönüşü olmayan bir yol haline gelmesiyle daha karmaşık bir hal alır. Bu arada Daniel, 42 yaşında bir adamdır, güzel model Valeria ile beraber yaşamak için karısını ve kızlarını terk eder. Yeni hayatlarını kutladıkları gün, kader Valeria’yı trajik bir kazaya iter. Bir adam her şeye sahip olduğunu düşündüğü anda, tüm hayatı birdenbire değişirse ne yapar? Daniel ve Valeria’nın küçük köpeği Richi, oturdukları dairenin ahşap zeminindeki boşluğa düşer. Bu olay onların kötü kaderlerinin de başlangıcı olur. Richi’nin kaybolması karşısında takındıkları tutum, her türlü zorluğa ve umutsuzluğa cesurca göğüs gerebilen aşk hikayelerine mükemmel bir örnek teşkil eder...
Paramparça Aşklar Köpekler

50'lerin Welton Akademisi, ciddi, disiplinli ve akademik çevrelerde saygınlığı yüksek olan bir okuldur. Okul yönetiminin muhafazakar ve ortodoks tavırları okulu öğrenciler için sıkıcı ve bunaltıcı bir hale getirmektedir. Fakat yeni ingilizce öğretmeni John Keating'in okula atanmasıyla çok şey değişecektir.Keating öğrencilerine ders kitaplarını yırtıp atmalarını, kalıplaşmış düşünce şekillerinden uzaklaşmalarını ve hayatlarını dolu dolu yaşamalarını öğütlemesiyle okulun statükocu tavrına son derece zıt bir profil çizmektedir. Öğrencilerini şiir ve nitelikli edebi yapıtlarla tanıştıran Keating onların pek çoğu üzerinde derin bir etki yaratır ve onların geleceğe dair hayallerinin şekillenmesini sağlar. Elbette Keating’in yaklaşımının okul yönetimi tarafından farkedilmesi ve üstüne gidilmesi uzun sürmeyecektir. Fakat okul müdürü Nolan Keating’i okuldan uzaklaştırma kararı aldığında hayatlarını değiştirdiği öğrencileri Keating’i savunmak için harekete geçerler.
Ölü Ozanlar Derneği

Immanuel Rath, yaşlı ve bekar bir profesördür. Öğrencilerinden duyduğu "Mavi Melek" adlı gece kulübüne onları yakalamak amacıyla gider. Gizlice gittiği gece kulübünde Lola Lola adlı dansçıya herkes gibi o da tutulur. Artık her akşam Lola'yı ziyaret etmeden duramaz hale gelir. Gece hayatı tıpkı bir girdap gibi onu içine çeker. Sürekli bir hayal alemi içinde derslerde bile Lola'yı düşünerek kendinden geçer. Lola'nın başka erkeklerle olmasından ölümüne rahatsız olduğu için onun tüm ihtiyaçlarını karşılamaya çalışır. Bu onun giderek çöküşüne yol açmaya başlar.
Mavi Melek

Genç Vito Corleone, Amerika'ya yeni gelmiştir. 1917 yılında, New York şehri'nin yerel mafyalarından birinin liderini öldürünce saygınlık kazanır ve korkulan biri haline gelir.Bu arada, 50 yıl sonra, Michael Corleone, Washington'da senato komitesine aile işleriyle ilgili ifade vermektedir.1972 yapımı ilk filmin devamı niteliğinde, yine yazar Mario Puzo ve yönetmen Francis Ford Coppola'nın yaratıcı ellerinden çıkmış usta işi bir yapım. Eleştirmenler tarafından, önceki filmden daha başarılı bulunan az sayıdaki devam filminden biri olarak kabul ediliyor.
Baba II

New York'lu kaçak içki satıcısı Dave the Dude ve kız arkadaşı Elizabeth "Queenie" Martin, kızı Louise'in bir İspanyol kontunun oğluyla evlendiğini öğrendikten sonra, sarhoş sokak dilencisi Apple Annie'yi sosyete hanımına dönüştürmeye çalışırlar.
Pocketful of Miracles

1933 yılında film yapımcısı Carl Denham, başrol oyuncusu güzel Ann Darrow'un da bulunduğu bir ekiple, egzotik Kafatası Adası'na gelir. Burada Ann'in güzelliğinden etkilenip ona aşık olan King Kong adlı dev bir goril ile karşılaşırlar.
King Kong

Frankie Machine hapishanede ve rehabilitasyonda 6 ay geçirdikten sonra eski uyuşturucu satıcısı Louie ile aynı anda mahalleye döner. Frankie’nin Louie ile bir işi yoktur. Hatta artık uyuşturucu kullanmadığını ve buna asla para harcamayacağını duyurur. Hapishanede bateri çalmayı öğrenmiş olan Frankie’nin hayali profesyonel bir müzisyen olmaktır. Ancak bu zorlu bir mücadele olacaktır. Karısı Zosch ve patronu Schwiefka o kadar çok baskı yapar ki sonunda uyuşturucu alışkanlığına geri döner. Gerçekten sevdiği kız yani Molly Frankie’nin yanındadır. Ancak Louie öldürülünce polis bu cinayetin sorumlusunun Frankie olduğuna inanır ve Frankie için işler daha da sıkıntıya girer.
Altın Kollu Adam

Sinemada travesti rollerini erkeklerin oynayagelmesi tabusunu yıkan Felicity Huffman’ın muhteşem performansıyla öne çıkan Transamerika; farklı bir baba/anne oğul ilişkisi anlatıyor. Muhafazakâr transseksüel Bree, ameliyatına birkaç gün kala bir oğlu olduğunu öğrenir. Doktorunun zorlamasıyla tuhaf bir yolculuğa çıkar ve oğluyla zaman geçirdikçe görüş ve düşüncelerinde köklü değişiklikler meydana gelir. Yer yer keyifli ama daha çok duygusal deneyimler yaşatan yolculukları, farklı kutuplar arasındaki uzlaşmaya dair başarılı gözlemler içeriyor.Transamerika; başta Amerika olmak üzere tüm gelişmiş ülkeleri keskin bir dille eleştiren, biraz da seyirciye oynayan bir film. Transamerika; Heidegger’in ideolojiler varlığınızın kuralları olmasın sözünü anımsatan benzersiz bir yol hikayesi. Bir keşfin, bir buluşun, bir tercihin değer yargılarını allak bullak etmesi üzerine bir film. Bol ödüllü bir komedi filmi olmaktan çok, ciddi konulara parmak basan alaycı bir manifesto…