

Üşütükler
Scorched
“Önümüzdeki 36 saat içinde, The Desert Saving Bank soyguna uğrayacak. Peki banka çalışanlarından biri soyguncu olabilir mi? Aslında neredeyse hepsi...”
Yonetmen: Gavin Grazer
Vizyon Tarihi: 17 Mayıs 2003
Konu
Bankada veznedar olarak çalışan Stuart Stein (Paulo Costanzo)'nun en tatlı düşü kasadan sadece 2 günlüğüne 250,000$ ödünç alarak Vegas'a gitmek ve tüm parasını siyaha yatırmaktı. Çok geçmeden erkek kardeşi Max onu bu hayalini gerçekleştirmeye ikna etti... Sheila (Alicia Silverstone)'nın da aklında aslında bir banka soygunu yoktu ama aynı zamanda banka yöneticisi olan erkek arkadaşı Rick (Joshua Leonard) 3 yılın ardından onu terk edince yeni bir başlangıç yapması gerekiyordu. ATM'den alınacak bir 40.000$ hiç de fena bir başlangıç değildi. Yönetici Asistanı Jason "Woods" Valley (Woody Harrelson) da bankayı soymayacaktı. Sadece banka muşterilerinden birisi, Charles Merchant (John Cleese), eli silahlı deli bir milyonerdi. Woods'un gözü de Merchant'in kasasındaydı. Ayrıca Merchant yıllar önce evcil ördeği George'a ateş ederek onu öldürmüştü. Yaptıkları plandan habersiz bu kadar kişi bir araya gelirse hem de aynı günde herşey ne kadar yolunda gider?
Oyuncu Kadrosu

Alicia Silverstone
Sheila Rilo

Rachael Leigh Cook
Shmally

Woody Harrelson
Jason 'Woods' Valley

John Cleese
Charles Merchant

David Krumholtz
Max

Joshua Leonard
Rick

Ivan Sergei
Marc

Paulo Costanzo
Stuart 'Stu' Stein

Marcus Thomas
Carter Doleman

Jeffrey Tambor
Bank Employer
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak

İki çocukluk arkadaşı Bastille Günü'nde Paris'te büyük bir banka soygunu gerçekleştirirler. Soygunculardan biri, bu bankada çalışan memurlardan biriyle ilişki yaşamaya başlar. Banka memurunun geceleri ek gelir elde etmek için fahişe olarak çalışıyor olması soygunu tehlikeye atar.
Killing Zoe

30'lu yılların haydut çifti Clyde Barrow ve Bonnie Parker'ın yaşamöyküsünden biraz fazla serbest uyarlanmış olan film, ABD'nin ekonomik buhran yıllarında geçiyor. Bonnie isimli genç kadının, annesinin arabasını çalan Clyde'ın cazibesine kapılıp onunla kaçmasıyla birlikte tarihin en popüler haydutları doğar. Birlikte o eyalet senin bu eyalet benim sayısız suç işleyen ikili, kısa sürede ülke çapında meşhur olur ve adeta Robin Hood muamelesi görür. Ekonomik krizin hayatlarını kararttığı insanlar, adeta genç aşıklar tarafından soyulmaktan mutludurlar. Oysa güvenlik güçleri aynı fikirde değildir. Şöhretle birlikte Bonnie ve Clyde'ın cesareti de artar ve akıllı bir insanın kolay kolay girişmeyeceği işlere girişmeye başlarlar...
Bonnie ve Clyde

Sinemada travesti rollerini erkeklerin oynayagelmesi tabusunu yıkan Felicity Huffman’ın muhteşem performansıyla öne çıkan Transamerika; farklı bir baba/anne oğul ilişkisi anlatıyor. Muhafazakâr transseksüel Bree, ameliyatına birkaç gün kala bir oğlu olduğunu öğrenir. Doktorunun zorlamasıyla tuhaf bir yolculuğa çıkar ve oğluyla zaman geçirdikçe görüş ve düşüncelerinde köklü değişiklikler meydana gelir. Yer yer keyifli ama daha çok duygusal deneyimler yaşatan yolculukları, farklı kutuplar arasındaki uzlaşmaya dair başarılı gözlemler içeriyor.Transamerika; başta Amerika olmak üzere tüm gelişmiş ülkeleri keskin bir dille eleştiren, biraz da seyirciye oynayan bir film. Transamerika; Heidegger’in ideolojiler varlığınızın kuralları olmasın sözünü anımsatan benzersiz bir yol hikayesi. Bir keşfin, bir buluşun, bir tercihin değer yargılarını allak bullak etmesi üzerine bir film. Bol ödüllü bir komedi filmi olmaktan çok, ciddi konulara parmak basan alaycı bir manifesto…
Transamerika

30'ların Amerika'sında Rock dağlarında bir kasabadayız. Peşindeki gangsterlerden kaçan güzeller güzeli Grace, bir kasabaya sığınmak zorunda kalır. Kadına acıyan kasaba halkı, başlangıçta iyi niyetlerle kadına sahip çıkar ve arasına alır. Fakat kadının konumunun kendileri açısından da bir tehlike arz etmesiyle aralarındaki ilişki farklı boyutlar kazanmaya başlayacaktır. Grace, kasabalının öteki yüzünü görmeye başlar ve çaresiz bir şekilde kendini kurban olarak bulur.
Dogville

Film detaylari icin tiklayin...
The Creep Behind the Camera

Yıl 1880... Kanunsuz Vahşi Batı, Meksika'ya doğru yayılmaya başlamıştır. Sara (Salma Hayek) ve Maria (Penelope Cruz), iki ayrı dünyanın insanlarıdır. Sarah, zengin bir bankerin, Maria ise fakir bir çiftçi ailesinin kızıdır. New York Bankası'nın temsilcisi olduğunu söyleyen Tyler Jackson adlı garip bir adam trajik bir şekilde iki kadının yollarının kesişmesine neden olur. Sara ve Maria'nın ailelerini mahveden Tyler Jackson, tüm yasaları hiçe sayarak, Amerikan Demiryolları adına Meksika'daki birçok araziyi kanunsuz yöntemlerle ele geçirmeye çalışmaktadır. Sara ve Maria, babalarına yapılanların öcünü almak ve bölgede toprağı olan zavallı çiftçilere yardım etmek için harekete geçerler. Bölgede kurulan bütün bankalara savaş açıp, hepsini teker teker soymaya başlarlar... Jackson ve adamlarına korku salan bu iki güzel kadının adları artık ne Sara ne de Maria'dır. Meksika'da herkes onları Bandidas olarak tanımaktadır.
Bandidas

Portland’daki kaykaycıların uğrak yeri Paranoid Park’tan (nam-ı diğer Punk Park) adını alan filmde usta yönetmen Gus Van Sant, bir kez daha gençlerin dünyasına bakıyor. Blake Nelson’un romanından uyarlanan film, ergenlik çağındaki kaykaycı Alex’in bir gece kaza sonucu bir güvenlik görevlisini öldürmesi ve bu konuda ağzını açmamaya karar vermesi üzerine gelişen olayları konu ediniyor.
Paranoid Park

Film detaylari icin tiklayin...
Quelques jours avec moi

Film detaylari icin tiklayin...
Man with the Screaming Brain

Bir çete kasabadaki bankayı soyduktan sonra kasaba dışında bir çiftlikte at değiştirmek için dururlar. Çiftliğin sahibi güzelce dul bir kadın (Jill Ireland). Çete yoluna devam eder, bir kişi dışında o da Charles Bronson, onun da bir mazareti vardı, dul hanımı beğendiği için biraz kalmak istemektedir ve arkadaşlarına ben size sonra yetişirim der. Sonra bizim serseri evin hanımıyla birlikte eve geçecektir. İlk başta bayağı bir tatla ilerleyen durum, büyük bir aşka dönüşecektir.