

Bozuk Düzen
Cul-de-sac
Yonetmen: Roman Polanski
Vizyon Tarihi: 17 Haziran 1966
Konu
Yaralanmış bir suçlu olan Richard "Dicky" ve ölmek üzere olan partneri Albie, deniz kenarında bulunan eski bir kalenin içinde bir barınak bulurlar. Tavuklarla dolu olan bu barınağın sahibi egzantrik, korkak bir Amerikan olan George ve hafifmeşrep, Fransız karısı Teresa'dır. Albie kurtulmayı beklerken ölür. Bunun ardından Dicky, barınağın sahibi olan çiftle, en az onlar kadar tuhaf bir ilişki kurar..
Oyuncu Kadrosu

Lionel Stander
Richard

Donald Pleasence
George

Françoise Dorléac
Teresa

Jack MacGowran
Albie

Iain Quarrier
Christopher

Jacqueline Bisset
Jacqueline

Renée Houston
Christopher's Mother

William Franklyn
Cecil

Geoffrey Sumner
Christopher's Father

Robert Dorning
Philip Fairweather
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak

Lester Burnham, çevresindeki insanlar tarafından sevilmediğini ve horgörüldüğünü düşünmektedir. Karısı Carolyn, bunca yıllık evliliklerinden sonra sanki ondan nefret eder gibi davranmaktadır. Kızı Jane, onu küçük görmektedir. Patronu ise sürekli onun girişimlerini baltalamaktadır. Yıllardır gizlemekte olduğu tutkuları sonucunda Lester, hayatında birkaç küçük değişiklik yapmaya karar verir. Böylelikle orta yaş krizini de kolaylıkla atlatabileceğine inanmaktadır. Aldığı kararlar sonucunda giderek özgürleştikçe ve mutlu olmaya başladıkça karısıyla kızını daha çok sinirlendirmeye başlar.
Amerikan Güzeli

Zengin medya patronu Charles Foster Kane kendi özel şatosu Xanadu'da ölür. Ölürken son söz olan Rosabud'u fısıldar. Bütün gazetelerde Kane ile ilgili değişik hayat hikayeleri yayınlanır. Genç bir gazeteci Kane'nin son sözünün ne anlama geldiğini araştırmak için görevlendirilir. Gazeteci Kane'nin yakınlarıyla iletişime geçer. Biz de Kane'nin geçmişine tanık oluruz. Bu bireysel hikaye aynı zamanda mükemmelliyetçiliğin ve otoriter yönetimin hazin sonuçlarını da göstermektedir.
Yurttaş Kane

Gelecek zaman… İnsanlar iki gruba ayrılmış durumdadır: düşünenler (ancak hiçbir makinenin nasıl çalıştığını bilmiyorlar) ve çalışanlar (fikir sahibi değiller). Düşünenler planları yapıyor, çalışanlar da bunları uyguluyorlar. İki grup da tam değildir ama birleşince bir bütün oluyorlar. Bir gün düşünenlerden biri yeraltına çalışanların yanına iner. Gördükleriyle birlikte hayatın akışı değişmeye başlar…
Metropolis

Film detaylari icin tiklayin...
Secret Agent

Robert Tisdall sahilde karısının cesedini bularak polise haber verir. Polis, bu cinayetin kendisi tarafından işlendiğini düşünmektedir, çünkü maktül onun yağmurluğunun kemeri ile öldürülmüştür. O, yağmurluğunun çalındığını iddia etse de kimseyi inandıramaz. Üstelik karısından kendisine iyi bir miras da kalmıştır. Mahkemeye çıktığında, suçlu olduğunu düşünen avukatı da onu terketmiştir. Avukat, bu esnada polis müdürünün kızı Erica ile tanışır. Erica, Tisdall'in masum olduğuna inanmaktadır. Birlikte kaybolan yağmurluğu bulup onun masumiyetini polise kanıtlamak için sürükleyici bir maceranın içine girerler..
Genç ve Masum

Dr. Henry L. Jekyll (Fredric March ) Victoria devri Londra 'sının saygın ve sevilen doktorlarından biridir. Üst tabakadan varlıklı ve ince zevkleri de olan bir adamdır, zaten filmin başında onu malikhanesinde org çalarken görürüz, bu pahalı ve hacimli müzik aletinin evlerde bulunması pek alışılmış bir şey değildir. Mesleğine ve hastalarına son derece bağlıdır. Sosyetik davetleri kaçırmak uğruna yoksul ve yardıma muhtaç hastalarına vakit ayırmayı tercih edecek kadar da insancıldır. Aynı zamanda bir bilim adamı olan Dr. Jekyll'e üniversitede bir konferansı olduğu uşağı Poole (Edgar Norton) tarafından hatırlatılır.
Dr. Jekyll ve Bay Hyde

Genç bilim adamı Henry Frankenstein gözlerden uzak şatosunda gizli bir deney üzerinde çalışmaktadır Amacı elektrik akımını kullanarak ölü bir bedene hayat vermektir Ancak yardımcısı, bu deney için normal bir insanın değil de bir suçlunun beynini getirince ortaya tuhaf bir canavar çıkar ve kaos başlar...
Frankenstein

Frederick Frankenstein, Amerika’da nöroloji alanında çalışmalar yapan genç ve azimli bir doktordur. Mesleğine ve pozitivizme aşık Frederick’in hayattaki en büyük trajedisi, ölülerle yaptığı deneyler yüzünden büyük ve kötü bir şöhrete sahip Baron Frankenstein’ın torunu olmasıdır. Büyük dedesinin çalışmalarını biilimdışı gören ve bu çalışmalarla ilgili tüm bağlarını koparmak isteyen doktorun hayatı, Avrupa’dan gelen egzantrik bir avukatın kendisini görmesiyle baştan aşağı değişecektir. Avukatın bilgilendirdiği üzere, Frederick’e büyük dedesinin şatosu miras kalmıştır ve acilen anavatanı Transilvanya’ya gitmesi gerekmektedir. Aile mirasını ziyarete giden Frederick, Frankenstein’ın şatosunda uçarı kambur Igor ve güzel asistan Inga ile tanışır. Frederick, Igor ve Inga; kısa zamanda Baron Frankenstein’ın gizli çalışmalarına ulaşacak ve tarihin en ünlü deli biliminsanının deneyini yinelemeye çalışacaklardır...
Genç Frankenstein

Marx kardeşlerin üstün komedi anlayışının en iyi örneklerinden biri olan filmde, yolsuzluklarıyla nam salan Freedonia ülkesinin ekonomisi Bayan Taesdale'nin yapacağı bağışlara bağlıdır. Bu da yetmiyormuş gibi bir de uğraşılması gereken komşu ülkeler vardır.
Marx Kardeşler Savaşta

Film detaylari icin tiklayin...