

Vahşi Duygular
Wild at Heart
Yonetmen: David Lynch
Vizyon Tarihi: 17 Ağustos 1990
Konu
New Orleanslı asi ruhlu gençler Lula ve Sailor birbirlerine çılgınca aşıktır. Lula'nın dengesiz annesi, nefret ettiği Sailor'ın üstüne belalı bir tipi salar. Sailor biraz amacını aşan bir şekilde istemeden adamın canını aldığında hapsi boylar. Genç adam bir gün şartlı salıverilir ve kendisini onca zaman beklemiş olan Lula ile birlikte Kaliforniya'ya doğru yola çıkarlar. Lula'nın annesi bu kez peşlerine bir özel dedektif ve bir de kiralık katil saladursun, genç aşıklar, birbirlerini ve Amerika'nın garipliklerini keşfedecekleri bir yolculuğu yaşarlar. Hayatı kaba saba çizgileriyle, televizyondan ve filmlerden öğrendiğini sanan bir kuşağın gözünden epeyce sert ve kimi zaman sürrealist bir yolcuğuluğa çıkarıyor bizi David Lynch. Yönetmenin, popülerliğinin zirvesindeyken gerçekleştirdiği bu dört dörtlük filmine Nicolas Cage ve Laura Dern uyumunun katkısı tartışılmaz...
Oyuncu Kadrosu

Nicolas Cage
Sailor

Laura Dern
Lula

Willem Dafoe
Bobby Peru

Diane Ladd
Marietta Fortune

Harry Dean Stanton
Johnnie Farragut

J.E. Freeman
Marcelles Santos

Isabella Rossellini
Perdita Durango

Grace Zabriskie
Juana Durango

Calvin Lockhart
Reggie

William Morgan Sheppard
Mr. Reindeer
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak

Film detaylari icin tiklayin...
The Tulse Luper Suitcases, Part 1: The Moab Story

Bir pizza dükkanı sahibi Joey Boca (Kline) ve Rosalie Boca (Ullmann) uzun zamandır evli bir çifttir. Rosalie bir gün kocasının onu uzun zamandır aldattığını öğrenir. Katolik olduğu için boşanamayan Rosalie kocasını öldürmeye karar verir. Annesi (Plowwright) ve çalışan Devo (Phoenix), Rosalie'ye yardım eder ve Joey'un ölmesi için iki tane de kiralık katil bulunur.
Ölümüne Sevmek

Sean Thornton doğup büyüdüğü İrlanda'ya,yeni bir hayata başlamak üzere geri döner. Kısa zaman içinde Mary Kate Danaher ile tanışır ve evlenmeye karar verirler. Ancak buna karşı çıkan biri vardır; Mary'nin abisi Will Danaher. Sean hem Will Danaher ile mücadele eder hem de geride bırakmak istediği hatıralarıyla... The Quiet Man, 7 dalda Oscar'a aday olan ve John Ford'a en iyi yönetmen Oscarı'nı getiren çarpıcı bir drama.
Sessiz Adam

Nadine tecavüze uğradıktan sonra anlık bir öfkeyle cinayet işler ve kaçar. Kaçışında aynı acıyı yaşamış Manu ile tanışır. İki kadın, geçmiş travmalarının tetiklediği bir intikam çılgınlığına kapılarak Fransız kırsalında ölümcül bir yolculuğa çıkar. Erkekleri baştan çıkarıp acımasızca öldürürken, toplumsal normları tamamen reddederler. Polisin peşlerine düşmesiyle kaçışları giderek tehlikeli bir çılgınlığa dönüşür.
Sev Beni

Film detaylari icin tiklayin...
The Kills

Hapishane kaçkını Joe (Willis) ve hastalık hastası arkadaşı Terry (Thornton), banka memurunu geceden rehin alıp ertesi sabah ona işine kadar eşlik etmek suretiyle ilginç bir soygun tekniği geliştirmiştir. Medya onların üzerine odaklanır ve marifetlerini de bir parça abartır, ancak iki ahbapçavuşun tek derdi yeterli miktarda parayı toparlayıp Meksika’ya kaçmak, burada özgür ve yasalara saygılı bir hayat sürmektir. Fakat Kate Wheeler adlı bir ev kadınının (Blanchett) arabasıyla Terry’e çarpması, planları değiştirir. Rehin almak zorunda kaldıkları bu kadın, zamanla ikilinin suç dolu serüvenine ortak olur. Kate, bir anlamda aradığı değişikliği bulmuş ve monoton hayatından kurtulmuştur bu sayede. Hem haydutlar ona, hem de o haydutlara aşık olmuştur - evet, her ikisine birden... Çünkü ancak birbirlerini tamamladıklarında ideal bir sevgili etmektedir Joe ve Terry...
Haydut

Film detaylari icin tiklayin...
บางกอกแดนเจอรัส เพชฌฆาตเงียบ อันตราย

1700'lerin tam ortasındayız. Genç bir İrlandalı olan Redmond Barry, bir subayı düelloda öldürünce kaçıp yeni bir hayat kurmak ister. Serüvenler sonucu kendisini savaşın ortasında Prusya ordusunda bulur. Savaştan sonra casuslukla görevlendirilip İrlandalı bir Şövalye'nin peşine takılır. Onunla birlikte Prusya'dan kaçar ve kumarbazlığa başlayarak Avrupa'nın kalburüstü sosyetesine burnunun ucunu sokmayı başarır. Ama gözü daha yükseklerdedir.
Barry Lyndon

Yakın gelecekte Japonya'da, hükümet gençlerin neden olduğu şiddet eğlemlerinin önüne geçememektedir. Öğretmenler, aileler kısacası tüm toplum gençliğin yarattığı korku bulutuna teslim olmuştur. Japon hükümeti olayların kızışmasının ardından "Battle Royale" denilen kanunları kabul etmiştir. "Battle Royale" kanunlarına göre her yıl ülke içinden rastgele bir lise sınıfı seçilir ve bu sınıfın öğrencileri yerini yine hükümetten kimsenin bilmediği bir adaya götürülürler. Bu seneki "Battle Royale" için Nobu'nun sınıfı seçilir. Nobu ve arkadaşları hükümet tarafından "Battle Royale" adasına kaçırılırlar. Adada onları öğretmenleri Takeshi karşılar ve oynayacakları oyunun kurallarını açıklar. Kurallar basittir, Nobu ve 41 arkadaşından sadece bir kişi adadan canlı ayrılabilecektir. Hükümet gençlerin herbirine, içinde farklı silahlar ve yeterli yiyecek bulunan bir çanta verir. Gençler, adadan canlı çıkabilmek için 3 gün içinde birbirlerini öldürmek zorundadırlar...
Ölüm Oyunu

Amerika’nın en tehlikeli iki kafadarı kanundan kaçmak için yollara düşerse…1992’de yayınlanmaya başlanan yapım, 90’ ların en çok konuşulan kültlerinden biri haline gelmişti. TV başında oturup video kliplerle ilgili garip yorumlar yapan, Burger World adlı bir hamburgerci zincirinde çalışan, akla hayale gelmez talihsizliklerle hayatları buradan oraya savrulan ikili kısa sürede popüler kültürden beslenmenin yanı sıra, popüler kültürü besleyerek de adlarını TV tarihine yazdırdılar. Filmde televizyonları çalınan iki kafadarın yolu her odada bir TV bulunduğunu iddia eden bir motele düşüyor, burada karısını öldürmesi için tuttuğu kiralık katillerle buluşmayı bekleyen bir adamla tanışıyorlar. Yanlış anlaşmalar ikiliyi bir TV uğruna “Amerika’nın en tehlikeli iki adamı” olmaya itiyor ve tabii fonda da onlara Ozzy Osbourne, AC/DC, White Zombie, Red Hot Chili Peppers gibi grup ile şarkıcılar müzikleriyle eşlik ediyorlar.