

Oyuncu Kadrosu

Charles Aznavour
Horace Fabiani

Raymond Pellegrin
Noël Colonna

Giovanna Ralli
Camille Fabiani

Jean-Louis Trintignant
Joseph Fabiani

Étienne Bierry
Antoine Fabiani

Danielle Godet
Monique

Nerio Bernardi
Napoléon

François Darbon
Commissioner Madelin
Kempetian
Toto
Louis Lalanne
Victor
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak

1. Dünya Savaşı sona ermekteyken, Mathilde isimli genç bir Fransız kadının en büyük savaşı başlamak üzeredir. Mathilde, nişanlısı Manech’in savaş mahkemesinde hüküm giyerek Fransa-Almanya ordularının arasında kalan tarafsız bölgeye gönderilen beş adamdan biri olduğunu ve bunun neredeyse ölüm demek olduğunu duymuştur. Manech’ini sonsuza dek kaybettiğini kabullenmek istemeyen Mathilde, sevgilisinin yazgısını öğrenmek için olağanüstü bir yolculuğa koyulur. Her dönemeçte Manech’in bu son günleri, bu son anları nasıl geçirdiğine dair farklı yorumlar duyar. Yine de asla yılmaz... İnatla sürdürdüğü neşeli tavırları ve umudunun güçlendirdiği şaşmaz inançla, soruşturmasını sonuna kadar götürürken kendisine yardım edenleri ikna, etmeyenleri de gözardı eder. Beş talihsiz asker ve aldıkları vahşet dolu ceza hakkındaki gerçeğe yaklaşırken, savaşın dehşetine ve hayatlarını etkilediği insanlarda bıraktığı izlere de yakından tanık olur...
Kayıp Nişanlı

Film detaylari icin tiklayin...
Riot at the Rite

Jean-Luc Godard'ın başyapıtı Pierrot le Fou (Çılgın Pierrot), yönetmenin uzun ve parlak kariyerinde önemli bir kilometre taşıdır. Karışık bir dönüm noktası olan film, Godard'ın Breathless (Nefes Nefese, 1960) ve Vivre Sa Vie (Hayatını Yaşamak, 1962) gibi eserlerinin deneysel yaşam gücü ve Week End (Hafta Sonu, 1967) ve Wind from the East (1969) gibi son derece politik, alaycı ve acı bir biçimde komik filmleri arasında kalır. Pierrot le Fou, her ikisinin öğelerini de barındırır ve sırf bu nedenle izleyici için zengin bir deneyim fırsatı sunar. Ancak filmin sahip olduğu bir başka koz da gerçek güzellik duygusu. Eleştirmenler, Godard'ın polemik yaratan üslubuna karşın zarif bir biçimde güzel filmler de yaptığını unutmaya meyilli ama Pierrot le Fou, hiç kuşkusuz Contempt'le (1963) birlikte, bu açıdan değerlendirilmeli.
Çılgın Pierrot

Fransız Devrimi'nin 200. yıl kutlamaları için restore edilmeye başlanan Paris'in en eski köprüsü olan Pont-Neuf, sokağa düşmüş alkolik bir sirk cambazı olan genç Alex'e ev sahipliği yapmaktadır. Başarısız bir ilişkinin ardından çektiği üzüntünün giderek körleştirdiği güzel ressam Michèle sokaklarda Alex'le karşılaşır. Michèle, Alex, diğer bir evsiz olan Hans ile birlikte Pont-Neuf'te umarsız bir hayata başlar. Michèle'in görme duyusu giderek azalırken Alex'e olan bağı da artar. Alex de genç kıza fena halde tutulmuştur ve hastalığının tedavisi mümkün olduğu halde, bencilce de olsa kızın sokaktaki yaşamdan kopmasını istemez.
Köprü Üstü Aşıkları

2010 Paris Modern Sanat Müzesi soygununun ardındaki isim, Fransa tarihindeki en büyük sanat hırsızlığına nasıl imza attığını kendi sözleriyle anlatıyor.
Vjeran Tomic: Tablo Hırsızı Örümcek Adam

Genç bir kadın olan Camille, Philibert ve Franck adlı iki komşusuyla dost olur; rahat ve huzur bulmak için onların evine yerleşir. Ailevi geçmişleri ve kişilikleri bakımından birbirlerine zıt bu üç karakter, uyum içinde hayatın tadını yakalarlar. Tartışmaların, kavgaların, barışmaların, suç ortaklıklarının ötesinde, “bir arada” olmanın keyfi onları daha güçlü kılar. Derken, inatçı olduğu kadar dünyalar tatlısı olan Franck’ın anneannesini de aralarına almaya karar verirler. Hikâyenin kahramanları feleğin çemberinden geçmiş, biraz yabani ve yalnız karakterlerdir; fakat gönül zenginliğine ve duyguların gücüne inanırlar. Peki, “Bir aradayız, hepsi bu” diyerek kendilerini keşfetmeleri, kendilerini gerçekleştirmeleri mümkün olabilir mi? Masala yakın durmakla birlikte, film burada gündelik hayatın tarafını tutuyor. Her şey toz pembe değil ve kendileri için inşa ettikleri bu fanusta dram eksik olmuyor. Hayatın sert darbelerinden, kenara çekilme riskini de göze almadan, nasıl kaçmalı?
Bir Aradayız, Hepsi Bu

Film detaylari icin tiklayin...
L'Anglaise et le Duc

Film, Darjeeling Limited filmindeki kardeşlerden Jack ve kendisini Paris'te ansızın ziyaret eden eski kız arkadaşı (Natalie Portman) arasındaki ilişkiyi yansıtıyor. Hotel Chevalier asıl film olan Darjeeling Limited'e sadece giriş yapmakla kalmayıp filmin derinleşmesini sağlayan bir ön çalışma niteliğinde.
Hotel Chevalier

Film detaylari icin tiklayin...
Actrices

Hikayenin flashbacklerle aktığı filmde, Mathieu bir trende üstüne bir kova su döktüğü Conchita'yı saplantı haline getirir. Filmde, Mathieu ve Conchita adlı karakterlerin arasında yaşanan arzulayan ve arzulanan dengesi ortaya konulur. Bunuel'e yakışır tarzda filmde alışılmışın dışında farklılıklar mevcut. Örneğin, Conchita'yı biri daha çocuksu, diğeri daha fettan olan iki ayrı kadın karakter oynar. Ayrıca, filmin örgüsünde o dönemde yaşanan terörizme de, toplumda normal karşılanmış haliyle yer verilmiştir. Kadın ve Kukla adlı kitaptan sinemaya uyarlanan film Bunuel'un sürrealistliğiyle başka bir boyut kazanmış ve birçok ödül almış ve Oscar'a da iki dalda aday gösterilmiştir.