

Salo ya da Sodom'un 120 günü
Salò o le 120 giornate di Sodoma
Yonetmen: Pier Paolo Pasolini
Vizyon Tarihi: 10 Ocak 1976
Konu
Mutlak güç, mutlak yozlaşmayı getirir. Topluma önderlik eden dört insan, özel olarak seçilen genç kız ve oğlanları sistematik bir biçimde aşağılayarak onlardan yararlanır ve işkence eder... Bir dizi müstehcen öyküyle başlayan bu sefahat dolu işkence, dinsel bir tören havasının ardına gizlenmiştir. Filmin gelişimi cinsel sapıklıktan sadizme, işkenceden ölüme kadar amansızca uzanır. İşkencelerin alacağı bir zevk yoktur, acımaları da... Pasolini'nin son filminde bir ölüm kokusu, çöküş ve umutsuzluk sancıları içinde kıvranan insanlığa soyutlanmış son bir ağıt yatar. Faşizme karşı zehir zemberek bu film, kasvetli bir tür vasiyettir sanki...
Oyuncu Kadrosu

Paolo Bonacelli
The Duke

Giorgio Cataldi
The Bishop

Uberto Paolo Quintavalle
The Magistrate

Aldo Valletti
The President

Caterina Boratto
Signora Castelli

Elsa De Giorgi
Signora Maggi

Hélène Surgère
Signora Vaccari

Sonia Saviange
The Pianist

Sergio Fascetti
Sergio

Bruno Musso
Carlo Porro
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak
Film detaylari icin tiklayin...
Věra Lukášová
Film detaylari icin tiklayin...
Mučivé tajomstvo

Bir seri katilin beyninin karanlık ve tehlikeli labirentlerinde şok edici bir yolculuğa hazır mısınız? Bu benzersiz yolculuğu yapan kişi, yeni teknoloji destekli bir terapi üzerinde çalışmakta olan psikolog Catherine Deane (J.LOPEZ)'dir. Bu yeni terapi yöntemi sayesinde Catherine, rüyalar ve derinlerde kalmış düşünceler de dahil olmak üzere bir başkasının bilinçaltına girebilmektedir. Catherine, bu yöntemi sadece komada olan bir çocuğu dünyaya ve acı çeken ailesine geri döndürmék umuduyla kullanmıştır. Ancak seri katil Carl Stargher (V.D'ONOFRIO) düzenlenen bir operasyon sırasında benzer şekilde komaya girince, FBI ajanı Peter Novak, (V. VAUGN) katilin tuzaklarla dolu bir hücrede hala hayatta olan son kurbanını bulabilmek umuduyla en son çare olarak Catherine'e başvurur. Catherine, bu zamana karşı yarışı kazanmak ve Stargher'in ölümcül ininin yerini bulabilmek için inanılmaz tehlikeli bir görevi kabul eder: Katilin çılgın zihninin derinliklerine girmeye çalışacaktır...
Hücre

Eylül 1971'de, hırsızlar Londra'daki Baker Street'te bulunan bir bankanın kasasına tünel kazarak girdiler ve milyonlarca Sterlin değerinde nakit para ve mücevherin bulunduğu kasaları yağmaladılar. Çalınanların hiçbiri bulunamadı, kimse tutuklanmadı. Soygun sadece birkaç gün manşetlerde kaldı ve sonra Birleşik Krallık hükümetinin basına "D Uyarısı" yaparak susturmasıyla ortadan kalktı.
Banka İşi

Blob uzaydan dünyaya düşen jölemsi, garip bir canlı türüdür. Ne için geldigi, kim oldugu bilinmemekle beraber tek amacı önüne gelen her canlı organizmayı kendi bünyesine katarak büyümek ve sonunda dünyayı ele geçirmektir.
The Blob
Film detaylari icin tiklayin...
Strýčkov sen

Film detaylari icin tiklayin...
Laiptai į dangų

Pek çok aile için taşınmak yeni bir başlangıçtır.Ancak Creedler için bu, sonun başlangıcı olabilir.Çünkü taşındıkları yer Hayvan Mezarlığı'nın tam yanıdır.Bu mezarlık yeniden canlanma gücü olan gizemli yerlilerin gönüllü olduğu toprakları barındırmaktadır.Korku ustası Stephen King sizi ve Creed'leri cehenneme götürüp geri getirecek.(Ama Creed'lerin dönüş bileti olmayabilir). Bu korku dolu gezide rehberiniz, hayatın sırlarını ve bazen ölümün bir kurtuluş olduğunu bilen yaşlı Jud Crandall...
Hayvan Mezarlığı

17 yaşındaki Isabella, babası Charlie ile birlikte yaşamak üzere küçük bir kasaba olan Forks'a taşınır. Burada 108 yaşında bir vampir olup 17 yaşında görünen sınıf arkadaşı Edward ile tanışır. Edward'ın romantizmden uzak durmaya çalışmasına rağmen birbirlerine aşık olurlar. Kasabaya üç göçebe vampir geldiğinde Edward'ın ailesi, hayatı tehlikeye giren Isaella'yı kurtarmak için çalışırlar.
Alacakaranlık

1950’li yıllarda, Orta Batılı bir aileyi merkezine alan film ailenin en büyük oğlu Jack’in, çocukluk masumiyetinin kaybolmasından başlayarak buruk bir yetişkinlik evresine geçişini konu alıyor. Tam bu geçiş sürecinde de babası (Brad Pitt) ile yaşadığı çalkantılı baba-oğul ilişkisi, öykünün merkezine oturuyor. Jack’in olgunluk hali (Sean Penn) artık modern çağda yolunu yitirmiş bir bireydir. Kaderin varlığını ve çıkmazlarını sorgularken, diğer yandan yaşamın anlamını bulmaya çalışır...