

Bir Çanta Dolusu Şapşal
A Bag of Hammers
Yonetmen: Brian Crano
Vizyon Tarihi: 12 Mart 2011
Oyuncu Kadrosu

Jason Ritter
Ben Dwellman

Jake Sandvig
Alan Manilow

Chandler Canterbury
Kelsey Patterson

Rebecca Hall
Melanie 'Mel' Manilow

Todd Louiso
Marty

Gabriel Macht
Wyatt

Sally Kirkland
Older Jewish Lady

Elmarie Wendel
The Mark

Carrie Preston
Lynette

Johnny Simmons
Kelsey Patterson (Age 18)
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak

Sinemada travesti rollerini erkeklerin oynayagelmesi tabusunu yıkan Felicity Huffman’ın muhteşem performansıyla öne çıkan Transamerika; farklı bir baba/anne oğul ilişkisi anlatıyor. Muhafazakâr transseksüel Bree, ameliyatına birkaç gün kala bir oğlu olduğunu öğrenir. Doktorunun zorlamasıyla tuhaf bir yolculuğa çıkar ve oğluyla zaman geçirdikçe görüş ve düşüncelerinde köklü değişiklikler meydana gelir. Yer yer keyifli ama daha çok duygusal deneyimler yaşatan yolculukları, farklı kutuplar arasındaki uzlaşmaya dair başarılı gözlemler içeriyor.Transamerika; başta Amerika olmak üzere tüm gelişmiş ülkeleri keskin bir dille eleştiren, biraz da seyirciye oynayan bir film. Transamerika; Heidegger’in ideolojiler varlığınızın kuralları olmasın sözünü anımsatan benzersiz bir yol hikayesi. Bir keşfin, bir buluşun, bir tercihin değer yargılarını allak bullak etmesi üzerine bir film. Bol ödüllü bir komedi filmi olmaktan çok, ciddi konulara parmak basan alaycı bir manifesto…
Transamerika

Ormanda devriye gezen polisler tarafından, öldürülmüş bir adamın cesedi bulunur. Adamın karısı da tecavüze uğramıştır. Olaya tanıklık eden üç kişi vardır: Bir gezgin, oduncu ve bir haydut. İzleyici olarak mahkeme bizizdir ve tanıkların hikayelerini dinleriz. Tecavüze uğramış kadın da dahil, hepsinin anlattığı hikayeler birbirinden farklıdır. Öldürülen adamın da olaya tanıklığını izlediğimiz filmde çözülmesi zor bir bulmacayla karşı karşıyayızdır: İçlerinden birileri yalan söylemektedir ancak kim ve neden? Film, 20. yy.'ın başlarında yaşamış yazar Ryunosuke Akutagawa'nın Ormanın Sıklığı isimli kitabının uyarlaması. Ancak, toplam süresi 60 dakikayı pek geçmeyine yazarın diğer kitabı Rashômon'dan alınan kestilerin eklenmesiyle film son halini almış. Japon sinemasının ustalarından Kurosawa'nın bu filmi pek ödüllendirilmemişse de oldukça başarılı. Rashômon insan psikolojisi üzerinde duran ve yalanın sınırlarını zorlayan bir Japon draması.
Raşomon

Norton, hayatının sıkıcılığından kaçmak isteyen, kronik uykusuzluk çeken Jack rolünde. Her şey, Jack’in karizmatik ama çarpık bir felsefeye sahip sabun satıcısı Tyler Durden ile tanışmasıyla değişir. Tyler’a göre kişisel gelişim zayıfların işidir; asıl yaşamayı anlamlı kılan şey kendini yok etmektir. Kısa süre içinde Jack ve Tyler, bir barda otoparkta birbirlerini pataklamaya başlarlar — bu, onlara hayatın gerçek anlamını hissettiren bir tür arınma olur. Bu şiddetin keyfini başka erkeklere de tattırmak için, birlikte gizli bir Dövüş Kulübü kurarlar. Kulüp kısa sürede çılgınca bir başarı kazanır. Ancak Jack’i her şeyi altüst edecek şok edici bir sürpriz beklemektedir…
Dövüş Kulübü

Kırklı yaşlarında bir ev kadını olan Pescara'lı Rosalba, katıldıkları bir otobüs turunun verdiği mola sırasında, yol kenarındaki bir kafeteryada bırakıldığını fark edince oldukça sinirlenir. Unutkan kocasının ve çocuklarının onu almak üzere dönmelerini beklemek yerine, eve kendi başına gitmeye karar verir. Ancak kendini Venedik'e, yani tanımadığı bir şehre doğru giden bir arabada bulur.
Pane e tulipani

Film 1920'li yıllarda Almanların, Polonyalılar ve diğer azınlıklarla birlikte uyum içinde yaşadıkları yoksul kent Danzig'de başlar. Annesi ve hangisinin babası olduğunu bilmediği iki erkekle birlikte yaşayan Oskar'a (David Bennent) üç yaşına bastığı doğum gününde teneke bir trampet hediye edilir. Bu andan itibaren çevresinde gözlemlediği erişkinlerin mutsuz ve acınılacak dünyalarına katılmaktansa hep çocuk olarak kalmaya karar verir. Gerçekten de yıllarca fiziksel olarak bir gelişme göstermez. Çevreye karşı tek protestosu büyümeyi reddetmek değildir, aynı zamanda teneke davuluna şiddetle vururken çıkardığı cam eşyaları bile parçalayan tiz çığlığı da 2. Dünya Savaşı yaklaşırken ülkede olup bitenlere duyarsız kalan orta sınıf Alman toplumunu bir yadsıma biçimidir, gitgide çıldıran dünyaya karşı bir protestodur.
Teneke Trampet

Jules Winnfield ve Vincent Vega, mafya babası patronları Marsellus Wallace’tan çalınan bir çantayı geri almaya giden iki profesyonel tetikçidir. Wallace aynı zamanda Vincent’a, kendisi birkaç gün sonra şehir dışındayken karısını dışarı çıkarmasını söyler. Butch Coolidge, bir sonraki maçını kaybetmesi için Wallace’tan para alan yaşlı bir boksördür. Honey Bunny ve Pumpkin, yer değişikliğine ihtiyaçları olduğuna karar veren soyguncu bir çifttir. Görünüşte birbirleriyle alakası olmayan bu insanların hayatları, hem heyecanlı hem de eğlendirici bir sinema filmi macerasında nefes kesici bir şekilde birleşecektir.
Ucuz Roman

William Shakespeare'ın trajik aşk destanı Romeo ve Juliet'in, Avustralyalı dahi yönetmen Baz Luhrman tarafından sinemaya uyarlanan bu modern versiyonunda kılıçların yerini, kılıç isimleri taşıyan silahlar alıyor. Günümüz Florida'sında geçen filmde Romeo (Leonardo DiCaprio) ve Juliet (Claire Danes), kentin iki düşman ailesinin çocuklarıdır. Trajik bir rastlantı sonucu iki genç birbirlerine aşık olurlar ve ailelerin savaşının ortasında bir kaçış bulmaya çalışırlar.
Romeo ve Juliet

Borat Sagdiyev, Kazakistan'da popüler bir programın TV muhabiri ve önde gelen bir gazetecidir. Kazakistan hükümeti, Borat'ı Amerikan toplumu ve kültürü hakkında bir belgesel hazırlaması için Amerika'ya gönderir. Borat, Amerikan mizahını anlamak için New York'ta dersler alır. Bir gün Borat, televizyonda Baywatch'ı izlerken C.J. Parker rolündeki Pamela Anderson'a aşık olur ve onunla evlenmeyi kafasına koyar. Pamela Anderson'u karısı yapmak ve ülkesine geri götürmek için New York'tan Kaliforniya'ya giderek ülkeyi bir uçtan bir uca kat edecektir.
Borat: Şanlı Kazakistan Milletinin Çıkarlarını Arttırmak İçin Amerikan Kültürünün İncelenmesi

"Bir Zamanlar Savaşçıydılar," bir kadının ailesini bir arada tutmak için geleneklerine dönüşünü anlatıyor. Beth, beş çocuğu ve kocasıyla Yeni Zelanda'da bir gecekonduda yaşayan Maori kökenli, fakir bir kadındır. 18 Yıl önce Maori ailesinin evlenmesini istemediği kocası iyice içkiye bulaşmış, Beth'e kötü davranan, O'nu döven bir adamdır. Beş çocuklarından biri bir çeteye katılmış, diğeri ise bir sosyal yardım kurumu tarafından götürülmüştür. Beth tüm sorunlarına rağmen aileyi bir arada tutmaya çabalarken tek yardımcısı hayatla ilgili umutlarına dört elle sarılan kızı Grace'dir. Yazar olmak isteyen Grace'in başına gelenler ailenin kaderini değiştirir ve Beth'in, geleneklerinde yatan gücü keşfetmeye zorlar...
Bir Zamanlar Savaşçıydılar

Wallace eve bir kiracı almaya karar verdiğinde esrarengiz bir penguen kapıyı çalar. Yalakalıkları sayesinde kısa sürede Wallace'ın gözünde Gromit'in pabucunu dama atmayı başarır. Eve gelen elektronik bir pantolonla birlikte seyirci, eşsiz bir mizahın Hitchcockvâri bir gerilimin içinde erimesine şahit olur * Wallace ve köpeği Gromit'in bu ikinci serüveni, onlarca uluslararası ödülün yanı sıra En İyi Kısa Animasyon Oscarı'nın da sahibi.