

Das kann doch unsren Willi nicht erschüttern
Yonetmen: Rolf Olsen
Vizyon Tarihi: 26 Kasım 1970
Oyuncu Kadrosu

Heinz Erhardt
Willi Alfons Hirsekorn

Ruth Stephan
Sieglinde Hirsekorn

Günther Jerschke
Heimo Buntje

Käte Jaenicke
Mizzi Buntje

Hans Terofal
Luitbert
Irina von Bentheim
Lotti Hirsekorn
Nicolai von Bentheim
Kuno Hirsekorn

Angelika Baumgart
Petra Buntje
Klaus-Hagen Latwesen
Herbert
Almut Berg
Clementine
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak

Bu enfes ve zevkli komedi huysuz, zeki ve orjinal karakterleri ile hemen göze çarpıyor (Variety) ve ailenin uçuk üyesi rolü ile Katie Holmes mükemmel bir performans sergiliyor (People), Bu hareketli ve müthiş komedide Patricia Clarkson, Oscar'a aday gösterilen performansı ile tüm ekibi etkiliyor (Film Threat). Asi kız April Burns (Holmes) ailesi için New York'taki dairesinde hoş bir Şükran Günü yemeği düzenlemektedir. Fakat unutulmaz bir ziyafet İçin yaptığı hazırlıklar fırının çalışmadığını fark ettiği zaman beklenmedik bir şekilde altüst olur. Şimdi yorgun ailesi şehre gelirken, April mükemmel bir yemek ve unutulmayacak anılar oluşması için tanımadığı insanların yardımına güvenmek zorundadır.
Annemler Yemeğe Geliyor

Film detaylari icin tiklayin...
Schröders wunderbare Welt

Film detaylari icin tiklayin...
The Enormity of Life

1940'lı yıllarda New York'lu sosyalist bir oyun yazarı olan Barton Fink, Los Angeles'a gelip bir film senaryosu yazma ihtimali belirdiğinde durumu kabul etmek zorunda kalır. Bir otele yerleşir ve burada film stüdyosunun başkanı Jack Lipnick'le tanışır. Lipnick'ten, yazacağı senaryonun kaba saba bir B filmi için olduğunu öğrenir. Daktilosunda sadece tek bir cümle yazmayı becerse de, içinde bulunmaya hiç alışık olmadığı durum sebebiyle bir türlü ilham gelmez ve tıkanır.Oteldeki kapı komşusu Charlie Meadows, geveze bir pazarlamacı ve tam bir orta sınıf insanıdır. Fink'in hayatına giren diğer insanlar da (ünlü bir senarist olan Mayhew ve onun kız arkadaşı Audrey gibi) genç entellektüel yazara ilham gelmesine ve senaryoda ilerlemesine yardımcı olamazlar. Stres doruğa çıktığında Fink kendisini doğaüstü tabloları andıran bir cehennemin içinde bulur.
Barton Fink

1930’ların İtalya’sında geçen filmde hayat dolu bir Yahudi muhasebeci olan Guido Orefice (Roberto Benigni), güzeller güzeli öğretmen Dora’ya (Nicoletta Braschi) vurulur ve tüm engellere rağmen evlenirler. Ardından bir de çocuk sahibi olan çiftin hayatlarındaki tüm pürüzler ortadan kalktığında İkinci Dünya Savaşı patlak verir ve Almanlar İtalya’yı esir alır. Yahudi oldukları için toplama kampına götürüldüklerinde Guido, oğlu Giosué’ye (Giorgio Cantarini) esir kampının ve savaşın bir oyun olarak söyleyecek; oğlu, oyunu başarıyla tamamlarsa ödül olarak çok istediği bir oyuncak tankı hediye edecektir.
Hayat Güzeldir

Film detaylari icin tiklayin...
Скажені сусіди. Нові історії

Film detaylari icin tiklayin...
Ikke naken

Steve'in (Matthew Broderick) hayatında her şey düzenli, planlı ve programlıdır. Yeni gelen komşusu Buddy (Danny DeVito) ise Steve'in tam tersine dağınık ve büyük hayaller peşinde koşan çılgın bir adamdır. Buddy'nin en büyük ve en son hayali uzaydan bile görülebilecek yılbaşı ışıklarını yapmaktır. Buddy'nin bu hayalini gerçekleştirmek üzere harekete geçmesi ise Steve'in hayatını kaotik bir kabusa çevirecektir.
Yeni Yıl Işıkları

Max, karısı Annie ve dört arkadaşı, Max’in ağabeyi Brooks’un hazırladığı bir gizemli cinayet partisine hazırdır. Brooks, oyunculara, Sessiz Sinema, bilgi yarışması ve ilginç bir gece vadeder. Dakikalar sonra silahlı eşkıyalar kapıyı kırıp, elini, ayağını bağlayıp onu sürükleyerek götürdükleri zaman, konuklar kavgadan çok etkilenir. Bunun bir tezgâh olduğuna zor inanırlar.
Oyun Gecesi

Floransa 1934. Değişik kültürlerden gelme bir grup hanımefendi her gün öğleden sonra çay içmek için bir araya gelmektedir. Britanya'nın eski İtalya Büyükelçisinin dul eşi Lady Random, artist ve şarkıcı olan Arabella, aşırı heyecanlı Amerikanlı arkeolog Georgie ile kendi başına buyruk Elsa bu grubun bazı üyeleridir. İçlerinden birisi olan Mary küçük bir çocuğun velisi olur ve kısa süre sonra da tüm grup bu küçük çocuğu sanki kendi evlatlık edinmiş gibi sahiplenmeye ve onu yetiştirmek üzere çalışmaya başlarlar. Ancak bu benzersiz topluluğun düzenli giden yaşantısı politik ortamın değişmeye başlaması üzerine etkilenir ve büyümekte olan Luca artık kendi başının çaresine bakmanın yollarını aramak ve önüne çıkacak zorluklara göğüs germek zorunda kalacaktır.