

Sakladığımız Sırlar
The Secrets We Keep
Yonetmen: Yuval Adler
Vizyon Tarihi: 16 Eylül 2020
Konu
İkinci Dünya Savaşı sonrası Amerika'da kocasıyla banliyölerde hayatını yeniden kuran bir kadın, komşusunu kaçırır ve kendisine karşı işlediğine inandığı korkunç savaş suçlarından intikam almak ister.
Oyuncu Kadrosu

Noomi Rapace
Maja

Joel Kinnaman
Thomas

Chris Messina
Lewis

Amy Seimetz
Rachel

Victoria Hill
Claire

Lucy Faust
Patricia

Dave Maldonado
Officer Brouwer

Ritchie Montgomery
Mitchell

Ed Amatrudo
Dr. Sonnderquist

Jeff Pope
Jim White
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak

Film detaylari icin tiklayin...
Jenny's War

Ucuz western romanları yazan Holly Martins (Joseph Cotten), kendisine iş teklif eden dostunu görmek üzere savaş-sonrası Viyanasına gelir. Ancak arkadaşının öldürüldüğünü öğrenir ve bir anda kendisini cinayet soruşturmasının içinde bulur... Olayı gören kişilerle konuşan ve dostunun tanıdıklarına olay anını anlattıran Martins, bir süre sonra olayda bir "üçüncü adam" olduğunun farkına varır.
Üçüncü Adam

Litvanya’da Sovyet yetimhanesinde kalan on altı yaşındaki Hannibal Lecter yetimhanedeki arkadaşlarıyla anlaşamamaktadır. Geceleri kız kardeşiyle ilgili korkunç kabuslar gören Hannibal sonunda yetimhaneden kaçar ve amcasının yaşadığı Paris’e gider.Fakat Hannibal, Lecter Şatosu’na geldiğinde amcasının ölmüş olduğunu keşfeder. Amcasının dul eşi Murasaki Shibuku ona evini açar ve bu gizemli kadın onu, yemek, müzik ve resim hakkında eğitir. Fakat Hannibal bir türlü onu kovalayan geçmişinden ve gördüğü korkunç kabuslardan kurtulamamaktadır. Tıp eğitimi almaya başlayan Hannibal kabuslarında gördüğü savaş suçlularını aramaya karar verir. Tek bir amacı vardır. Açlıktan ölmemek için gözleri önünde küçük kız kardeşini yiyen adamlardan intikam almak.
Hannibal Doğuyor

Türkçesi ayna olarak çevirilen Andrei Tarkovsky'nin en kişisel filmi. Zaman kavramının tamamen yitirildiği şiirsel bir dille, ölmekte olan bir adamın ikinci dünya savaşı sırasında çocukluğu, ergenlik dönemi ve annesiyle babasının boşanması sırasında yaşadığı travmanın Rusya'nın tarihi ve toplumunun evrimi fonunda verildiği bir başyapıt. 2. Dünya Savaşı'nın karanlık günlerini anlatan film, yönetmenin kendi çocukluğundan da izler taşıdığı gibi, Rus tarihine dair ilginç göndermeler de yapıyor. Filmde çocukluğun masumiyetinin savaşın dehşetine kurban gidişi anlatılıyor.
Ayna

Liberty Wallace (Linda Fiorentino) silah satıcılığında çalışmaktadır.Kocası Victor(Oliver Platt) ile çoğu silah alış verişi yapar ve satarlar.Babasının şirketi kötüye gitdiğinden dolayı,Victora kendisini aşık ettirmeye çalışmışdır,kendisi Victoru sevmesede yinede şirketi kurtarıcağını düşündüğü için evlenir.Kendisi bir tiyatro aktörü olan Russelle(Martin Cummins) aşıkdır ve gizlice görüşmektedir.Bir gün Russel Liberty ile konuşurken kafasına silah dayanır ve kendisini bir bomba bağlanır.Bu bomba eğer ya Russell haraket ederse patlayacaktır yada 90 dakika sonra.
Rehine

İntikam Meleği’nde; işlemediği bir suçu üstlenmek zorunda kalıp Kyoungju Kadın Hapishanesi’nde 13,5 yıl yatan Lee Geum-ja’nın hikayesi anlatılıyor. Hapise düştüğü gün intikam alma sürecini başlatan ve bu amaçla ileride özel bir hizmet talep edeceği mahkum arkadaşlarına akla hayale gelmedik güzellikler yapan Lee Geum-ja; kendisini bu duruma sokan kişiyi bizzat kuracağı mahkemede yargılayacağı günün hayaliyle yaşamaktadır. Bu arada intikam almayı düşündüğü kişinin de kendine göre planları vardır…Kuzey Kore’li casusu, soyguncu çifti, kocasını ve kocasının metresini öldürdükten sonra pişirip yiyen “cadı”sı, menfaatçi rahibi, sakat pastacısı ve çılgın fahişesi ile Fellini biçimciliğine sahip grotesk bir sirki andıran İntikam Meleği; Chan-Wook Park’ın intikam üçlemesinin en iyi görüntü ve ses çalışmasına sahip.
İntikam Meleği

Akademi Onur Ödülü ile ödüllendirilmiş Polonyalı yönetmen Andrzej Wajda'nın yönettiği filmin senaryosunu 1948 tarihli aynı adlı kendi romanından Jerzy Andrzejewski uyarlayıp yazmıştır. Filmin adı, filmin kahramanının bombardımanda yıkılmış bir kilisenin duvarında gördüğü 19. yy'da yaşamış Polonyalı şair Cyprian Norwid'a ait bir şiirden gelmektedir. Şiirin dizelerinde, kömürün yüksek ısı ve basınç altında elmasa dönüşmesi olgusuna bir gönderme yapılmaktadır. Filmde, Polonya'da Nazi işgalcilere karşı bir zamanlar zorunlu olarak işbirliği yapmış olan Milliyetçi güçlerin ve Komünistlerin aralarındaki bu ittifakın artık çatırdamaya başladığı 2. Dünya Savaşı'nın son günlerinde, taşralı Milliyetçi bir militan olan Maciek (Zbigniew Cybulski) etkili bir Komünist lideri öldürmekle görevlendirilir. Görevi sırasında kaldığı otelde hayata dair farklı şeyler hissetmeye başlar, bir seçim yapıp sonuçlarına da katlanmak zorunda kalacaktır.
Küller ve Elmaslar

Bir sanatçı, değerli bir tabloyu Nazi'lere satmakla suçlanıyor, ama hikayenin göründüğünden daha fazlası var. İnsanların zihinlerinde canlanan birçok soru var; Acaba gerçekten böyle bir şey yaptı mı? Neden böyle bir şey yapardı? Bu tablo neden bu kadar değerli? Bu soruların cevapları, hikayenin içinde gizli. Kim bilir, belki de sanatçı aslında sadece bir kahramandır ve tabloyu Nazi'lerden saklamak için satmak zorunda kalmıştır. Ya da belki de sanatçının kendisi de Nazi düşüncelerini benimsemiştir ve tabloyu satmak için sadece para kazanmak istemiştir. Her iki senaryoda da, hikayenin arkasındaki gerçekleri öğrenmek için daha fazla araştırma yapmak gerekiyor. Ancak, her durumda, bu hikaye sanat, tarih ve insanın doğasına dair birçok derin düşünceleri de beraberinde getiriyor.
Son Vermeer

Leo Kessler İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra çalışmak ve babasının ülkesini tanımak için Almanya’ya gelen zeki ve iyi niyetli, genç bir Amerikalı’dır. ‘Avrupa’ filmi bu Alman kökenli Amerikan gencin garip, karmaşık, akıldan çıkmayacak öyküsünü anlatır…
Avrupa

Macaristan’da küçük bir kasabayı esrarengiz bagajları ile gelen iki Ortodoks Yahudi’nin gelmesi ile huzursuzluk hissi ile doldurur. Yıl 1945, savaş bitmiş, Yahudi komşularının gönderilmesinden sonra kendi ve onların toprakları ile yeni yapılanma içinde olan kasaba düğün hazırlığındadır. Kasabada ziyaretçilerle birlikte, savaşta hayatta kalanlar geri dönerse el konulan topraklara ne olacağı konusu tartışmalar yaratır. İki yabancının dönüşü ile başlayan bu düşünceler, kasaba halkını bu durum için bir yandan şeytanca planlar yapmaya ve diğer yandan da unuttukları vicdanları ile yüzleşmeye yöneltecektir.