

L'une chante, l'autre pas
Yonetmen: Agnès Varda
Vizyon Tarihi: 9 Mart 1977
Konu
Pauline (Pomme), orta sınıftan bir şehirli kızdır ve tutucu ailesiyle ters düşmektedir. Suzanne kırsal kesimden gelen birkaç yaş daha büyük bir kızdır; iki evlilik dışı çocuğu vardır ve bir tanesi daha yoldadır. Pauline, Suzanne'a kürtaj için para ödünç verir ve dostlukları başlar. Zamanla yolları ayrılsa da kartpostallar üzerinden iletişim kurmaya devam ederler. Birkaç yıl sonra bir kürtaj protestosunda tekrar karşılaşırlar. Birbirlerine anlatacak birçok macera ve hikaye biriktirmişlerdir.
Oyuncu Kadrosu

Thérèse Liotard
Suzanne

Valérie Mairesse
Pauline aka Pomme
Robert Dadiès
Jérôme
Mona Mairesse
Pomme's Mother

Francis Lemaire
Pomme's Father
François Courbin
Mathieu (9 months)
Salomé Wimille
Marie (3 years)
Nicole Clément
Philosophy Teacher

Patricia Cartier
Chorus Friend

Sapho
Painted Chorus Girl
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak

Film detaylari icin tiklayin...
Due East

Alice Kinney yakın zamanda eşiyle ayrılmış olan bir kadındır. Alice, yeni bir başlangıç yapmak için iki genç kızıyla memleketi Los Angeles'a geri dönmeye karar verir. Ancak Los Angeles'ta 40. yaş gününün akşamı kalacak yere ihtiyaç duyan 3 film yapımcısıyla tanışır. Misafir evinde kalmalarına izin veren Alice için sürprizlerle dolu bir gece olacaktır. Alice'in beklenmedik bir şekilde karşısına çıkan yeni ailesi ve yeni romantik ilişkisi, eski kocasının elinde bir çantayla ortaya çıkmasıyla iyice karışacaktır...
Kapımdaki Aşk

Film detaylari icin tiklayin...
Dream Girl

23 yaşındaki Ann (Sarah Polley), okulda temizlik yaparak kocasına destek olan iki çocuk annesi bir kadındır. Annesinin bahçesindeki bir karavanda yaşayan, ailesi uğruna gidemediği üniversitede temizlik yapan Ann hayata karşı çok umutsuzdur. Genç kadının etrafı, işsiz kocası, yaşadığı hayatı tasvip etmeyen annesi ve 10 senedir görmediği babasıyla çevrilidir. Bir gün, sadece birkaçaylık ömrü kaldığını öğrenir.My Life Without Me , ölümüne yaklaşan genç bir kadının, eline kalemi kağıdı alıp, belki biraz bencilce, ama fazlasıyla diğerkâm tutkularını kelimelere dökmesinin etrafında şekilleniyor.
Bensiz Hayatım

Octavio, genç bir delikanlıdır, kardeşinin karısı Susana ile kaçmaya karar verir. Köpeği Cofi, beraber kaçmalarına yardımcı olan paranın elde edilmesinde rol oynayan zalim bir aracı olur. Bu dokunaklı ihtiras üçgeni, yasak aşkın geri dönüşü olmayan bir yol haline gelmesiyle daha karmaşık bir hal alır. Bu arada Daniel, 42 yaşında bir adamdır, güzel model Valeria ile beraber yaşamak için karısını ve kızlarını terk eder. Yeni hayatlarını kutladıkları gün, kader Valeria’yı trajik bir kazaya iter. Bir adam her şeye sahip olduğunu düşündüğü anda, tüm hayatı birdenbire değişirse ne yapar? Daniel ve Valeria’nın küçük köpeği Richi, oturdukları dairenin ahşap zeminindeki boşluğa düşer. Bu olay onların kötü kaderlerinin de başlangıcı olur. Richi’nin kaybolması karşısında takındıkları tutum, her türlü zorluğa ve umutsuzluğa cesurca göğüs gerebilen aşk hikayelerine mükemmel bir örnek teşkil eder...
Paramparça Aşklar Köpekler

Fransız yüksek lisans öğrencisi Celine ile Amerikalı Jesse, Budapeşte-Viyana treninde bir çiftin kavgasından dolayı tesadüfen tanışırlar. Jesse, ertesi gün uçağa bineceğini ancak parası olmadığından sabaha kadar Viyana caddelerinde dolaşacağını Celine'e söyler ve Celine'in kendisine eşlik etmesini ister. Viyana'da trenden inerler ve 14 saat boyunca hayatlarını derinden etkileyecek bir beraberliğe adım atarlar.
Gün Doğmadan

Amerikalı yazar Jesse ile Fransız Celine, Budapeşte'den Viyana'ya giden bir trende tanışırlar. Birbirlerinden hoşlansalar da her şey orada kalır. Bundan dokuz yıl sonra yeni kitabının tanıtımı için Fransa'ya gelen Jesse, uçağının kalkmasına çok az bir zaman kala Paris'te Celine ile buluşur. Onlara ayrılmış bu birkaç saati, Paris manzarası içinde dolaşarak ve hiç fırsatını bulamadıkları şeylerden konuşarak ve yakınlaşarak geçireceklerdir.
Gün Batmadan

Genç bir kadın aşık olduğu yakışıklı Maxim De Winter'la evlendikten bir süre sonra Maxim'in eski eşi Rebecca'nın birkaç ay önce gizemli bir şekilde ölmüş olduğunu öğrenir ve kocası ile olan ilişkisinin her zaman Rebecca'nın gölgesinde kalacağını farkeder. Film boyunca adı telafuz edilmeyen kadın, aynı zamanda kendisini evin yeni kadını olarak kabul etmek istemeyen hizmetçi Mrs. Danvers'ın kıskanç ve takıntılı tavırları ile başa çıkmak zorundadır. Alfred Hitchcock'un Daphne Du Maurier'ın bir romanından uyarladığı Rebecca yönetmenin aynı zamanda ilk Amerikan yapımı filmi olma özelliğini taşıyor. 1940'ta En İyi Film dalında Akademi Ödülü'nü kazanan filmin yapımcısı David Selznick'in bir önceki filmi Rüzgar Gibi Geçti de, aynı dalda ödül sahibi olmuş ve efsaneleşmişti.
Rebecca

Nebraska’nın Falls şehri, Brandon Teena (Hilary Swank) adındaki delikanlıyla ilgili dedikodularla çalkalanıyordu, tüm kadınların olduğu gibi tüm kasabalının da dikkatini ve ilgisini çekmişti. Karizmatik kişiliği ve masum yüzünün arkasında kocaman bir sır gizliyordu. O herkesin olduğunu zannettiği kişi değildi. Her genç insan gibi hatalar yapıyordu ve bu hatalarını da çok pahalıya ödemek zorundaydı. Yeni sevgilisi Lana ve gözü pek arkadaşı John arasındaki sınırları yanlışlıkla aşınca sır, bir vahşetle ortaya çıktı. Brandon Teena; hararetli bir aşık, toplumdan dışlanmış kimsesiz bir hayalperest, cesur bir hırsız ve haksızlığa uğramış trajik bir suçluydu. Bu filmdeki rolü Hilary Swank’a bir Oscar ödülü kazandırdı, ancak Chloe Sevigny aday olduğu 'En İyi Yardımcı Aktrist' dalında ödül alamadı.
Erkekler Ağlamaz

Tek oğlu Esteban’ı yalnız başına büyüten ve ona çok bağlı olan Manuela, bir gece elim bir kazada oğlunu kaybeder. Duygusal bir çöküntü yaşayarak taşındığı Barcelona’da acısını indirmek için iş arayan Manuela, bir yandan da bir oğlu olduğundan habersiz eski kocasını aramaya başlar. Bu sırada eski dostu Agrado ve yeni tanıştığı Rosa ile sıkı bir dostluk kurup yeni bir hayata başlamaya çalışır. Ta ki trajedi kapısını yeniden çalana kadar…