

The Frozen Ghost
Yonetmen: Harold Young
Vizyon Tarihi: 1 Haziran 1945
Oyuncu Kadrosu

Lon Chaney Jr.
Alex Gregor, aka Gregor the Great

Evelyn Ankers
Maura Daniel

Elena Verdugo
Nina Coudreau

Martin Kosleck
Rudi

Tala Birell
Mme. Monet

Milburn Stone
George Keene

Douglass Dumbrille
Inspector Brant

Arthur Hohl
The Drunk in the Audience

Dennis Moore
Radio Announcer (uncredited)

Leyland Hodgson
Doctor in audience (uncredited)
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak

Danny Ocean ve Rusty Ryan'ın başını çektiği, yankesici Linus Caldwell, patlayıcı uzmanı Basher Tarr ve kasa hırsızı Frank Catton'tan oluşan ekibinin, acımasız iş adamı Terry Benedict'in Las Vegas kasasındaki her kuruşu çalarak tarihin en cüretkâr ve kârlı soygununu gerçekleştirmesinden bu yana 3 yıl geçmştir. Ocean'ın ünlü ekibi 160 milyon dolarlık vurgunu paylaştıktan sonra düzgün, gözlerden uzak ve yasalara uygun yaşamaya çalışır. Ancak bunu sürdürmek oldukça zordur. Biri, bir numaralı kuralı ihlal ederek onları Benedict'e gammazladığında düzgün yaşamak, bir seçenek olmaktan çıkar. Benedict 160 milyon dolarını, faiziyle birlikte geri istemektedir yoksa sonuçları kötü olacaktır. Çetenin de çok kısa sürede keşfettiği gibi Ocean'ın ekibinin peşindeki tek güçlü kişi Benedict değildir.
Ocean's Twelve

Danny Ocean ve ekibinin macera arayışları bitmek bilmiyor. En büyük soygun çetelerinden biri haline gelen bu ekibin artık kendi kumarhaneleri de vardır. Fakat şimdi ise yapacakları soygun kadar, kendi kumarhanelerini korumak da önemli hale gelmiştir. Dünyanın en acımasız kumarhane sahiplarinden biri olan Willie Banks, Ocean'ın ekibinden Reuben Tishkoff'a büyük bir kazık atmıştır. Bunun sonucunda Danny ve ekibinin yeniden bir araya gelerek belki de şimdiye kadar giriştikleri en tehlikeli soyguna hazırlanma vakitleri gelmiştir.
Ocean's Thirteen

Dünyaca ünlü İngiliz yazarı Sarah Morton, tatil yapmak ve biraz da çalışmak amacıyla, editörünün Fransa'daki evine misafir gelir. Bir gece, Fransız editörün genç kızı Julie, Sarah'ın hayatına altüst edici bir giriş yapar ve kadın yazarın yaşamındaki tüm sükunet, bir daha geri dönmemek üzere bozulur. 8 Kadın ile tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de tanınıp sevilen yönetmen François Ozon, bu filminde de sadık oyuncusu Charlotte Rampling'ten (Kumun Altında) vazgeçmiyor. Bununla da kalmıyor ve 8 Kadın'ın en masumu ve küçüğünü, Ludivine Sagnier'i de 'fettan kız' rolüyle olaya dahil ediyor.
Havuz

Detroit'te yaşayan Axel Foley'in şefi Douglas Todd bir baskın sırasında vurulur. Douglas ölmeden önce Axel'dan katilini yakalamasını ister. Patronuna söz veren Axel katili bulmak için araştırmalarına başlar ve izine Beverly Hills'teki Wonder World isimli bir eğlence merkezinde rastlar.Beverly Hills'e geldiğinde Axel eski dostu Billy Rosewood ile buluşur. Taggart'ın emekliye ayrıldığını öğrenen Axel, Billy'nin yeni ortağı Jon ile tanışır. Bu sırada eğlence parkında yaşanan bir kazadan kıl payı dönülür ve Axel iki çocuğun hayatını kurtarır. Kaza ile ilgili güvenlik şefi ile görüşmek isteyen Axel şaşkınlıa düşer: Douglas'ın katili karşısındadır.
Sosyete Polisi 3

Akademiden başarıyla mezun olmuş genç FBI ajanı Clarice Starling, kurbanlarının derilerini yüzen sapık bir katilin elinden bir kadını kurtarmaya çalışır. Clarice, katile ulaşmak için başka bir psikopat olan ünlü doktor Hannibal Lecter ile yakınlaşır. Lecter'dan bilgi alabilmesi için önce onun güvenini kazanması gerekmektedir.1992 yılında 7 dalda Oscar'a aday olan film, yönetmeni ve başrol oyuncularına altın heykelciği getirirken en iyi film ve en iyi senaryo uyarlaması dalında da ödüle hak kazanmıştı.
Kuzuların Sessizliği

Jerry Lundegaard borçları olan bir sahtekârdır. İhtiyaç duyduğu meblağda parayı acilen edinmeli ve borçlarını temizlemelidir. Karısının babası oldukça zengin bir adamdır; ancak gamsız bir sahtekar olan Jerry’ye yardım etmesi imkansız gibi görünmektedir. Jerry’nin aklına şeytani bir fikir gelir. Jerry, karısını kaçırmak ve kayınpederinden fidye istemek üzere iki adam kiralar. Lakin hiçbir şey planlandığı gibi ilerlemeyecektir. Sinemalarının ilk döneminden bu yana çizgilerini hiç bozmadan ilerleyen Coen Kardeşler’e büyük bir şöhret kazandıran Fargo, orijinal senaryo ve en iyi kadın oyuncu dallarında Oscar kazanmıştı.
Fargo

1999 yılında‚ yeni milenyuma geçişin arifesinde‚ batı toplumu yarı anarşik kontrolden çıkmış bir hayat yaşamaktadır. Kendi geçmişinin hayaletlerinden kurtulamayan Los Angeleslı genç bir polis eskisi olan Lenny Nero‚ şimdi artık kısaca klip denilen‚ başkalarının yaşadığı anıların satıldığı karaborsanın simsarlarından biridir. Kaybettiği eski kız arkadaşı Faith ile olan kendi kliplerinin de bağımlısıdır. Los Angeles polisinden iki dedektif‚ Lennynin elinde bulunan bir klibi ele geçirmek için hayatını cehenneme çevirir. Yılbaşı kutlamaları yaklaşırken‚ bu esrarengiz klip Lennyyi umduğundan daha büyük bir komplonun içine itecektir. Kathryn Bigelowun kendi filmografisi adına bu sıradışı sayılabilecek yakın gelecek bilim kurgusu‚ görsel olarak baştan çıkarıcı olmanın yanısıra‚ meraklıları için hafif bir siber punk lezzeti de sunuyor. Tuhaf Günler‚ sürükleyici ve uzun finaliyle de izleyende bir tatmin duygusu bırakmayı biliyor.
Tuhaf Günler

Gru, henüz daha 12 yaşında bir çocukken, yani kötülüklerin ustası olmamışken, yaşadığı bodrumdan bütün dünyaya hakim olma hayallerini kurar. Yüreklere korku salan haydutların oluşturduğu Hırçın Altılılar çetesi lidelerini ekipten atınca, Gru onlara katılmaya çalışır. Ancak kısa sürede kötülüklerin can düşmanı haline gelir. Gru kaçış yolunda başının çaresine bakmak için uğraşırken, Minyonlar da onu kurtarmak için bir yeni kavga sporu öğrenmek için kolları sıvar. Ve Gru da en kötülerin bile dostlarının yardımına muhtaç olduklarını görür.
Minyonlar 2: Gru'nun Yükselişi

Slivia, Birleşmiş Milletler adına çalışan bir çevirmendir... Her gün olduğu gibi yine çevirmenlik yaparken Afrikalı bir devlet adamının suikaste uğraacağını duyunca hayatı altüst olur... FBI ajanı Tobin, Sliva'yı korumayı üstlenir , olayı araştırırlar ve artık onlarda bir hedef haline gelmiştir...
Çevirmen

Bir cinayet ve bir aşk öyküsünü aynı anda işlerken 1940'ların çekim koşullarını yeniden canlandıran ve o dönemden kalma arşiv görüntülerini de kullanan bu birinci sınıf tarihsel gerilimin öyküsü, Joseph Kanon'ın aynı adlı romanından uyarlanmış. Amerikalı bir savaş muhabiri, bir zamanlar sevgilisi olan Alman kadını bulmak için savaş sonrası Amerikan işgali altındaki harap Berlin'e döner. Görünüşte Potsdam Konferansı'nı izlemek üzere gönderilmiştir, ancak bu arada bir Amerikan askeri öldürülür. Kahramanımız, cinayetin gizemini çözdüğünü düşünürken, fiziksel ve ahlaki açıdan büyük yıkım geçirmiş şehirde hüküm süren yozlaşma ve entrikalar hakkında acıklı bir öyküyle karşı karşıya kalacaktır.