

Rıhtımlar Üzerinde
On the Waterfront
Yonetmen: Elia Kazan
Vizyon Tarihi: 22 Haziran 1954
Konu
Joey Doyle, rıhtımda öldürülür ve kimse ölüm hakkında birşey anlatmaya cesaret edemez. Terry Malloy ise bu limanda çalışan bir işçidir ve aynı zamanda eski bir boksördür. Terry kısa zamanda, limandaki patronların dikkatini çeker. Bu sendika ağaları limanda kendi düzenlerini kurmuştur. Ancak, Terry onların sandığından çok daha güçlü bir karakterdir.
Oyuncu Kadrosu

Marlon Brando
Terry Malloy

Eva Marie Saint
Edie Doyle

Karl Malden
Father Barry

Lee J. Cobb
Johnny Friendly

Rod Steiger
Charley Malloy

Pat Henning
Kayo Dugan

Leif Erickson
Glover

James Westerfield
Big Mac

Tony Galento
Truck
Tami Mauriello
Tillio
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak

Film detaylari icin tiklayin...
You Lie So Deep, My Love

Sıradan bir hayatı olan Clarence çizgi roman dükkanında çalışmaktadır. Bir gün Alabama isimli fahişeyle tanışır ve ona aşık olur. Fakat onu eski hayatından kurtarmak hiç de kolay bir iş değildir ve bir de Alabama'nın patronundan uyuşturucu çalacaktır. Tony Scott'un kendi çektiği filmler arasında en sevdiği film olan True Romance' ın senaristliğini de Quentin Tarantino yapmıştır.
Çılgın Romantik

Will Dormer, Los Angeles Polis Departmanında çalışan deneyimli bir polistir. Ortağı Hap ile birlikte Alaska'nın küçük bir kasabasına genç bir kızın öldürülmesini araştırmak için gidecektir. Gittiği bölgenin bitip tükenmeden parıldayan güneş ışığından muzdarip Dormer ve Hap cinayetin en güçlü şüphelisi münzevi bir yazar olan Walter Finch'in peşindedir. Kumsalda sisli bir günde gerilimli bir kovalamaca içindelerken Finch Dormer'in ellerinden kurtulup kaçar. Sislerin içinde kaybolduğunda ise bir silah sesi duyulur. Hap öldürülmüştür... Bir polis olarak duyduğu sorumluluk ve ortağının öldürülmesinden kendisini suçlu bulması Dormer'ı Finch ile psikolojik bir kedi fare oyunu oynamaya sürükleyecektir. Finch ve Dormer'ın arasındaki bu kovalamaca yerel polisi de Finch'e karşı harekete geçirmiştir.
Uykusuz

On beş yaşındaki Michael’ın annesi zengin sevgilisinden ayrılınca, lüks semtlerde yaşamaya alışmış olan ana oğul, paraları olmadığı için Berlin’in etnik nüfusu yoğun yoksul mahallelerinden birine taşınırlar. Onları bekleyen, hiç bilmedikleri, hiç tanımadıkları bir yaşamdır. Erol adlı bir gencin başını çektiği bir grup kabadayı, Michael’ın yeni başladığı okulundaki günlerini cehenneme çevirmeye başlar.
Acımasız

Sean Jones, gangster Eddie Kim'in Los Angeles savcısını öldürdüğüne tanık olur. Sean'ın şahitlik etmesi, Kim'in hapse girmesine sebep olacaktır. Kim'in tek kurtuluşu Sean'ın duruşmaya gitmek için bindiği uçağa zehirli yılanlar koymaktır.
Katil Yılanlar

Film, annesinin cenazesi için New Jersey'de doğduğu kasabaya dönen, iş bulmakta zorlanan aktör Andrew'ün öyküsünü anlatıyor. Andrew eski arkadaşlarıyla karşılaşıyor, geçmişiyle yeniden bağlantı kuruyor, psikiyatrist babasının yazdığı ilaçları bırakıyor, sonunda onunla yüzleşiyor, biraz tuhaf ve rahatsız bir kız sayesinde yeniden hissetmeyi öğreniyor.
Eve Dönüş

Kuzey Atlantik’te seyir halinde bulunan, 800 kamaralı, 13 güverteli Poseidon gemisi yılbaşı eğlencesi için hazır durumdadır. Balo salonunda toplanan kalabalık birazdan başlarına gelecek felaketten habersiz eğlenmektedir. 30 metreyi aşan bir dalga, gemiyi alaşağı eder. Çöken kolonlar, çıkan yangınlar büyük bir karmaşaya neden olur. Sağ kalanların bir an evvel emin bir yol bulup gemiden çıkmaları gerekmektedir.
Poseidon'dan Kaçış

1989-1990 yılları arasında çok sayıda insanı öldürerek, dünyanın ilk kadın seri katili olarak ünlenen Aileen Wuornos'un gerçek hikayesi.Yakalandıktan sonra, 1992'de 7 kişiyi öldürmekten suçlu bulunan Wuornos'un öyküsü ABD ve dünya kamuoyunu epey meşgul etmişti. Aynı zamanda bir lezbiyen de olan ve hayat kadınlığı yapan Wuornos, kurbanlarını ilişkiye girdiği insanlar arasından seçiyordu. Dehşet verici kadın katilin kurbanlarını ormana götürüp sakladığı ortaya çıkmış, ancak benzer şekilde öldürdüğünden şüphe duyulan 2 kişinin daha cesedi bulunamamıştı. Wuornos'un eski kadın aşığı mahkemede aleyhine tanıktık etmiş; avukatının sanığın çocukluğunda maruz kaldığı kötü muamele ve tacizi hafifletici neden olarak öne sürmesi jüriyi ikna etmemiş ve 2003'te gerçekleşen idamına karar verilmişti.
Cani

Marnie - Hırsız Kız, tipik Hitchcock sarışınlarından biri olan (ve ayrıca Melanie Griffith'in de annesi) Tippi Hedren için özel bir armağan gibidir. Geçmişindeki karanlık olaylar nedeniyle kişilik bozulmasına uğramış ve bu yüzden kleptoman ve de 'frijid' olmuş bir genç kadın... Hedren de bu rolü gayet iyi biçimde oynar: yanı başında kendisine aşık olup onu iyileştirmeye çabalayan, geleceğin Sean Connery olduğu halde.
Hırsız Kız

"İngiliz Hasta", dört yabancının birbirinden farklı hayatlarının kesişerek içinden çıkılmaz bir hal aldığı; aşk, ihanet, entrika ve macera dolu destansı bir film... Hikayemizin çoğu, II. Dünya Savaşı'nın başlamasına yakın vurularak düşen bir uçaktan kurtulan, aklı hayatın sırları ve tutkularıyla dolu, bilinmeyen bir İngiliz hastanın gözlerinden anlatılmaktadır. Geçmişin ve şimdinin öyküleri gözler önüne serildikçe karakterler birbirlerine açılırlar ve iki aşk hikayesi ortaya çıkar. Mısır'dan sahra çöllerine yaptıkları tehlike dolu yolculukları, onları terkedilmiş bir İtalyan manastırında unutulmaz bir sonuca götürür...