

Vores mand i Amerika
Yonetmen: Christina Rosendahl
Vizyon Tarihi: 13 Ağustos 2020
Oyuncu Kadrosu

Ulrich Thomsen
Henrik Kauffmann

Denise Gough
Charlotte Kauffmann

Mikkel Boe Følsgaard
Povl Bang-Jensen

Zoë Tapper
Zilla Sears

Burn Gorman
Berle

Henry Goodman
Franklin D. Roosevelt

Esben Dalgaard
Einar Blechingberg

Ross McCall
Mason Sears

Pixie Davies
Poppin Sears
Amber Fernée
Tilda
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak

Film detaylari icin tiklayin...
Die große Liebe

Film detaylari icin tiklayin...
The Black Parachute

1375 yılında, Çin'in Yuan hanedanı, Moğol Ming Hanedanı'nı devirerek Kore ile ilişkileri bozmuştur. Barış görüşmeleri için Çin'e gönderilen Kore delegasyonu, casuslukla suçlanıp çölde idama mahkûm edilir. Yuan askerlerinin güzel prenses Zhang'ı kaçırdığı ortaya çıkınca, bu durum uzun bir savaşı tetikleyecektir. Delegasyonun hayatta kalan son üyeleri, prensesi kurtarmak ve bir savaşı önlemek için Yuan ordusuna karşı umutsuz bir mücadele başlatır. Milyonlarca hayat tehlikededir.
Savaşçı
Film detaylari icin tiklayin...
Sirius

Film detaylari icin tiklayin...
Die Befreiung von Auschwitz

61 yıl önce Amerikan işgal kuvvetlerin karşı Iwo Jima Adası'nı savunan Japon askerlerinin ve başlarındaki generalin hiç anlatılmamış öyküsüyle karşımıza çıkıyor. Iwo Jima'daki askerler arasında; yeni doğan kızını görmekten başka bir isteği olmayan fırıncı Saigo; becerisi ve onuruyla dünyaca tanınan Olimpiyat şampiyonu binici Baron Nishi; idealizmi henüz savaş sınavından geçmemiş eski bir askeri polis olan genç Shimizu ve teslim olmaktansa intiharı yeğleyebilecek katı bir asker olan Teğmen Ito vardı. Savunmaya önderlik eden isim ise, Amerika'ya yaptığı yolculuklarla savaşın umutsuz doğasını anlamış ama aynı zamanda Pasifik'in ötesinden gelen devasa Amerikan filosunu yenmek için gereken stratejiyi kavramış olan Tuğgeneral Tadamichi Kuribayashi idi...
Iwo Jima'dan Mektuplar

Türkçesi ayna olarak çevirilen Andrei Tarkovsky'nin en kişisel filmi. Zaman kavramının tamamen yitirildiği şiirsel bir dille, ölmekte olan bir adamın ikinci dünya savaşı sırasında çocukluğu, ergenlik dönemi ve annesiyle babasının boşanması sırasında yaşadığı travmanın Rusya'nın tarihi ve toplumunun evrimi fonunda verildiği bir başyapıt. 2. Dünya Savaşı'nın karanlık günlerini anlatan film, yönetmenin kendi çocukluğundan da izler taşıdığı gibi, Rus tarihine dair ilginç göndermeler de yapıyor. Filmde çocukluğun masumiyetinin savaşın dehşetine kurban gidişi anlatılıyor.
Ayna

Film detaylari icin tiklayin...
Le Baron et l'Empereur : Japon, la voie de la guerre

Filmin konusu Fransız ordusundaki komuta kademesinin savaşmak istemeyen askerlere gözdağı verip korkutmak amacıyla suçsuz askerleri kurşuna dizmesidir. Fransız Ordusu da savaş sırasında diğer müttefik orduları gibi korkaklık suçundan dolayı infazlar gerçekleştirmiştir. Ancak filmin merkezinde duran sorun, verilen emre karşı gelerek saldırıya geçmeyen tüm cephenin yerine rastgele seçilen askerlerin kurşuna dizilmesidir. Bu tür cezalandırma tarihte Romalılar tarafından yaygın olarak uygulanmıştır. Onuncunun cezalandırılması olarak dilimize çevrilebilecek decimation cezasında suçlular arasından her on kişiden bir tanesi öldürülerek ceza uygulanır. Bu ceza Fransız Ordusunda, Flanders yakınlarında 15 Aralık 1914 tarihinde geri çekilen Cezayir Alayı 8.Tabur 10. Bölük askerleri hücum emrine uymayınca uygulanmıştır...
Zafer Yolları

Avusturyalı Heinrich Harrer, II. Dünya Savaşı yıllarında ülkesinden uzaklaşarak Himalayalar'a gider. Tibet yakınlarındaki yasak bölge Lhasa'ya ulaşan Harrer'ın aklı henüz hiç görmediği çocuğundadır. Tibet'e kaçan Harrer, burada çocuk yaştaki kutsal lider Dalai Lama'yla tanışır ve Tibet halkının Çin'den gördüğü zulme tanık olur. Dalai Lama ise halkının onurunu düşünmekte ve Harrer'ın da yardımıyla sürekli kendisini eğitme ve geliştirme çabasındadır.