

Yolda
On the Road
Yonetmen: Walter Salles
Vizyon Tarihi: 22 Mayıs 2012
Konu
Beat kuşağının babası Jack Kerouac'ın, 1947’de gerçekleştirdiği ve üç yıl süren uzun yolculuğunun Yolda adıyla romana dönüşmüş halinin sinema uyarlaması olan filmde, Dean Moriarty (Garrett Hedlund) ve Sal Paradise (Sam Riley), Beat Kuşağı'nın birer portresi gibidirler. "Onu" bulmak için sürdürdükleri arayışları, ABD'yi baştan başa geçtikleri, çok yükseldikleri ve bir o kadar da dibe battıkları uzun ve heyecanlı bir yolculuğa dönüşür.
Oyuncu Kadrosu

Garrett Hedlund
Dean Moriarty / Neal Cassady

Sam Riley
Sal Paradise / Jack Kerouac

Kristen Stewart
Marylou / LuAnne Henderson

Amy Adams
Jane / Joan Vollmer

Tom Sturridge
Carlo Marx / Allen Ginsberg

Danny Morgan
Ed Dunkle / Al Hinkle

Alice Braga
Terry / Bea Franco

Elisabeth Moss
Galatea Dunkel / Helen Hinkle

Kirsten Dunst
Camille / Carolyn Cassady

Viggo Mortensen
Old Bull Lee / William S. Burroughs
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak

New Hampshire'e yeni gelmiş Humbert aşık olduğu kişiye ulaşabilmek için büyük bir plan yapar; Charlotte Haze'la evlenecek ve böylece onun erken gelişmiş, güzeller güzeli kızına her zaman yakın olacaktır. Usta yönetmen ve yapımcı Stanley Kubrick cinsel tutkuları, Vladimir Nabokov'un romanını temel alarak keşfe çıkıyor. Kubrick, aynı konuyu 37 yıl sonra Eyes Wide Shut ile tekrar ele aldı...
Lolita

Genç bir çift, Rosemary ve tanınmak için çırpınıp duran bir aktör olan kocası Guy, New York'taki kötü şöhretli eski bir binaya taşınırlar.Rosemary yeni yaşantısından tedirgindir. Komşu evlerden tuhaf seslerin geldiği bir ortamda, bir gece rüyasında şeytansı bir varlık tarafından tecavüze uğradığı görür. Ardından hamile kalır. Bu arada Broadway'de güzel bir rol kapan Guy'un kariyeri yükselmeye başlar.
Rosemary'nin Bebeği

Şrek, oldukça korkutucu bir görünüme sahip, devasa, yeşil bir troldür. Yalnızlığın getirisiyle, hayatının geri kalanını beraber geçirebileceği, en az kendisi kadar çirkin bir yaratık bulmanın hevesindedir. Bir kahin, kehanetini açıklar. Şrek ile güzeller güzeli bir prenses olan Fiona arasında duygusal bir ilişki cereyan edecektir. Ancak Şrek ne kadar çirkinse Fiona bir o kadar güzeldir. Oldukça garip durumlar ve vaziyetler peyda olmak üzeredir.
Şrek

Manor Çiftliği'ndeki hayvanlar, sahibi Bay Jones'un ihmalkarlığına ve zulmüne daha fazla dayanamaz. Domuzlar Snowball ve Napoleon’un liderliğinde isyan ederler, Jones ve eşini çiftlikten kovarak tüm hayvanların eşit olduğu bir dünya kurmaya çalışırlar. Ancak kısa sürede Napoleon, gücün tadını alır ve Snowball’u çiftlikten uzaklaştırır. Artık tek başına iktidarda olan Napoleon, eski efendileri kadar yozlaşmış ve zalim bir rejim kurar. Manor Çiftliği’ndeki hayvanlar, çiftliği bir cennete çevirerek uyum içinde yaşamak için mücadele eder. George Orwell’in klasik eserinden uyarlanan bu eşsiz hikaye, Kelsey Grammer, Patrick Stewart, Peter Ustinov ve Julia Louis-Dreyfus’un seslendirmeleriyle ve Jim Henson’s Creature Shop’un etkileyici animasyon teknikleriyle ustalıkla beyaz perdeye aktarılmıştır.
Hayvan Çiftliği

Gerçeğin, güzelliğin, özgürlüğün ve aşkın kutlamasının yapıldığı 1900'lü yılların göz alıcı, parlak fakat kötü şöhretli gece kulübünün adıdır Moulin Rouge... Satine, bu gece kulübünün parıldayan elması, en güzel yıldızı ve şehrin en tanınmış fahişesidir. Ama gece kulübünü finanse edecek zengin bir adamın takıntısı olmakla, gerçekten aşık olduğu beş parasız bir şair arasında seçim yapmak zorunda kalacaktır.
Kırmızı Değirmen

1943'te Burma'da bir Japon esir kampının komutanı olan Saito, kampa yeni gelen İngiliz Albay Nicholson'dan adamlarına Kwai nehri üzerine bir köprü kurmalarını emretmesini istemektedir. Saito'nun amacı bu köprüyü kullanarak Japon birliklerine cephane taşıma konusunda avantaj sağlamaktır. Saito'nun işkencesine dayanamayan Albay bir süre sonra köprünün emri altındaki mühendisler için de bir moral kaynağı olacağını düşünerek onun isteğini kabul eder. Nicholson düşmanının esiri konumunda da olsa, onun ve adamlarının yapabileceğinden daha iyi bir köprü yaparak onu psikolojik seviyede altetmiş olacağını düşünür. İnşaat ilerledikçe Nicholson köprünün düşmanına avantaj sağlayacağını tamamen unutur ve onu mükemmelleştirmek için elinden geleni yapar.
Kwai Köprüsü

Frank Herbert'in ünlü bilimkurgu klasiği romanından uyarlanan film, çöl gezegeni Dune'u kontolü altına almak isteyen 3 ırkın savaşını ve gezegen halkının beklediği Mesih'in gelişini anlatıyor.
Dune

Brian De Palma 1980’li yıllarda üç saatlik bir şölene dönüştürdüğü Tony Montanalı SCARFACE hikâyesini yakın tarihe kadar bir gizem olan 1931 yapımı SCARFACE filminden aktarmıştır. Hayatı sinema filmine konu olan Howard Hughes, senaryo yazarı Ben Hecht ve Amerikan sinemasının efsane yönetmenlerinden Howard Hawks’ın 1931 yılında gerçekleştirdikleri bu eser “Klasik” ve “Yön verme” vasıflarını hak eden bir çalışmadır. Eserin ana fikri Tony Guarino isimli karaktere dayandırılan Armitage Trail’in aynı isimli romanına dayanmaktadır.Ufak işlerde pişen Sicilya kökenli serseri Tony Camonte, dağlı teknikleri ve megaloman seviyede ki kazanma hırsıyla Chicago Yeraltı Dünyasının en büyüğü olmaya yemin etmiştir. Bu yolda da kendi patronundan şehri yönetenler kulübünün üyelerine herkes birer araçtır. Sırası gelenler bu hırstan kendine düşen payı alacak ve hastanede ki suikast sahnesinde olduğu gibi bir buket çiçek ve kurşunla şehirden ve hayattan uğurlanacaktır.
Yaralı Yüz

Tek gerçek aşkı olarak gördüğü kadını kaybetmesinin ardından bir bilimkurgu yazarının hayatına birkaç yıl boyunca başka kadınlar girip çıkar.
2046

Bir trende karşılaşıp birbirlerinin babası ile karısını öldürmeyi düşünen iki kişinin hikâyesi, on yıldır ABD'de olan İngiliz Alfred Hitchcock'un ilgisini çekti. Yönetmen, her zamanki gibi, fiyatı düşürmek için adını vermeden kitabın film haklarını 7 bin 500 dolara aldı. Hikâye malum: Zengin psikopat Bruno (Robert Walker), tenis yıldızı Guy'a (Farley Granger), onun karısı ile kendisinin babasını öldürme işini değiş-tokuş etmelerini teklif eder. Derken fikrini uygulamaya koyar ve Guy'dan karşılığını bekler...