

Sleepwalk with Me
Yonetmen: Mike Birbiglia
Vizyon Tarihi: 24 Ağustos 2012
Konu
“Size bir hikaye anlatacağım, gerçek bir hikaye… Her zaman insanlara şunu söylerim,” diyor izleyiciye komedyen/oyun yazarı/ yönetmen Mike Birbiglia otobiyografik ama kurgusal eserinin başlangıcında. Birbiglia sinematik bir suret yaratırken alaycılığını da yanına alıyor. Stand-up komedyeninin gecikmiş kariyerin verdiği stresle, kontrolünden çıkmak üzere olan bayat bir ilişkiyle ve göz ardı edemeyeceği düzeye ulaşmış uyurgezerlikle verdiği mücadelesinin hikayesini izliyoruz. Başarılı tek kişilik gösteriden uyarlanan SLEEPWALK WITH ME kişisel bir acıyı komik bir hikayeye dönüştüren tutkulu ve özel hikaye anlatımına iyi bir örnek. Ira Glass’in hem yapımcılığını hem de yardımcı senaristliğini üstlendiği SLEEPWALK WITH ME Lauren Ambrose (“Six Feet Under”), Carol Kane (Taxi), James Rebhorn (Meet the Parents), Cristin Milioti (“30 Rock”) gibi isimlerin de yer aldığı bir film. Samimi bir dile sahip olan Mike Birbiglia hem komik hem dramatic olan güçlü ve hüzünlü bir esere imza atıyor.
Oyuncu Kadrosu

Mike Birbiglia
Matt

Lauren Ambrose
Abby

James Rebhorn
Frank

Carol Kane
Linda

Cristin Milioti
Janet

Aya Cash
Hannah

Marylouise Burke
Aunt Lucille

Loudon Wainwright III
Uncle Max

Ben Levin
Philip

Henry Phillips
Henry
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak

Film detaylari icin tiklayin...
Sione's Wedding

Bir grup başarılı lise öğrencisi, gitmek istedikleri üniversite için ülkeyi dolaşmaya karar verirler. Yola çıktıklarında ise onları bir sürpriz beklemektedir. Bir polis şefi olan Melanie'nin babası James Porter, gençlerin güvenliğini sağlama maksadıyla onları takip etmektedir.
Okul Gezisi

Film detaylari icin tiklayin...
Chance

Yaşı geçkince ve kilolu James Aaron annesiyle oturan bir oyuncudur Hayattan istediği 3 şey vardır: Birine aşık olmak, iyi bir oyunculuk sergileyeceği bir rol almak ve kilo vermek… Bir gün dondurma dükkanında Beth ile tanışır Sonunda annesinden bağımsız bir hayat kuracağı ve birlikte peynir yiyeceği birini bulmuş mudur?
Ruh Eşim

Desiree ile yaşadığı ayrılık sonrası umutsuzluğundan kurtulamayan Zia bileklerini keserek intihar eder ve kendini sadece intihar eden insanların olduğu büyük çöllerle kaplı, sağda solda eski lastiklerin ve yanmış kanepelerin görüldüğü bir öteki dünyada bulur. Tesadüf eseri, Desiree'nin de onun intiharından birkaç ay sonra intihar ettiğini ve şu an kendisini aramakta olduğunu öğrenir ve Desiree'yi aramaya başlar. Eugene (kendisi elektrik ile öldüren bir Rus rockçı) ile birlikte Desiree'yi aramak üzere arabayla yola çıkarlar, bulundukları yerin sorumlularını aramakta olan ve yanlışlıkla bu yere alındığına inanan otostopçu Mikal'ı arabalarına alırlar. Kısa zamanda kendilerini Kneller'in kampında bulurlar, burada yaşanan küçük mucizelerin sayısı giderek artmaktadır. Mucizeler yaratan bir kral hakkında söylentiler duyarlar. Zia Desiree'yi bulabilecek midir? Peki ya bulduktan sonra ne olacak? Ölümün olduğu yerde umut da vardır.
Bilek Kesenler; Bir Aşk Hikâyesi

Film detaylari icin tiklayin...
Звезда Давид

Film detaylari icin tiklayin...
The Show-Off

Sözünü esirgemeyen ama yine de bazen abartılı derecede küfürbaz komedyen. İnsanların sistem icinde nasıl hayatlarını bir hiç uğruna yaşadıklarını çok basarılı bir şekilde anlatmış.
George Carlin: Life Is Worth Losing

Film genç bir adamın evliliğinden önceki iki haftasını konu alıyor.
The Baxter

40 yaşındaki Andreas, kendini garip bir şehirde bulur. Oranın neresi olduğu veya nasıl geldiği hakkında en ufak bir fikri yoktur. Bir işi, evi ve karısı vardır. Bir şeylerin yanlış gittiğinin farkına varır ve şehirden kaçmaya çalışır fakat bir çıkış yolu yoktur. Hugo isminde bir adamla tanışır ve onun kaçmasına yardım edebileceğini düşünür. Öteki dünyaya kaçmak için ufak da olsa bir ışık doğunca, bu şansını sonuna kadar kullanmaya karar verir * Çok ama çok güzel. Norveç sinemasının incisi diyebilirim, günümüzün, özellikle de kuzey ülkelerinin sorunsuz yaşantılarına sorun katmalarını hicvediyor * Andreas mutsuz çünkü sanal bir ortamda yaşadığını fark ediyor. Aslında yemeklerin tat vermediği, içkilerin sarhoş etmediği, kimsenin "insani" duygular göstermediği bir dünya orası; "The Truman Show" tarzı bir yapay cennet. Filmin meselesi tam da bu: Konformizmin adeta bir din haline gelmesi