

Oyuncu Kadrosu

Frajt Edit
Netti

Balázsovits Lajos
Hannover István

László Gálffi
Pelle Gyula
Kálmán György
Ágoston doktor

László György
Cellatárs
Konrád Antal
Antal Konrád
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak

David Gale ölüm cezası karşıtlarının en önemli isimlerinden biridir ve idam cezasısının kaldırılması için büyük çaba sarf etmektedir. Kendisi gibi idama karşı çıkan Constance Harraway adındaki bayan tecavüze uğramış ve vahşice öldürülmüştür ancak bu trajik olayın acı tarafı ise suç David`in üzerine kalmıştır. gazeteci Elizabeth Bloom ile çok özel bir röportaj yapmayı kabul eden David ona olayı açıkça anlatır. Çok iyi bir haber yakaladığının farkında olan Bloom onun anlattıklarını dinledikçe olayın başka boyutlarını da öğrenir. Bu adamın hayatı onun ellerindedir ve bu masum adamı kurtarmak için hemen harekete geçer. David Gale'in idamına çok az zaman kalmıştır ve çabaları vaktinde sonuç verip onu kurtarabilecek midir?
Ölümle Yaşam Arasında

Dr. Theo Calder akıl hastaları ile ilişki kurmakta çok başarılı bir psikologtur. Calder, Üniversiteden eski arkadaşı Ethan Powell’in cinayet suçundan dolayı yattığı bir Afrika hapishanesinden çıktığını öğrenince bu olayla ilgilenmek ister. Powell birkaç yıl önce dağ gorilleriyle ilgili bir araştırma yaparken ortadan kaybolmuştur. Birisini öldürünce yakalanan Powell, çevresine karşı vahşi bir hayvanın tepkilerini vermektedir. Dr. Calder, Powell ile iletişim kurmak için kızkardeşi Lynn’den yardım ister. Birlikte Powell’ın beyninin derinliklerine inecek ve başından geçen olayları günışığına çıkarmaya çalışacaklardır.
İçgüdü

Katherine Ann Watson (Julia Roberts), 1953 yılında sanat tarihi öğretmeni olarak California’dan New England’da bulunan Wellesley Kız Koleji’ne gelir. Dönem savaş sonrasıdır. En başarılı ve en iyi öğrenciler bu okulda okusalar da, okul ve kasaba oldukça muhafazakârdır. Öğrencilerine, yürüyecekleri yolun onlara gösterilmiş olan değil, kendilerinin seçecekleri yol olduğunu anlatmaya çalışan Watson, güçlü bir muhalefetle karşılaşacaktır.
Mona Lisa Gülüşü

Roland Suso'nun yönetmenliğini üstlendiği İçimdeki Ben. büyük bir kaza atlatan ve hafızasını kaybeden bir adamın sonrasında yaşadıkları anlatılıyor. Ryan Phillippe, Sarah Polley'in başrolünü üstlendiği filmin konusu kısaca şöyle: Simon, ölümden döndüğü kazanın ardından gözlerini bir hastanede açar. Hafıza kaybından dolayı hayatındaki son iki yıla ait hiç bir şeyi hatırlamamaktadır. Kardeşi Peter'in öldürüldüğünü ve hatırlamadığı bir kadınla evli olduğunu öğrenir. Bu arada aşık olduğu bir kadının garip görüntüleri sürekli zihnini meşgul etmektedir. Sonunda, kardeşinin öldürülmesinin ardındaki nedeni keşfederken, kendi yaşamında da inanılmaz değişimler ortaya çıkar. Şimdi ve hafızasını kaybettiği zaman arasında gidip gelmektedir. Simon, zaman içinde yolculuk mu yapıyordu yoksa hafıza kaybı aslında ciddi bir deliliğin sinyallerini mi veriyordu?
İçimdeki Ben

Luis Molina ve Valentin Arregui, Güney Amerika'daki bir hapishanede hücre arkadaşıdırlar. Trans bir birey olan Luis, ahlaksız davranışlardan suçlu bulunmuş, Valentin ise siyasi bir mahkûmdur. Luis gerçeklikten kaçmak için romantik filmler icat ederken, Valentin içinde bulunduğu durumu aklından çıkarmamaya çalışır. Birlikte geçirdikleri zaman boyunca iki adam birbirlerini anlamaya ve saygı duymaya başlarlar.
Örümcek Kadının Öpücüğü

Matthew Bright'in yönetmenlik debutu olan bu kara mizah dolu gerilim, "Kırmızı Başlıklı Kız" masalını modern ve rahatsız edici bir şekilde yeniden yorumluyor. Reese Witherspoon'un genç ve başına buyruk Vanessa rolündeki çarpıcı performansıyla dikkat çeken film, Kiefer Sutherland'ın canlandırdığı sinsi psikopat Bob ile unutulmaz bir kötü adam portresi sunuyor. Oliver Stone'un yapımcılığını üstlendiği bu amoral yol hikayesi, geleneksel masal anlatılarını ters yüz ederken şiddet, karanlık komedi ve sosyal eleştiriyi bir araya getiriyor. "Natural Born Killers" ve "The Devil's Rejects" sevenlerin kaçırmaması gereken bir kült klasik. Film, izleyiciyi rahatsız etmekten çekinmeyen cesur anlatımıyla "politik doğruluk" sınırlarını zorluyor. Sundance'de yarattığı sansasyonun ardından underground sinema severlerin gözdesi haline gelen bu yapım, 90'ların en sıra dışı bağımsız filmlerinden biri olarak kabul ediliyor.
Kanlı Dönemeç

Geceyarısı Ekspresi Alan Parker'ın yönetmenliğini yaptığı İngiliz-Amerika ortak yapımı ve 1978 çıkışlı bir sinema filmidir. 1970'te, Türkiye'de tutuklanıp hapse atılan William Hayes'in gerçek öyküsünden yola çıkılarak yazılmış hikâyeyi anlatmaktadır. Amerikalı genç bir turist olan William Hayes, sevgilisi Susan ile birlikte Türkiye'de tatildedir. Hayes tatil dönüşü arkadaşlarına satıp para kazanmak amacıyla ülkesine dönerken yanında iki kilogram haşhaş götürmeye teşebbüs eder. Vücuduna canlı bomba gibi yerleştirdiği küçük paketler halindeki uyuşturucu uçağa binmek üzereyken yapılan ani bir güvenlik aramasıyla polisler tarafından bulunur ve İstanbul Sağmalcılar Cezaevi'nde tutuklu geçireceği süreç başlar.
Geceyarısı Ekspresi

Genç ve idealist bir doktor olan Dr. Guy Luthan (Hugh Grant), New York'ta acil serviste çalışmaktadır. Bir gece, garip semptomlarla gelen bir hasta aniden ölür. Otopsi sırasında hastanın beyninin ve omuriliğinin kayıp olduğunu fark eden Guy, bu durumun üzerine gitmeye karar verir. Ancak araştırmaları derinleştikçe, ünlü nörolog Dr. Lawrence Myrick'in (Gene Hackman) liderliğindeki bir grup doktorun, evsizler ve kayıp kişiler üzerinde yasa dışı tıbbi deneyler yaptığını keşfeder. Myrick'in ekibi, omurilik yaralanmalarını tedavi etmek için etik dışı yöntemler kullanmaktadır.
Dehşet Sınırı

Film detaylari icin tiklayin...
Tommy

Film, Oscar Wilde'nin homoseksüel yaşamını anlatıyor...