

Muhteşem Fare Dedektif
The Great Mouse Detective
Yonetmen: Ron Clements
Vizyon Tarihi: 2 Temmuz 1986
Konu
Viktorya döneminin Londra'sında, küçük fare kızın oyuncakçı babası tahta bacaklı bir yarasa tarafından kaçırılır. Küçük kız kemirgen dünyasının Sherlock Holmes'u olarak bilinen Baker'lı Basil'in yardımını alır. Olay genişledikçe, Basil işlenen suçun kraliyete işlenen bir suçla ilgisi olduğunu çözer.
Oyuncu Kadrosu

Barrie Ingham
Basil of Baker Street / Bartholomew (voice)

Vincent Price
Professor Ratigan (voice)

Val Bettin
Dr. David Q. Dawson / Thug Guard (voice)
Susanne Pollatschek
Olivia Flaversham (voice)

Candy Candido
Fidget (voice)

Diana Chesney
Mrs. Judson (voice)

Eve Brenner
The Mouse Queen (voice)

Alan Young
Mr. Flaversham (voice)

Basil Rathbone
Sherlock Holmes (voice)
Ellen Fitzhugh
Bar Maid (voice)
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak

16 Haziran 1959... "Süpermen'in Maceraları" filminin Çelik Adamı George Reeves (Ben Affleck) için Hollywood'un görkemli günleri ölümüyle sona erer. Hollywood Tepeleri'ndeki evinde bir kurşun yarasıyla ölü bulunan Reeves ardında genç yıldız adayı bir nişanlı, milyonlarca acılı hayran ve bir anne bırakır. Ölümünün peşinden sadece annesi Helen Bessolo (Lois Smith) gidecek ve cevapsız sorulara yanıt arayacaktır. Helen bunun için özel dedektif Louis Simo (Adrien Brody) ile anlaşır. Simo, hiçbirşey göründüğü gibi olmadığını ve korkunç bir senaryo oynatıldığını keşfeder.
Suç Ülkesi

Mr. Bean İngiltere’de Ulusal Galeri’de güvenlik görevlisidir. Ancak bir sorun vardir. İşini yaparken sürekli uyuyakalmakta ve bu yüzden komik olaylara sebep olmaktadır. Her ne kadar tüm amirleri onu kovmak istese yönetim kurulu başkanı onu savunduğu için bu mümkün değildir. Bu yüzden de galeri çalışanları ondan kurtulmak için başka bir yola başvurur. Mr. Bean, ünlü başyapıt ”Whister’in Annesi” isimli tabloyu İngiltere’den Amerika’daki Grierson Galerisi’ne götürmekle görevlendirilir. Amerikalıların ünlü sanat uzmani Dr. Bean zannettikleri Mr. Bean ise Amerika’ya ayak bastığı andan itibaren ortalığı karıştırmaya başlar...Ancak bir sorun vardır. Whistler’in Annesi’nin gösterileceği serginin açılışına saatler kala, tabloya korkunç bir şey olmuştur. Ve maalesef bu durumu düzeltebilecek bir tek kişi vardir: Mr. Bean...
Bean: Bir Felaket Filmi

Torrente, kazandığı tüm parayı kaybettikten sonra Marbella’ya taşınmıştır. Artık özel dedektiflik yapmaktadır. Baktığı davalardan biri, şehri yok etmek üzere kurgulanan korkunç bir operasyon ile ilgili bir olaydır. Fakat Torrente’nin, kendi öz amcasının bu olayın bir parçası olduğundan haberi yoktur.
Torrente 2: Mission in Marbella

1928 yapımı bu filmde Georg Wilhelm Pabst’ın natüralizminin derinliklerine dalıyoruz. Neşe içinde gezerken etrafındaki herkese trajedi saçan Femme Fatale’imizle tanışın: Lulu. başrollerde Bob Cut’ı hayatımıza sokan karizmatik oyuncu Louise Brooks ve zamanının Dracula’larından Francis Lederer.
Pandora'nın Kutusu

General Sternwood kızının üzerinden ona şantaj yapan Arthur Geiger'dan korunmak için ünlü dedektif Philip Marlowe'u tutar. Marlowe, incelemeleri sırasında aileyi tehdit eden yeraltı çetesi ve General'in kızları arasındaki ilişkiyi fark eder, küçük kızı Carmen'i cinayet suçlamasından kurtarır. Bu arada General'in büyük kızı Vivien ile de önce nefret dolu bir ilişki başlar, zamanla bu ilişki aşka dönüşür. Görevini başarıyla tamamlayan Marlowe, tüm aileyi tehlikelerden kurtarır ve hayatının kadınına kavuşur. Raymond Chandler'ın romanından uyarlanan The Big Sleep, önemli bir "film-noir" örneği. Filmin aynı zamanda Michael Winner tarafından 1978'de çekilen aynı isimli bir uyarlaması da mevcut.
Derin Uyku

Yönetmenliğini John McTiernan'ın üstlendiği filmde yeni heyacanlar peşindeki dolar milyoneri bir playboyun serüvenleri anlatılıyor. Hayatına yeni heyacanlar katmak isteyen playboy, dünyanın en ünlü Monet tablolarından birini çalar.Tabloyu kimin çaldığını bulmak üzere bir kadın dedektif olaya atanır. Playboyumuz da bu dedektife aşık olur.
İkili Oyun

Dedektif Frank Bullitt'in yeni görevi oldukça basit görünmektedir. Haftasonu süresince önemli bir davanın tanığı olan bir yıldızı korumak. Ama daha gece bitmeden tanık vücudundaki tabanca mermileriyle yere yıkılmış ve ölü yatmaktadır; aklı başında ve seri polis Bullitt ise onu vuranlar ve yöneticilerini yere serene kadar dinlenmeyecektir.
Gangsterin Kaderi

Piston Kupası için The King ve Chick Hicks’e karşı yarışmak üzere Kaliforniya’ya gitmekte olan meşhur yarış arabası Lightning McQueen, kaza ile Radiator Springs adındaki küçük bir kasabanın yollarına zarar verir. Üstelik kendisinin de tamir olması için çok çalışması gerekmektedir. Bu sırada bu olayla beraber o kasabada geçirdiği zamanlarda dostluklar edinir ve gerçek sevgiyi yaşar. Hatta aşkı bile katar yaşamına. Bu küçük kasabada kaldığı sürece değerleri değişmeye başlar. İşte ancak ondan sonra gerçek bir kazanan olmaya hazır hale gelecektir.
Arabalar

Özel dedektif Sam Spade, ortağı Miles Archer ve sekreterinden oluşan dedektiflik bürosunda her gün sıradan ve bilindik işlerin peşinde koşarken müşteri olarak gelen Brigid O'Shaughnessy'nin hayatlarına girmesi ile herşeyin değişeceğinden habersizdir. Brigid, kardeşinin birlikte kaçtığı belalı sevgilisini bulmaları için iki dedektifi tutunca Archer, adamı bulmak için hemen peşine düşer. Fakat ortağının bu yolculuk sırasında gizemli bir şekilde öldürülmesi sonucu, Brigid'in aslında yalan söylemiş olduğu ortaya çıkar. Bütün bu yalanların uzandığı nokta, Malta Şahini adlı paha biçilmez bir heykele ulaşabilmektir. Sandığından çok daha büyük bir belanın içine batmış olduğunu anlayan Sam için artık sadece kendisini kurtarmak vardır.
Malta Şahini

Macera türünün klasikleri arasında gösterilen The Man Who Would Be King, usta sinemacı John Huston’ın yönettiği sürükleyici bir yapım. Rudyard Kipling’in bir öyküsünden esinlenilerek çekilen film, 1880’lerde Hindistan’da geçiyor.