
Oyuncu Kadrosu

Édith Scob
Actress
Dominique Catton
Actor
Gérard Despierre
Mechanic
François Rochaix
Theater Director
🎬 Bu Filmi Begendiysen Bunlara da Bak

Film detaylari icin tiklayin...
Her Şey Yolunda

Jean-Luc Godard'dan marksist bir polisiye! Godard'ın karanlıkta, elindeki filmlerin duyarlılığına hiç aldırmadan, korkusuzca ve tam bir avantgarde gibi kotardığı "Alphaville", Alfa Şehrine gelen bir dedektifin öyküsü aracılığı ile, modern dünyayı, kapitalizmi, geleceği ve toplumsal-ekonomik ilişkileri sorguluyor. * Amerikalı özel dedektif Lemmy Caution, başka bir gezegendeki baskıyla yönetilen bir ülkenin başkenti Alphaville'e gelir. Amacı ülkenin başkanına suikast düzenlemektir. Alpha 60 isimli başkan aslında insan benzeri bir robottan başka bir şey değildir. Ne var ki Lemmy olaylar esnasında çekici bir kadın olan Natacha'yla tanışıp aşık olur. Güzel kadın, Alpha 60'ı tasarlayan bilimadamının kızıdır. Dolayısıyla Lemmy'nin görevi önündeki en büyük engel bu kızla yaşadığı ilişki oluverir.
Alphaville, Lemmy Caution'un Garip Serüveni

Arthur ve Franz her ne pahasına olursa olsun büyük bir vurgun yapıp zengin olmak isteyen iki yakın arkadaştır. Franz yeni tanıştığı genç ve güzel Odile'in büyükannesinin evinde gizlediği paralardan haberdar olduğunda hemen harekete geçerler. Sıfır hatayla planladıkları soyguna genç kızı ikna etmeleri kolay olmasa da, sonunda harekete geçerler. Ancak hayat her zaman planlananı vermez ve bazı sonuçlar beklenenden ağır olabilir * Fransız Yeni Dalgası'nın müstesna ismi Jean-Luc Godard, Serseri Aşıklar'daki üslubunu, teknik olarak daha az deneysel olsa da, tematik olarak sürdürerek, unutulmaz bir yapıma imza atıyor. Ve dikkatli sinemaseverlerin farkedeceği üzere, Quentin Tarantino'ya kuracağı yapım şirketi ismi için de ilham veriyor: 'A Band Apart'
Çete

Film detaylari icin tiklayin...
Die Architekten

Film detaylari icin tiklayin...
Rrugë të bardha

Film detaylari icin tiklayin...
Les Bonnes Femmes

Film detaylari icin tiklayin...
La Femme d'à côté

Ellili yaşlarının başındaki boşanmış Rémy, hastaneye yatırılır. Rémy'nin eski eşi Louise, başarılı bir maliyeci olan oğulları Sébastien'dan Londra'daki son derece cazip işini bırakıp eve dönmesini ister. Sébastien tereddüt eder; babasıyla ikisinin uzun yıllardır birbirlerine söyleyecek lafları kalmamıştır pek. Ancak insafa gelerek, annesine yardım edip babasının ölümcül kanserle mücadelesini desteklemek üzere Montreal'e uçar. Sébastien gelir gelmez yeri göğü birbirine katar, ilişkilerini devreye sokar ve Rémy'yi bekleyen sıkıntıları azaltmak uğruna, akla gelebilecek her şekilde sistemi zorlar. Babasının geçmişine damgasını vurmuş neşeli ekibi de, yani akrabaları, dostları, eski metresleri, onun yatağının etrafında toplar. Bu "barbar istilâları" çağında bu insanlar ne hale gelmişlerdir? O eski günlerin fütursuzca davranışları, dostluğu ve farfarası hâlâ yerli yerinde midir? Mizah, zevk düşkünlüğü ve arzular hâlâ düşlerini süslemekte midir?
Barbarların İstilası

Jean-Luc Godard'ın başyapıtı Pierrot le Fou (Çılgın Pierrot), yönetmenin uzun ve parlak kariyerinde önemli bir kilometre taşıdır. Karışık bir dönüm noktası olan film, Godard'ın Breathless (Nefes Nefese, 1960) ve Vivre Sa Vie (Hayatını Yaşamak, 1962) gibi eserlerinin deneysel yaşam gücü ve Week End (Hafta Sonu, 1967) ve Wind from the East (1969) gibi son derece politik, alaycı ve acı bir biçimde komik filmleri arasında kalır. Pierrot le Fou, her ikisinin öğelerini de barındırır ve sırf bu nedenle izleyici için zengin bir deneyim fırsatı sunar. Ancak filmin sahip olduğu bir başka koz da gerçek güzellik duygusu. Eleştirmenler, Godard'ın polemik yaratan üslubuna karşın zarif bir biçimde güzel filmler de yaptığını unutmaya meyilli ama Pierrot le Fou, hiç kuşkusuz Contempt'le (1963) birlikte, bu açıdan değerlendirilmeli.
Çılgın Pierrot

Henüz 22 yaşında olan Nana, aktris olma hayalleriyle evliliğini ve çocuğunu bırakır. Fakat güzel Nana için işler hiç de yolunda gitmez. Bu başladığı yeni hayatında kendini bir anda sokaklarda fahişelik yaparken bulur. Sonuç ise kamera hareketleri, kurgusu, ses ve müzik kullanımı, diyalogları ile Godard'ın eteğinde ne varsa döktüğü şiirsel bir başyapıt. Bir düş(üş)ün hikayesi...